Mücteba Hamenei’nin Devrim Rehberliğine seçilmesi, Ali Hamenei’nin halefinin kim olacağına ilişkin tartışmaları bitirmenin ötesinde İran İslam Cumhuriyeti’nin geleceği açısından yeni bir dönemin habercisi de olabilir.
İran toplumu bugün ne devrimci bir kopuşa ne de istikrarlı bir normalleşmeye girmiş durumdadır. Mevcut tablo, baskı yoluyla ertelenmiş ancak çözülememiş bir kriz hâlini yansıtmaktadır.
İran’da göçün en yüksek olduğu dönemler, büyük siyasi çalkantılar sonrası olurken yakın vadede göçün en fazla yaşandığı dönemlerden biri, 2009 protestoları sonrası yaşanmıştır.
Irak’taki son gelişmeleri irdeleyen İran basını, tırmandırma stratejisiyle hareket eden Sadr’ın “başarısızlığını” vurgularken Ayetullah Hairi’nin, Irak-İran Şiiliği mücadelesini başka bir boyuta eviren hamlesini öne çıkarmıştır.
Sadr Hareketi’ne bağlı milletvekillerinin istifasıyla birlikte, Sistani’nin siyasal düzen zarar görmeden reform yapılmasını öngören projesinin çöktüğünü belirtmek mümkündür.
Devletlerin ortaya koydukları tepkilerin orantısız olduğu ve krizin doğru yönetilmediği durumlarda, ekonomik ilişkiler kısa ve orta vadede siyasi krizlerden olumsuz etkilenmektedir.
“İtaatsiz milisler” söylemi, yeni bir meydan okuma mı yoksa meşrulaştırma mı?
Lübnan’da istikrardan yana olan Rusya, ülkede tırmanan krizin Lübnan’daki siyasi aktörler tarafından çözülmesini istiyor.
Kazımi’nin bölgesel ilişkileri yöneterek Irak’ta gün geçtikçe artan sosyoekonomik problemlere dair geniş halk kesimlerine bir umut vermesi gerekiyor.