Almanya’nın Hizbullah’ı Yasaklama Girişimi

Deniz Caner Araştırmacı, Dış Politika

Tahran’dan Hizbullah’a 2017 senesine kadar yılda 200-350 milyon dolar aktarıldığı ve ABD yaptırımları nedeniyle bu desteğin aynı ölçekte sürdürülemediği belirtilmektedir.

Hizbullah’ın askerî kolunu 2013 yılında yasaklamış olan Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri, örgütün siyasi koluna ilişkin bugüne dek bu yönde bir karar almış değil. Alman Spiegel dergisi 28 Kasım 2019 tarihli haberinde, Hizbullah’a yönelik siyasi yasak kararının Almanya Dışişleri, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları tarafından kabul edildiğini ve gelecek hafta bu tasarının İçişleri Bakanlığının gündeminde olacağını aktardı. Ancak Almanya İçişleri Bakanlığı, ülke ve Avrupa medyasında büyük yankı bulan bu haberi yalanladı. Bakanlığın basın sözcüsü Steve Alter, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Medyada Hizbullah’ın hükûmet kararıyla yasaklanacağı yönünde çıkan haberleri doğrulamıyoruz.” ifadelerini kullandı. Hizbullah’ın siyasi kolunun en aktif olduğu Avrupa ülkelerinden biri olan Almanya’da bu tartışma aslında bir süredir devam ediyor. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Hizbullah’ın dernekler kanunu gereğince yasaklanması gerektiğinde geçtiğimiz yazdan beri ısrarcı. Almanya’nın faal siyasi kuruluşları arasında olan CDU, SPD ve Yeşiller gibi sol partiler de iki senedir Hizbullah’a ilişkin yasak kararının alınmasını talep ettiği gibi ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve ABD Berlin Büyükelçisi Richard Grenell de bu konuda Almanya’ya bir süredir baskı yapıyor. Hizbullah’ın hem siyasi hem de askerî kolu; Amerika, İsrail, Kanada, İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde yasak. Ancak Lübnan yönetimi ile iletişim kanallarını açık tutmak isteyen ve mecliste 13 kürsüsü, hükûmette ise 3 bakanı olan Hizbullah’ı Lübnan’daki önemli aktörlerden biri olarak gören Avrupa ve Almanya, yasak kararını henüz gündemine almış değil. Ne var ki farklı kolları birbiriyle bağlantılı olan örgütün siyasi kolu da askerî koluna destek amacıyla Avrupa’da ve özellikle Almanya’da faaliyetlerine devam etmekte.

Hizbullah’ın Almanya’daki Siyasi Faaliyetleri

Almanya Anayasasını Koruma Kurumu Verfassungschutz’un raporuna göre Almanya’da 250’si Berlin’de yaşamakta olan 1.050 Hizbullah destekçisi bulunmaktadır. Hamburg İslam Merkezi (IZH) ve Şii Cemaatlerin Çatı Örgütü (IGS), Almanya’nın en meşhur Şii kuruluşları olarak öne çıkmakta ve Berlin’de bulunan İmam Rıza Camii de Hizbullah propagandasının yapıldığı önemli merkezler arasında yer almaktadır. Fakat Almanya Federal Polisinin açıklamasına göre bu yapılarla Hizbullah arasında doğrudan bir bağlantı bulunmamaktadır. Almanya’da, Hizbullah’ın siyasi kolunu temsil eden Şii kuruluş ve camilerde para toplanmaktadır. Toplanan paraların uyuşturucu kaçakçılığı, araba kaçakçılığı ve kara para ticaretinde kullanıldığı da iddialar arasındadır.

