Ankara zirvesi üç ülkenin Suriye’deki güç dengesinin korunması ve siyasi geleceği konusunda çıkarlarının dile getirilmesi ve aktörler tarafından kabul edilmesi açısından da önemli bir gelişme olarak görülmektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Zamanın aleyhine işlediğini bilen Tahran yönetimi, ABD’nin ekonomik ve politik baskılarına karşı nükleer faaliyetlerini artırarak ve bölgede Amerikan müttefiklerine karşı pratik adımlar atarak cevap verecek gibi görünüyor.
Esed Rejimi ve Rusya’nın saldırıları artarsa Soçi Anlaşması ve Astana müzakereleri anlamsız kalacaktır.
İran ve Rusya, kısa vadeli hedefleri olan Esed’i rejimin başında tutmayı ve muhalifleri mağlup etmeyi başarmışsa da iki ülkenin Suriye’deki orta vadeli hedefleri birbirine ters düşmektedir.
ABD’nin İran’a yönelik baskıcı politikaları İran’ın dünyayla olan ilişkilerini olduğu gibi uluslararası aktörlerin de İran’la olan ilişkilerinde belirleyici bir rol oynamıştır.
Trump yönetiminin Devrim Muhafızları Ordusu kararı, büyük bir adım olsa da ABD’nin İran stratejisinin nihai amacı belirsizliğini koruyor.
ABD yaptırımlarıyla bölgede iyice tecrit edilmeye çalışılan İran’ın ABD’nin bütün şartlarını olmasa bile bazı şartlarını kabul ederek masaya oturması beklenmektedir.
Türkiye ile İran arasında bölgesel güvenlik sorunları ekseninde gelişen yakınlaşma Ankara-Washington hattında sorunlara neden olsa da Türkiye, Tahran’la askerî ilişkilerinin derinleşmesinin faydalı olacağını düşünmektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Zarif’in istifası, İran’da muhafazakârlar ile reformist-ılımlı cenah arasında grift bir denge olduğunu ve mevcut koşullarda olası bir hükûmet krizinin İran’ın başını fazlasıyla ağrıtacağını göstermiştir.
İran ile İsrail arasındaki sözlü atışmalara rağmen İranlı ve İsrailli yetkililer tarafından yapılan son açıklamalar, her iki tarafın da Suriye’de doğrudan bir askerî çatışmaya girmenin olası riskinin bilincinde olduğunu göstermektedir.