İRAM 20. Tez Sunumu Etkinliği Gerçekleştirildi

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) İstanbul tarafından yapılan tez sunumlarının yirmincisinde, "İmparatorluk Ötesi Yerellikler Çağı: Son Dönem Osmanlı İmparatorluğunda İranlılar” başlıklı doktora tezinin sunumu yapıldı.

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) İstanbul tarafından yapılan tez sunumlarının yirmincisinde, Tanya Elal Lawrence tarafından Yale Üniversitesinde hazırlanan “An Age of Trans-Imperial Vernacularisms: The Iranian Community of the Late Ottoman Empire/ İmparatorluk Ötesi Yerellikler Çağı: Son Dönem Osmanlı İmparatorluğunda İranlılar” başlıklı doktora tezinin sunumu yapıldı. 

Tez sunumu etkinliği, programa müzakereci olarak katılan Başak Kilerci’nin çalışmayı takdimiyle başladı. Kilerci, Türkiye’de İran tarihi ve kültürü hakkında uzun yıllardır akademik çalışmalar yapılıyor olsa da Kaçar Dönemi’nin (1796-1925) son yıllara kadar Türk araştırmacıların gündeminde olmadığını belirtti. Son yıllarda ise Kaçarlara olan akademik ilgide artış gözlendiğini ifade etti. Tezin konusu olan son dönem Osmanlı İmparatorluğu’ndaki İranlı entelektüelleri ele alan çalışmaların da 1990’lı yıllarda başladığını söyledi. Lawrence’ın tezinin söz konusu çalışmalara göre daha kapsamlı ve derli toplu bir yaklaşımı olduğunu dinleyicilerle paylaştı. Tezi farklı kılan birçok yön olmakla birlikte biyografik yaklaşımın çalışmayı öne çıkardığını ortaya koydu.

Kilerci’nin ardından sunumuna başlayan Lawrence, 2018 yılında tamamladığı tezinin çeşitli değişikliklerle birlikte kitap olarak basılacağını söyleyerek sunumunda şu sözlere yer verdi: 

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında bazı İranlı muhalifler, İran’dan ayrılıp Osmanlı Devleti’ne yerleşmiştir. Çağdaş İran düşüncesinin yıldızları konumunda olan bu muhalif entelektüeller, eserlerinin önemli bir kısmını Osmanlı Devleti’nde yaşadıkları süre içerisinde yazmıştır. Buradan hareketle Jön Türkler ve Osmanlı modernleşme tecrübesinin İranlı entelektüelleri ve İran modernleşmesini etkilediği sık sık tekrar edilmiştir. Ne var ki araştırmacılar, bu etkinin nasıl gerçekleştiğini göstermekten genellikle kaçınırlar. İran ve İran dışında Osmanlı İmparatorluğu’nda ikamet etmiş İranlılar hakkında yapılan çalışmalardaki bir diğer eksiklik, Osmanlı kaynaklarının ihmalidir. Osmanlı matbuatı ve arşivleri, İranlı aydınların buradaki hayatlarına ışık tutabilecekken bu kaynakların kullanılmamış olması, bu aydınların sosyo-entelektüel ortamlarını anlamayı güçleştirmiştir.

İranlı muhalif entelektüeller hakkında bugüne kadar yapılan çalışmalar çoğunlukla bu kişilerin eserlerine odaklanmıştır. Entelektüellerin İstanbul’da nasıl bir hayat sürdükleri, kimlerle ilişki içerisinde oldukları ise ikinci plana atılmıştır. Bu tez ise İranlı entelektüellerin Osmanlı Devleti’ndeki hayatlarını ön plana almaktadır. İstanbul’daki İranlıların biyografilerine odaklanmak, farklı aktörler arasındaki etkileşimi anlamayı kolaylaştırmaktadır. Biyografik yaklaşımın bir diğer avantajı ise genellikle tek tip olarak değerlendirilen İstanbul’daki İranlıların aslında farklı kimliklere sahip olduklarını ortaya çıkarmasıdır. Örneğin Mirza Habib-i Isfahani, Mirza Agahan-ı Kirmani, Şeyh Ahmed-i Ruhi gibi kimseler Kaçar Devleti’ne muhalefetleri sebebiyle İran’dan ayrılırken Ahter gazetesi editörü Mirza Muhammed Tahir-i Tebrizi ise ekonomik nedenlerle Osmanlı Devleti’ne göç etmiş ve buradaki ikameti süresince İran Sefareti ile dostane ilişkiler içerisinde olmuştur. Dolayısıyla İranlı muhalif entelektüel olarak tanımlanmamalıdır. İran’da muhalif olarak bilinen bazı kişilerin, Osmanlı Devleti’ndeki hayatlarının da bu çizginin dışında olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin aslen İranlı olmasına rağmen Osmanlı tâbiiyeti bulunan Mirza Habib-i Isfahani, Maarif Nezaretinde sansürden sorumlu olarak Encümen-i Teftîş ve Muâyene üyesi olarak çalışmıştır. İran’da muhalif olarak bilinen bir kimsenin Osmanlı Devleti’nde hangi kitabın yayımlanabileceğini tespit eden bir görevde bulunması, üzerinde durulması gereken bir konudur. Sonuç olarak her ne kadar Osmanlı tarihçileri İstanbul’daki İranlıları Osmanlı tarihinin ana aktörleri olarak görmese de bu kişilerin hayatlarını ve entelektüel kariyerlerini incelemek son dönem Osmanlı devlet politikaları ve kamuoyu hakkındaki bilgimize de katkıda bulunacaktır.

Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcıların ele alınan konular hakkında yapılabilecek çalışmalara ilişkin görüş alışverişi ile sona erdi.