Viyana görüşmeleri sürecinde devam eden belirsizlik ve bölgede yaşayan gelişmeler, İran ile Çin arasındaki 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın uygulanmasını yavaşlatabilir.
Viyana görüşmeleriyle yaptırımlar üzerindeki denetim gevşese de son aylarda İran, petrol ticaretini sürdürmek amacıyla takas mekanizmasını kullanmaktadır.
İran’daki düşünce kuruluşlarında çıkan analizlerin, Rusya-Ukrayna arasındaki sorunları; tarihsel, psikolojik ve ideolojik boyutlarıyla değil, genel olarak reelpolitik boyutuyla ele aldığı görülmektedir.
Umman Denizi'nde Hürmüz Boğazı'nın doğusundaki jeopolitik konumu ile Cask Limanı; ekonomi, enerji güvenliği ve askerî-güvenlik açısından İran için stratejik önem taşımaktadır.
İran ve Katar arasındaki ilişkilerin bir ayağını Viyana görüşmeleriyle ilintili konular, diğerini Rusya ve Avrupa arasındaki krizden kısa süreli avantaj sağlama arzusu oluşturmaktadır.
Sızdırılan ses dosyasını, muhafazakârların arasındaki rekabetin bir parçası olarak okumak gerekir.
ABD ve İran, gerilimlerin azaltılmasına karşılıklı olarak ihtiyaç duyuyor. Viyana’da gerçekleşecek olan önümüzdeki KOEP müzakerelerine tedbirli bir iyimserlikle yaklaşılabilir.
Menendez’in, KOEP karşıtı bir tavır sergilerken Dağlık Karabağ konusunda Türkiye ve Azerbaycan karşıtı bir tutumla İran’daki Fars milliyetçileri ile paralellik göstermesi dikkat çekicidir.
İran’da 1400 yılının son aylarında onaylanan 40 yatırım projesinden 12’si, Afgan yatırımcılara sağlandı.
Uzun yıllar boyunca “Şii Hilali” stratejisi ile hareket eden İran, bugün gelinen noktada kendi açısından risk ve tehdit hilali ile karşı karşıya kalmıştır.
İran-Azerbaycan sınırında ortaya çıkan gerilimin arka planında eğer İran’ın İsrail’le ilgili kaygıları yer alıyorsa bu endişeleri gidermenin yolu, diplomasi ve bölgesel iş birliğidir.
İran’da düşünce ve araştırma kuruluşlarında çıkan yazılar, Taliban liderliğindeki bir hükûmetin orta ve uzun vadede İran’ın ulusal çıkarları için tehdit olacağı yönündedir.