Moskova, Tahran’da statükonun korunmasını alternatifsiz bir senaryo olarak görmektedir. Zira İran’da Batı yanlısı bir yönetimin iş başına gelmesi, Rusya’nın bölgedeki projeleri için varoluşsal riskler doğuracaktır.
Yapısal kapasite yetersizliği ve stratejik seçeneklerin darlığı nedeniyle İran’ın caydırıcılık krizi devam edecektir ve kısa vadede köklü bir doktrin değişimi gerçekleşme olasılığı düşük görünmektedir.
İran silahlı muhalefeti için sokak gösterileri fırsat olduğu kadar risk de içermekte, bu ikili durum örgütlerin sahada sınırlı kalmasına ve söylem düzeyinde farklılaşan tavırlar sergilemesine yol açmaktadır.
İran yönetimi bu kez protestoları bastırmaktan çok, anlamını daraltarak yönetmeyi ve süreci kontrol edilebilir bir kriz düzeyinde tutmayı tercih etmektedir.
İran’ın 2026’ya krizlerin bittiği bir eşikte değil, büyük krizleri aynı anda yönetmek zorunda kaldığı dar bir koridorda girdiğini söylemek mümkün.
Haziran ayındaki çatışma, İran nükleer dosyasındaki biriken gerilimin bir kısmını geçici olarak boşaltmış olabilir, ancak bu gerilimi üreten yapısal fay hatları ortadan kalkmış değil. Aksine, denetim boşlukları ve bilgi karartması, sistemdeki baskının yen
İran’ın Suriye’ye sunabileceği maddi ve stratejik imkânların sınırlılığı göz önüne alındığında, Şam’daki yeni yönetimin ülke iç güvenliğini ve devlet bütünlüğünü tam olarak tesis etmeden Tahran’la ilişkilerini derinleştirme arzusunu taşımayacağı açıktır.
Barrack, ABD’nin, İsrail ile Arap devletlerini aynı güvenlik-ekonomi mimarisinde hizaladığına, Suriye’yi İran’dan kopartarak yeniden bölgeye entegre etmeye başladığına ve Lübnan dahil olmak üzere bölgedeki modernizasyon ve devletleşme sürecini başlattığın
7 Ekim sonrası sürecin İran’da değiştirdiği en önemli dinamiklerden biri, muğlaklık politikasını işlemez hale getirerek İran’ı net bir politika belirlemeye zorlamış olmasıdır.
Yüksek enflasyon, genç işsizliği ve altyapı için gerekli devasa finansman ihtiyacı, Tahran’ın dış politikasını “ekonomik oksijen” arayışına bağımlı kılmaktadır. Ancak bu oksijen kanalları artık çok daha sınırlıdır. İran, yakın vadede büyük stratejik reviz
Mevcut göstergeler, İran’ın NPT’den çekilmenin ağır maliyetlerini karşılayacak bütüncül bir hazırlık sergilemediğini düşündürmektedir. Bu nedenle İran’ın gerçekten NPT’den çekilmesi ihtimali, mevcut koşullarda sanıldığı kadar güçlü görünmemektedir.
Tetik mekanizmasının başlatılmasına karşı İran’ın kendisi için ciddi sonuçlar doğurmayacak etkili bir diplomatik veya askerî misilleme seçeneğinin kalmadığı giderek daha belirgin hâle gelmiştir.