ABD'nin Irak'taki güçlerini yeniden yapılandırması yeni sorulara yol açtı: ABD, İran destekli milis yapılanmalara yönelik bir saldırı hazırlığında mı, yoksa daha uzun vadeli bir askeri-siyasi strateji mi izliyor?
Musaddık'ı indiren darbe İran'da İngiliz hâkimiyetine son vermiş ancak bu defa da ABD hâkimiyetini başlatmıştır.
Tahran yönetiminin dikkate almadığı tek değişken Trump’ın koronavirüs salgını öncesi koşullarda İran’la bir savaş başlatmak istemediği varsayımıdır.
Kuveyt merkezî yönetiminin izlemiş olduğu birleştirici politikalar sayesinde Şiileri mobilize edemeyen İran, Hizbullah gibi vekil güçler aracılığıyla ülkeye nüfuz etmeye çalışmaktadır.
Hem Pakistan’ın hem de Hindistan’ın ABD ile ilişkileri her iki ülkenin İran ile ilişkilerindeki sınırları ve beklentileri belirlemektedir.
İdlib’de yaşanan son gerginlik, milislerin ve vekil güçlerin cephedeki komutayı rejim güçlerine bırakarak yavaş yavaş geri çekilmeye başlamasının ne denli önemli olduğunu gösterdi.
Hizbullah son yıllar içinde art arda gelen en büyük askerî, ekonomik ve siyasi krizler ile yüzleşmek zorunda kaldı.
Suriye’de onuncu yılına giren iç savaşta aktörlerin sayısı değiştiği gibi bundan sonraki dönemde de yeni aktörlerin katılması bazılarının da geri çekilmesi muhtemeldir.
Suriye iç savaşı onuncu yılına girerken bu ülke de Afganistan ve Irak örneklerinde olduğu gibi kısa sürede istikrara kavuşacak gibi görünmüyor.
Cumhurbaşkanı Salih'in, Zurfi'yi hükümeti kurmakla görevlendirmesi Irak siyasetini hareketlendirdi. Kürt, Sünni ve bazı Şii politikacılar karara itiraz etmezken, mecliste İran destekli Şii bloklar karara şiddetli tepki gösteriyor.
İran’ın Şiileştirme politikası, Müslüman toplulukların yaşadığı bölgelere açtığı kültür merkezleri ile Şiiliğin yaygınlaştırılmasını hedeflemiş, bu merkezleri “İslami tebliğin” önemli bir aracı hâline getirmiştir.
İran tansiyonu artırarak ABD’yi savaş gibi ortak bir riske maruz bırakmaya, korkutmaya ve geri adım attırmaya çalışmaktadır.