Hizbullah, Uyuşturucu ile Mücadele Ajansı (Drug Enforcement Agency’nin/DEA) raporlarında mafya yapılanmasına sahip küresel bir uyuşturucu karteli olarak yer almaktadır. DAE; Lübnan, Suriye ve Yemen’deki militanların nasıl finanse edildiğine ilişkin de bilgiler vermektedir. Buna göre uyuşturucu Güney Amerika ülkelerinden getirilerek ABD’de ikinci el arabalara yüklenmekte ve gemi yoluyla Sierra Leone, Liberya ve Gana’ya transfer edilmektedir. Bunun ardından arabalar Afrika’da satılırken uyuşturucu Avrupa’ya gönderilmekte ve bu satışlardan elde edilen gelirler Lübnan bankalarına aktarılmaktadır. Raporda bir kısmı Hizbullah’a aktarıldığı iddia edilen paraların kalan kısmıyla da yeni araçlar temin edildiği ve Avrupa’ya gelen uyuşturucunun özellikle Almanya’da etkin olan büyük Şii aileler aracılığıyla piyasaya sürüldüğü iddia edilmektedir. Özellikle kokainin Rotterdam, Antwerp ve Hamburg limanlarına getirilerek buralardan Almanya’ya aktarıldığı söylenmektedir. Büyükelçi Grenell, kara para konusunda Almanya’nın Hizbullah için altın kent olarak bilinen bir Eldorado olduğunu söylemiş ve ülkenin, büyük bir uyuşturucu ağının geçiş noktası olarak Hizbullah açısından son derece önemli olduğunu belirtmişti.

ABD makamları bu ticarete ortak olan şahısların Lübnan’daki banka hesaplarını Nisan 2019’da dondurmuştu. Berlin polisi 2014 yılında Berlin’de ve diğer eyaletlerde yüksek miktarda nakit para ve altına el koymuştu. Aynı yıl, dönemin İçişleri Bakanı Thomas de Maizière’nin girişimiyle Essen eyaletine bağlı olan birçok eyalette de şubesi bulunan Lübnan Yetim Projesi derneğine yasak getirilmişti. Zira bakanlık bu derneğin 2007-2013 yılları arasında 3,3 milyon avroyu Hizbullah’a bağlı Lübnan Şehit Vakfına gönderdiğini tespit etmişti. ABD makamlarına göre Hizbullah lideri Hasan Nasrullah’ın eline bu sayede her ay 200 milyon dolar geçmektedir.

Mevzubahis iddialara göre Almanya’daki Şii cemaatlere bağlı kuruluş ve camiler, Hizbullah’a maddi destek sağlamakla kalmamakta Hizbullah propagandası yaptığı gibi Cuma hutbelerinde ve düzenlediği programlarda İsrail ve Yahudiler aleyhine nefret söylemlerinde bulunmaktadır. Ayetullah Humeyni 1979 yılında Ramazan ayının son cuma gününü “Kudüs Günü” ilan etmişti. O tarihten bu yana Kudüs Günü dünya çapında anıldığı gibi 1980 yılından beri Almanya’da da programlar tertip edilmektedir. Berlin’de ise 1996 yılından beri her yıl yürüyüşler düzenlenmektedir. 2015 yılında gerçekleşen Kudüs yürüyüşünde de “Amerika’ya ölüm! İsrail’e ölüm!” gibi sloganların atıldığı gözden kaçmamıştı. Ayrıca tüm engellemelere rağmen Hizbullah’ın yayın organı olan el-Manar’ın TV yayınları Berlin’e ulaşmaktadır. Almanya’daki siyasi parti ve STK’lar tarafından örgütün askerî kolunun Avrupa ve Almanya’da düzenlediği suikastlar ve Suriye iç savaşında 5.000 ile 8.000 arasındaki militanıyla üstlendiği rol nedeniyle Hizbullah’ın siyasi kolunun faaliyetlerinin de terör kapsamında değerlendirilmesi talep edilmektedir.

