“Ekonomik Dışlama Operasyonu”nun en önemli riski, İran’ı geri adım atmaya zorlamak yerine Tahran’ı, zamanın kendi aleyhine işlemesini önlemek amacıyla mevcut denklemi değiştirecek ve gerilimi yeniden artıracak adımlar atmaya yöneltmesidir.
Körfez monarşilerinin, misilleme kapasitesini geliştirerek artık edilgen hedefler olmaktan çıkmak ve saldırıların maliyetini İran’ın bölgesel vekil ağları ile stratejik bağlantıları üzerinden karşı tarafa yüklemek yönünde bir güvenlik anlayışına yönelebileceği söylenebilir.
Harekât, Haşdi Şabi içerisindeki farklı eğilimler arasındaki gerilimi artırarak silahsızlandırma sürecinin iç dinamiklerini daha da karmaşık hâle getirebilir.
Tahran, sınırlı misillemelerin Washington’un saldırı temposunu durdurmakta yetersiz kaldığını gördükçe daha aktif ve riskli bir caydırıcılık çizgisine yönelmektedir.
İran kıyısında vurulan hedefler ne rastgele seçilmiştir ne de yalnızca bir misillemeden ibarettir. Eldeki veriler, en açık biçimde Hürmüz üzerindeki denetimi ele geçirmeye dönük zorlayıcı bir harekâta işaret etmektedir.
Törenin, savaş sonrasında İran devletinin kurumsal devamlılığını, toplumsal mobilizasyon kapasitesini ve siyasal meşruiyetini sergilemeyi amaçlayan geniş çaplı bir resmî organizasyon olarak kurgulandığı anlaşılmaktadır.
İslamabad Mutabakatı nihai anlaşmaya giden yolda bir ön anlaşma, KOEP ise nihai bir anlaşmadır. Bu iki belgenin en temel ortak noktası her ikisinin de sorunları diplomatik yolla çözme arayışının ürünü olmasıdır.
Savaş, tek başına yeni bir kriz üretmekten çok mevcut kırılganlıkları derinleştiren bir çarpan işlevi görmektedir.
Güney Pars’a yönelik bir saldırı, üretim kapasitesinde aylar hatta yıllar sürebilecek kayıplara yol açabilir. Bu durum, elektrik üretimi, sanayi ve şehir yaşamı üzerinde kısa sürede ağır ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğurabilir.
Kısa vadede rejime karşı büyük bir protesto dalgası oluşmaz ya da etnik gruplar üzerinden yeni bir iç cephe açılmazsa Trump, İran rejiminin yeterince zayıflatıldığını ve bundan sonrasının İran toplumunun meselesi olduğunu söyleyerek savaşı siyasi bir zafe
İran-ABD/İsrail savaşı hem bölgenin güvenlik mimarisini hem de Körfez devletlerinin uzun vadeli ekonomik ve siyasi yönelimlerini etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir.
Cenevre’den olumlu bir sonuç çıkması askerî baskının artmasından ziyade ABD’nin İran açısından kabul edilebilir, somut ve itibarı zedelemeyen bir çıkış formülü sunup sunamayacağına bağlıdır.