İRAM 4. Kitabiyat Sunumu Etkinliği Gerçekleştirildi

Tebriz’de anlatılan masalların, Anadolu’da hatta Kosova Türkleri arasında biliniyor olması, masalların dolaşımı ve Türkler arasındaki ortak kültür hakkında ipuçları vermektedir.

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) İstanbul tarafından çevrim içi olarak gerçekleştirilen kitabiyat sunumlarının dördüncüsünde, Dr. Seçkin Sarpkaya’nın doktora tezinin kitaplaştırılmış hâli olan “Bir Var İdi, Bir Yok İdi! Tebriz Türk Masalları Üzerine Bir İnceleme” başlıklı çalışması konuşuldu. Sarpkaya’nın tezi İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) tarafından Türkiye’deki İran çalışmalarını desteklemek ve nitelikli araştırmaları teşvik etmek amacıyla düzenlenen “Tez Ödülleri”nin dördüncüsünde doktora kategorisinde “Üçüncülük Ödülü”ne layık görülmüştü. Sunum, İRAM YouTube kanalından canlı olarak izleyiciyle buluştu.

Sarpkaya, sunumunun başında Tebriz masallarına ilgisinin nasıl ortaya çıktığını anlattı. “İran Türkolojisi”nin zengin bir alan olmasına rağmen mevcut çalışmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu fark ettikten sonra bu konuya eğildiğini belirtti. İran’ın, Türklerin eskiden beri yaşadığı bölgelerden biri olduğunu ifade eden Sarpkaya, Tebriz şehrinin de yüzyıllar boyunca siyaset ve ticaret merkezi olarak zengin bir kültüre sahip olduğunu söyledi. Böylece “âşıklar muhiti” ve “ilklerin şehri” olarak bilinen Tebriz’in masallarını incelemeye başladığını ifade eden yazar, çalışmasına dair şu sözlere yer verdi:

Kitapta yer alan masalların bir kısmı, daha önce derlenmiş; diğerleri ise bu çalışma kapsamında masal bilen ve anlatan insanlarla görüşülerek kayda geçirilmiş masallardır. Azerbaycan masalları hakkında birçok çalışmanın Farsça yayımlanmış olması, aktarılan masallarda zaman zaman sözel dokunun kaybolmasına neden olmuştur. Azerbaycan masalları hakkında Farsça yayımlanan çalışmaların dışında, Türkiye Türkçesine aktarılan masallar ve Türkçe yayımlanan araştırma eserleri, araştırmanın hareket noktalarını oluşturmuştur. Araştırmanın ileri safhasında ise saha çalışması yapılarak bölgede masal anlatan kişilerle görüşülmüş; masal anlatacak kişilerin seçiminde ise yaş farkı gözetilmemiştir. Zira masal bilmek kadar anlatabilmek de önemlidir.

Anlatıcıların çoğunun çekingen davrandığı gözlendi ve bu saha çalışmalarında sık karşılaşılan bir durumdur. Yabancıdan çekinme, rezil olma korkusu ve birtakım siyasi kaygılar bu çekingenliğin sebepleridir. Buna rağmen birçok anlatıcı, çekingenliği aşarak hafızalarındaki masalları anlatmıştır. Anlatılan masalların bazılarının, Türk dünyasının ortak mirası olduğunu da belirtmek gerekir. Örnek olarak Tebriz’de anlatılan Şah İsmail ile Gülizar hikâyesinin, Anadolu’da hatta Kosova Türkleri arasında biliniyor olması, masalların dolaşımı ve Türkler arasındaki ortak kültür hakkında ipuçları vermektedir.

Bir bölgenin masalları, o bölgede yaşayan insanların meselelerini, değer yargılarını ve gelecek nesillere aktarmak istedikleri düşüncelerini yansıtır. Bu bağlamda Tebriz masallarının da Tebrizlilerin dünya görüşünü simgelediği düşünülerek bu çalışma yapılmıştır. Tebriz masalları, bu yerin sosyokültürel yapısını anlamak ve Tebrizlilerin estetik anlayışlarını incelemek için de kullanılmıştır. Bu çalışma kapsamında “Niçin Tebriz masallarında belirli konular öne çıkmaktadır?” ve “Tebrizli Azerbaycan Türkü, insanlığa ne söylemektedir?” gibi sorulara cevaplar aranmıştır. Söz konusu varsayım ve sorular kitabın teorik çerçevesini belirlemiştir.

Sarpkaya, sunumunun sonunda İran Türkolojisi’nin müstakil bir saha olarak kabul edilmesi gerektiğini, zira yeterli malzemeye sahip olduğunu belirtti. Türkiye’de İran Türkolojisi alanında yapılan çalışmaları değerlendirdi. Bu konuda gelecekte yapmayı planladığı araştırmalardan bahsederek sunumunu tamamladı.


Etkinliği tamamını izlemek için tıklayınız

İran’da Çocuk Evliliği

Umut Başar

Saha çalışmaları, çoğunlukla taşrada yaşayan köylü ve aşiret mensubu bireyler arasında çocuk evliliğine sık rastlandığını ortaya koymaktadır.

İran’da Korona Salgını

Sertaç Sarıçiçek

İran’ın birçok siyasi sorunla yüz yüze olduğu böylesi bir havada hükûmetin koronavirüsten kaynaklanan sağlık krizini nasıl yöneteceği sorusu büyük bir önem kazanmaktadır.