Almanya’da bulunan Yahudi cemaatler, Hizbullah’ın siyasi kolunun yasaklanmamasına yönelik sert eleştiriler yöneltmektedir. Bu gruplar, yukarıda bahsedilen tüm faaliyetlerin Hizbullah’ı daha da güçlendirdiğini belirtmektedir. Yasak getirildiği takdirde örgütün finans ayağının kontrol altına alınacağını ve Almanya’da yürüttükleri klan yapılanmasının ve ağlarının aydınlatılacağını savunmaktadır. Durumdan rahatsız olan Yahudi cemaati, Almanya’nın antisemitizme karşı duyarlı olduğu konusundaki açıklamalarını ciddiye almadıklarını ifade etmektedir.

Hizbullah’ın Siyasi Kolu Yasaklanırsa Ne Olur?

Avrupa ve özelde Almanya henüz Hizbullah’ın siyasi kolunun yasaklanması hususunda bir fikir birliğine varmadığı gibi bu yönde geleceğe dönük bir çalışma da söz konusu değildir. Avrupa, Lübnan’daki tüm siyasi aktörlere eşit mesafede durmak ve iletişim kanallarını açık tutmak istediği için Hizbullah’ın siyasi faaliyetlerine şimdilik bir yasaklama getirmek istememektedir. Alman diplomatların, Hizbullah ve İsrail arasında arabuluculuk rolü üstlenmeleri de Hizbullah ile olan temasın kesilmesinin arzu edilmemesinin nedenlerinden biridir. Nitekim AB İstihbarat ve Değerlendirme Merkezi Başkanı Gerhard Conrad’ın Lübnan ile iyi ilişkilerinin olduğu ve Hizbullah ile İsrail arasında esirlerin değiş tokuşuna dönük görüşmelerde büyük rol oynadığı bilinmektedir.

Daha önce Brüksel’de Hizbullah’ın siyasi kanadının yasaklanması gündeme getirilmiş fakat bu girişim Fransa engeline takılmıştı. Almanya’da 2016 yılında yürüyüşlerde Hizbullah bayraklarının veya sembollerinin kullanılmasına ilişkin getirilen yasak yürürlükte olmasına rağmen Hizbullah, Avrupa ve Almanya’da yasal bir örgüt olduğu için Alman polisinin bu yasağı önemsemediği görülmektedir. Eğer Almanya ve Avrupa genelinde böyle bir yasaklama söz konusu olursa Hizbullah tamamen PKK ve DEAŞ gibi bir terörist örgüt olarak kabul edilmiş olacaktır. Böylece örgütün tüm siyasi sembolleri ve faaliyetleri yasak kapsamına girecektir. Hizbullah’ın siyasi faaliyetlerini yürüttüğü kuruluş ve camilere yasak getirilse dahi bunların başka isim ve çerçevelerde faaliyetlerini sürdürmesi de diğer bir olasılıktır.

Kuşkusuz ABD’nin Avrupa’ya özellikle de Almanya’ya Hizbullah’ın siyasi kolunun yasaklanması konusunda yaptığı baskının en önemli nedeni İran’a uygulanan maksimum baskı politikasını İran’la bağlantılı bütün alanlara yaymak istemesidir. Tahran’dan Hizbullah’a 2017 senesine kadar yılda 200-350 milyon dolar aktarıldığı ve ABD yaptırımları nedeniyle bu desteğin aynı ölçekte sürdürülemediği belirtilmektedir. Bu nedenle ABD’nin bu baskısının ardında Avrupa’dan Hizbullah’a para akışını sekteye uğratmaya dönük bir çaba olduğu söylenebilir.

Hizbullah, ABD, Almanya, Avrupa, Uyuşturucu

Nükleer Anlaşma Geçerliliğini Kaybedebilir mi?

Deniz Caner

Avrupa’nın anlaşmaya taraf üç ülkesinin ani bir kararla başvurdukları “Tetik Mekanizması” Nükleer Anlaşma’daki olası bir anlaşmazlığı çözme mekanizmasıdır.

İran’ın Ukrayna Uçağını Düşürmesi Sonrası Gelişmeler

Deniz Caner

11 Ocak'ta İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, hava savunma sistemleri tarafından düşürülen Ukrayna uçağının seyir füzesi olarak algılandığını söyledi.