Trump’ın ikinci başkanlık döneminde İran’a yönelik olarak gerçekleştirilebilecek bir hava saldırısı; bu kapsamda nükleer tesisler, askerî tesisler ve enerji tesislerinin potansiyel ve öncelikli hedefler konumunda bulunması, yine bu dönemde Irak, Afganistan ve Pakistan merkezli terör hareketlerinin ivme kazanma olasılığı İran’ın askerî tehdit algısını bu yönde dönüştürmektedir.
İkinci Trump Dönemi ve İran’ın Askerî Tehdit Algısı
ABD’de Donald Trump’ın ikinci kez başkanlık koltuğuna oturması küresel düzeyde önemli dönüşümlere ve radikal etkilere dair çeşitli beklentiler ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede, Rusya-Ukrayna savaşının geleceği, İsrail’in Lübnan ve Gazze’ye yönelik saldırganlığı, Suriye’de devrim sonrası siyasal geçiş ve yeniden inşa süreci sıklıkla ön plana çıkan konular arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, Trump’ın ikinci başkanlık dönemi, 2025 yılı itibariyle, belirli bölgesel aktörlerin stratejik pozisyon belirlemelerinde de en kritik parametrelerden bir tanesi olmuştur. Bu süreçte, söz konusu bölgesel aktörlerin başında yer alan İran’ın tehdit algılamaları doğrudan etkilenmiş; Trump’ın ikinci döneminde karşı karşıya kalınabilecek risk ve tehditler İran’ın 2025 pozisyonunu belirlemeye başlamıştır. Trump’ın ilk başkanlık döneminde maksimum baskı politikası, rejim değişikliği stratejisi, Kasım Süleymani suikastı gibi zorlayıcı ve travmatik durum ve gelişmeleri deneyimleyen İran’ın yeni dönemdeki askerî tehdit algısı da bu tecrübeler ve yeni tehdit potansiyellerinin sentezlenmesiyle şekillenmektedir.
Söz konusu durum, İran ve İsrail arasında 2024 yılı içerisinde gerçekleşen konvansiyonel çatışma süreçlerinin etkisiyle farklı bir boyut kazanmıştır. Bu bağlamda özellikle 2024 yılı Ekim ayında İsrail’in ilk defa İran’ı doğrudan hava harekâtıyla hedef alması, İran’ın askerî tehdit algısında önemli bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Bu dönüşüm, Trump’ın ikinci başkanlık dönemine yönelik beklentiler çerçevesinde daha dinamik bir nitelik kazanmıştır. Yeni dönemde Trump’ın İran’a yönelik olarak konvansiyonel askerî müdahale seçeneğine yönelim potansiyeli veya İsrail’e bu seçenek adına sunabileceği destek olasılığı, İran’ın ülke güvenliğine daha fazla odaklanmaya başlamasına neden olmaktadır. Bu noktada, İran’ın bölgesel nüfuzu ve vekil güç kapasitesinde yaşadığı kayıplar, ülke güvenliğine odaklanma sürecinde önemli bir etki yaratmış; güvenliğin sınırlar ötesinde “ileri savunma” konsepti ve asimetrik ile tesis edilmesine dayalı anlayış, yerini, ülke güvenliğinin öncelenmesi ve konvansiyonel gücün geliştirilmesine bırakmaya başlamıştır.
Bu düzlemde, İran’ın askerî tehdit algılamasındaki dinamiklik ve söz konusu konsept ve anlayış dönüşümünün izleri, 2025 yılı Ocak ayı itibariyle ülke çapında gerçekleştirilmeye başlanan askerî tatbikatlarla somut biçimde ortaya konmuştur. Geride kalan yıllara kıyasla, sıklık ve yoğunluk açısından ciddi biçimde ayrışan söz konusu tatbikat süreçlerinde, İran silahlı kuvvetlerinin kara, hava ve deniz unsurları eş zamanlı olarak münferit ve müşterek senaryolar bağlamında hareket etmiş, bununla birlikte askerî kapasite ve kabiliyetleri çok farklı alanlarda ve boyutlarda test edilmiştir. Hava savunma kabiliyetleri, siber güvenlik, elektronik harp, yapay zekâ destekli kabiliyetler bu süreçte sınanmıştır. Tatbikatlar, coğrafi açıdan dağılım ve yoğunlukları ekseninde incelendiğinde ise ülkenin merkez bölgelerinde, batısı, kuzeydoğusu, güneybatısı ve güneydoğusunda ciddi bir hareketliliğin mevcut olduğu görülmektedir. Bu sahaların büyük ölçüde, 2024 yılı Ekim ayında İsrail tarafından gerçekleştirilen hava harekâtına hedef olan lokasyonlar veya bu lokasyonlara komşu bölgeler olması da dikkat çekmiştir.
Görsel 1. 2025 yılı Ocak ayı itibariyle İran silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen askerî tatbikatların yoğunluk haritası

