İran toplumu bugün ne devrimci bir kopuşa ne de istikrarlı bir normalleşmeye girmiş durumdadır. Mevcut tablo, baskı yoluyla ertelenmiş ancak çözülememiş bir kriz hâlini yansıtmaktadır.
Yapısal kapasite yetersizliği ve stratejik seçeneklerin darlığı nedeniyle İran’ın caydırıcılık krizi devam edecektir ve kısa vadede köklü bir doktrin değişimi gerçekleşme olasılığı düşük görünmektedir.
İran silahlı muhalefeti için sokak gösterileri fırsat olduğu kadar risk de içermekte, bu ikili durum örgütlerin sahada sınırlı kalmasına ve söylem düzeyinde farklılaşan tavırlar sergilemesine yol açmaktadır.
İran’ın 2026’ya krizlerin bittiği bir eşikte değil, büyük krizleri aynı anda yönetmek zorunda kaldığı dar bir koridorda girdiğini söylemek mümkün.
İsrail, hava kuvvetlerinin teknolojik üstünlüğü, hassas güdümlü mühimmat envanteri ve gelişmiş istihbarat/izleme sistemleri sayesinde İran’ın nükleer ve füze altyapısına büyük zarar verirken; İran ise kitlesel dron ve füze saldırılarıyla doğrudan misillem
İran, bu operasyonu, uzun süredir İsrail karşısında uğradığı istihbarat ve güvenlik zafiyetlerine karşı bir dengeleme hamlesi ve prestij onarımı fırsatı olarak değerlendirmiştir.