Mücteba Hamenei’nin Devrim Rehberliğine seçilmesi, Ali Hamenei’nin halefinin kim olacağına ilişkin tartışmaları bitirmenin ötesinde İran İslam Cumhuriyeti’nin geleceği açısından yeni bir dönemin habercisi de olabilir.
Bu girişim, tek başına tarihsel bir kopuş değil dış baskı, iç kriz ve rejim kırılganlığı beklentisinin kesiştiği konjonktürel mantığın içinde anlam kazanan bir gelişme olarak okunmalıdır.
İsrail’in 2026 başından itibaren takındığı tutum “sessizlikten” çok, bilinçli biçimde sürdürülen çok katmanlı bir belirsizlik stratejisi görüntüsü vermektedir.
İran toplumu, rejime yönelik desteğin eridiği ancak tamamen çözülmediği, muhalefetin yaygınlaştığı ancak örgütsüz kaldığı, dış baskının ise toplumsal dinamikleri hem tetiklediği hem de karmaşıklaştırdığı bir dönemden geçiyor.
Gözaltılar yalnızca bugünün krizleriyle değil İslam Cumhuriyeti’nin gelecekteki siyasal mimarisiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Gerilimin düşürülmesi, Moskova’nın çıkarlarına açık biçimde hizmet etmektedir zira bir askerî çatışma, komşu bölgelerde istikrarsızlaşma riskini artıracak ve dikkat ile kaynakları diğer öncelik alanlarından uzaklaştıracaktır.
Mevcut tablo, ABD’ye askeri müdahalenin yüksek risk taşıdığını ve yalnızca baskı ile tehdidin İran’ı teslimiyete zorlamayacağını göstermektedir. İran açısından ise bu tablo, sürecin Trump’ın öngörülemezliği etrafında şekillendiğine işaret eden stratejik b
Görüşmelerde nükleer dosya ile başlanır ve mesafe katedilirse tansiyon düşebilir ancak bunun gerçekleşebilmesi için çatışma riskinin bütünüyle ortadan kalkması mümkün değilse de en azından azalması ve diplomasiye gerçek bir şans tanınması gerekiyor.
Mevcut yaptırımlara ek olarak DMO’nun terör listesine alınması, AB’nin İran sivil toplumunu destekleme ve İran yönetimi üzerindeki baskıyı artırma konusunda daha kararlı bir çizgiye geçtiğini göstermektedir.
İran’ın sorunlarının basit bir ifade şekli olmasa da “siyasetsizlik”, durumu anlatmak için uygun bir kavram. Gerekli alanlarda ülkenin önünü açacak politik hamlelerin yapılamaması, sorunları kronikleştiriyor ve çözümü daha zor hale getiriyor.
Toplumsal huzurun ve rızanın güvenlik merkezli yaklaşımlardan daha kalıcı bir istikrar üreteceğini ifade eden Ruhani, iç sorunların çözümünün dış tehdit söylemi üzerinden ertelenmesinin artık toplumda karşılık bulmadığını vurguladı.