İlk olarak, ülkenin merkez bölgelerinde yer alan sahalarda gerçekleştirilen tatbikatlar ele alındığında, hava savunma kabiliyetlerine yönelik senaryo ve sınamaların gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu kapsamda Isfahan, Merkezi ve Kum şehirlerinde yer alan Natanz, Hondab ve Fordo nükleer tesislerinin hava saldırılarına karşı korunmasını esas alan senaryolar uygulanmıştır. Bununla birlikte Kirmanşah bölgesinde, söz konusu hava savunma tatbikatıyla eş zamanlı ve eş güdümlü olarak siber güvenlik, elektronik harp, özel kuvvetler ve terörle mücadele tatbikatları da gerçekleştirilmiştir. Kirmanşah bölgesinin İran Hava Kuvvetleri ve hava savunma yapılanması açısından sahip olduğu merkezî konum, Ekim 2024’te İsrail tarafından hedef alınan bölgeler arasında yer alan, aynı zamanda enerji ve askerî tesisleri barındıran İlam’a yakın coğrafya olması, nükleer tesislerin güvenliğine yönelik hava savunma tatbikatları ile eş güdümlü tatbikat saha niteliği bu alanda gerçekleştirilen tatbikatların niteliğini ortaya koymuştur. Bu bağlamda söz konusu tatbikatların İran’ın nükleer tesisleri, enerji tesisleri ve askerî tesislerine yönelik olarak gerçekleştirilebilecek olan hava saldırılarına karşı hava savunma sistemleri, siber güvenlik ve elektronik harp kapasitesi, kara unsurları ve hava savunma unsurları arasında müşterek hareket kabiliyetlerine odaklandığı görülmektedir. Kirmanşah bölgesinde gerçekleştirilen özel kuvvetler ve terörle mücadele tatbikatları ise yeni dönemde İran’da faaliyet gösteren ve İran-Irak sınırını konuşlanma ve sızma alanı olarak kullanan silahlı Kürt örgütler bağlamında algılanan tehdit düzeyindeki artışı ortaya koymuştur.
Görsel 2. İsrail’in İran’a yönelik Ekim 2024 hava harekâtında hedef aldığı bölgeler ve İran Silahlı Kuvvetleri’nin Ocak 2025 askerî tatbikat bölgeleri

Ülke genelinde gerçekleştirilen askerî tatbikatların diğer sahaları ise Hürmüzgan ve Huzistan bölgeleri olmuştur. İran donanmasının Güney Deniz Saha Komutanlıklarının ve karargâhlarının yer aldığı bu bölgelerde gerçekleştirilen tatbikatlarda füze gücü, hava savunma ve istihbarat kapasitesine odaklanılması dikkat çekmiştir. Bu sahada gerçekleştirilen tatbikatlar süresince, istihbarat gemisi Zagros’un deniz kuvvetleri envanterine katılması, Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri’ne ait yer altı donanma füze üslerinin sergilenmesi, deniz kuvvetleri tarafından yapay zekâ destekli füze sistemlerinin test edildiğinin açıklanması, deniz güvenliğine yönelik senaryoların ötesinde hava saldırılarına yönelik olarak deniz kuvvetlerinin istihbarat ve karşı koyma kabiliyetlerine odaklanıldığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, Huzistan bölgesinin, İsrail tarafından hava harekâtıyla hedef alınan enerji ve askerî tesislerin yer aldığı bölge olması da bu odağın arka planına dair bir görünüm sunmaktadır.
Görsel 3. İran’ın askerî tatbikatlarında uygulanan senaryolar kapsamında öne çıkan alanlar

Son olarak, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ülke çapında gerçekleştirdiği tatbikatların istisnai sahaları ise Horasan Rezevi ve Sistan-Beluçistan bölgeleri olmuştur. Kara unsurları ve özel kuvvetlerin merkezî role sahip olduğu söz konusu sahalarda gerçekleştirilen tatbikatlarda terörle mücadele senaryolarına ve unsurların bu alandaki kabiliyetlerinin sınanmasına odaklanıldığı görülmüştür. Kara havacılık unsurları, komando birlikleri ve hava indirme unsurlarının bu süreçte aktif rol aldığı saptanmıştır. Bu bağlamda Afganistan ve Pakistan sınır hattından kaynaklı terör tehdidinin önlenmesine; DEAŞ/Horasan yapılanması, Ceyşü’l-Adl ve Ensar el-Furkan örgütleri ile mücadelede karşı tedbirlerin geliştirilmesine özel bir önem atfedildiği değerlendirilmiştir. Söz konusu tatbikatlar ve tatbikatların nitelikleri İran’ın, 2024 yılı içerisinde deneyimlediği konvansiyonel askerî tehditlerin yarattığı etki ve Trump’ın ikinci başkanlık döneminde gelişebilecek tehdit potansiyellerine yönelik önleyici refleksler ve kabiliyetlere yoğunlaştığını ortaya koymaktadır. Trump’ın ikinci başkanlık döneminde İran’a yönelik olarak gerçekleştirilebilecek bir hava saldırısı; bu kapsamda nükleer tesisler, askerî tesisler ve enerji tesislerinin potansiyel ve öncelikli hedefler konumunda bulunması, yine bu dönemde Irak, Afganistan ve Pakistan merkezli terör hareketlerinin ivme kazanma olasılığı İran’ın askerî tehdit algısını bu yönde dönüştürmektedir. Bu durum İran silahlı kuvvetlerinin hava savunma; istihbarat, önleme ve karşı koyma kabiliyetleri ile terörle mücadele kabiliyetlerine daha fazla odaklanmasına yol açmaktadır. Bu tablo, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde İran’ın askerî tehdit algısının ana dinamiklerini ortaya koymaktadır.