Gelinen son noktada ABD, Rusya, Irak ve Suriye devletleri DEAŞ’ın gerçek anlamda yenilgiye uğratılamadığını ve örgütün bir yeniden doğuş sürecine girdiğini kabul ediyorlar.
PKK’nın, PJAK üzerinden İran’a şantaj girişimlerinde bulunması, PJAK’ı PYD/YPG yerine “yeni yedek ve vekil güç” olarak araçsallaştırma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
Ulus devlete ve ulus ötesi siyasi hedeflere yapılan vurgular uzun vadede Mustafa Kazımi ve İran destekli milislerinin çatışan hedeflerini temsil ediyor.
ABD’nin benzer araçlarla baskı altına aldığı İran ve Venezuela yaptırımları etkisiz kılacak çözüm yolu arayışına girmiştir.
ABD Dışişleri Bakanlığı sayfasında yapılan açıklamada İran İçişleri Bakanı Abdulreza Rahmani Fazli ciddi insan hakları ihlali vakalarına karışmakla suçlanarak kendisinin yaptırım kapsamına alındığı bildirildi.
Biyo-güvenlik alanında öncü rol üstlenen organ, kurumsal kabiliyet ve yeterlilikler ile devlet yapısı ve biyo-güvenlik gereklilikleri arasındaki ihtilaflar; bu sürecin epey zorlu olacağını göstermektedir.
ABD ve İran'ın birbiriyle çatışan beklentileri ve İran yanlısı milis grupların Kazımi’ye güvenmedikleri gerçeği ilerleyen süreçte Kazımi’nin önünde ciddi engeller olarak duruyor.
Türbe Milislerinin bugüne kadar almış olduğu askerî-siyasi konumlanmanın ve ayrılış sürecinin Ayetullah Ali Sistani’nin vizyonunu yansıtmış olduğu görülmektedir.
Koronavirüs krizinin Tahran yönetimini kendi iç sorunlarına daha fazla yoğunlaştıracağı varsayılırken, İran’ın bölgedeki tehditkâr ve agresif davranışları daha fazla arttı.
İran gerilimi artırmaktan yana olan tarafmış gibi gözükse de Tahran’ın asıl amacı mevcut statükoyu önümüzdeki ABD seçimlerine kadar muhafaza etmektir.
Irak üzerindeki ABD-İran gerilimi ile Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin belirsizliği bölgedeki istikrarsızlığı artırmakta, PKK ve DEAŞ gibi örgütlere zemin kazandırmaktadır.
2020 başında Irak’ta yeniden yükselen ABD-İran gerilimi sürecine ABD karşıtı yeni aktörler dâhil oldu.