Arama Sonuçları: " Tarih"

28 Aralık 2025’te başlayan ve hâlen devam eden protestolar, İran’ın giderek derinleşen bir “toplumsal nihilizm” riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

İran toplumu bugün ne devrimci bir kopuşa ne de istikrarlı bir normalleşmeye girmiş durumdadır. Mevcut tablo, baskı yoluyla ertelenmiş ancak çözülememiş bir kriz hâlini yansıtmaktadır.

Donald Trump’ın Venezuela’daki liderlik tasfiyesinden devşirdiği stratejik özgüven, onu Tahran için de benzer ölçüde maksimalist hedeflere yöneltmiş görünmektedir. Böyle bir girişim, yalnızca pahalı bir hata değil, aynı zamanda tarihsel bağlamı göz ardı e

İran silahlı muhalefeti için sokak gösterileri fırsat olduğu kadar risk de içermekte, bu ikili durum örgütlerin sahada sınırlı kalmasına ve söylem düzeyinde farklılaşan tavırlar sergilemesine yol açmaktadır.

İran diasporası 28 Aralık protestolarına hızlı ve çok yönlü tepki vermiştir. Rıza Pehlevi, Batı medyasında en görünür muhalif ses olarak öne çıkmıştır. Ancak diaspora içindeki derin bölünmeler ortak bir liderlik oluşmasını engellemiştir.

İran’ın 2026’ya krizlerin bittiği bir eşikte değil, büyük krizleri aynı anda yönetmek zorunda kaldığı dar bir koridorda girdiğini söylemek mümkün.

8 Aralık, İran’ın bölgesel rolünün “merkezi güç”ten “sınırlandırılmış aktöre” doğru evrildiği daha uzun soluklu bir dönüşümün ara durağı olarak okunmalı. Bu dönüşümün nihai şeklini ise yalnızca Tahran’daki tercihler değil, Ankara’dan Riyad’a, Washington’d

ABD’nin Kasım 2025’te açıkladığı Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, Trump yönetiminin Ortadoğu tasavvurunu, ittifak mimarisine bakışını, İran’a atfettiği yeri ve çok kutupluluk tartışmaları bağlamında ABD’nin liderliğini nasıl kurguladığını son derece berr

Haziran ayındaki çatışma, İran nükleer dosyasındaki biriken gerilimin bir kısmını geçici olarak boşaltmış olabilir, ancak bu gerilimi üreten yapısal fay hatları ortadan kalkmış değil. Aksine, denetim boşlukları ve bilgi karartması, sistemdeki baskının yen

İran’da yaşanan su sorunu, çevresel endişelerin ötesine geçen ve ulusal güvenlik düzeyine ulaşan derin bir sorun haline gelmiştir.

İran’ın Suriye’ye sunabileceği maddi ve stratejik imkânların sınırlılığı göz önüne alındığında, Şam’daki yeni yönetimin ülke iç güvenliğini ve devlet bütünlüğünü tam olarak tesis etmeden Tahran’la ilişkilerini derinleştirme arzusunu taşımayacağı açıktır.