İran Makamlarından ‘Türkiye’ye Gitmeyin’ Uyarısı

İranlılar gezmeyi seven bir millet ve bölgenin hatta dünyanın turizm hareketliliği yüksek toplumlarından bir tanesidir. Hac ve umre ibadetleri için yapılan yolculukların yanı sıra Irak ve Suriye gibi ülkelerdeki ziyaretgahlara gerçekleştirilen ziyaretler bir tarafa konulursa Dubai, Tayland, Malezya ve Rusya gibi ülkeler İranlı turistlerin favori durakları arasında yer almaktadır. Ne var ki İranlı turistler açısından tatil, kültür turizmi vb amaçlar için vizesiz seyahat edebildikleri Türkiye uzun süredir en cazip tercih olmayı sürdürmektedir. Fakat vatandaşlarının bu tercihinden rahatsızlık duyan ve sık sık iki ülke arasındaki charter uçuşlara kısıtlama getiren İranlı yetkililer, özellikle 2016 yılı boyunca ele geçirdikleri her fırsatta Türkiye’ye gitmemeleri konusunda İranlıları uyarmışlardır. Örneğin 27 Ocak 2016 tarihinde DEAŞ üyesi teröristlerin gerçekleştirdiği Sultanahmet saldırısının ardından İran basını Türkiye’yi bu terör örgütünü destekleyen ülkeler arasında göstermiş ve İranlıları Türkiye’ye seyahat etmemeye davet etmiştir. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından İran Kültürel Miraslar, El Sanatları ve Turizm Kurumunun Başkanı Murtaza Rahmani Muvahhid Türkiye’ye seyahatlerin yasaklandığını ve bu karara karşı atılacak herhangi bir adımın ihlal sayılacağını söylemiş, bu yasağın kalkması için 1 Ağustos 2016 tarihini beklemek gerekmişti. Türkiye’ye karşı başka bir ülkenin uygulamadığı bu kapsamlı seyahat yasağının 1 Ağustos tarihinde kâğıt üzerinde kaldırılmasının ardından fiiliyatta kaldırılması için Türk tarafının ısrarlı çabalar sergilemesi ve bir süre daha geçmesi gerekmiştir. Aynı yılın 19 Ekim günü İran’ın Türkiye elçiliği olası bir terör saldırısından dolayı vatandaşlarını zorunlu olunmadıkça Türkiye’ye gitmemeleri konusunda uyarmıştır. 19 Aralık 2016 günü meydana gelen Rus elçisi suikastının hemen ardından 20 Aralık günü bu defa İran Spor Bakanlığı, suikastı gerekçe göstererek İranlı spor takımlarının Türkiye'ye gitmesini yasakladı. Rusya’dan dahi vatandaşlarına bu yönde bir tavsiye gelmezken, İran Dışişleri Bakanlığı vatandaşlarına zorunlu olmayan durumlar dışında Türkiye'ye seyahat etmemeleri tavsiyesinde bulunmuş ve İran; İstanbul, Erzurum, Trabzon Konsolosluklarını kapatmıştır. Tüm bu gelişmelere binaen İranlı yetkililerin neredeyse her vesileyle vatandaşlarını Türkiye’yi ziyaret etmekten alıkoymak konusunda bir çabasının olduğunu söylemek yerinde olacaktır.

Ne var ki, son dönemlerde Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı hemen her sorunu vatandaşlarına uyguladığı seyahat kısıtlamalarına gerekçe olarak göstermeye özen gösteren İranlı yetkililer, İranlıların Nevruz tatilinde olduğu şu günlerde farklı bir yol takip etmektedir. Ortada somut hiçbir gerekçe yokken, 12 Mart 2017 tarihinde İran’ın İstanbul Başkonsolosu Bahtiyar Esedzade’nin “Türkiye güvenli değil” sözlerinin medyaya yansımasının ardından İran Dışişleri Bakanlığından da vatandaşlarına Nevruz tatilinde Türkiye'ye gitme konusunda ihtiyatlı olma uyarısı geldi. İran Dış Politika ve Meclis Milli Güvenlik Komisyonu Başkanlık Divanı üyesi Muhammed Cevad Cemali de verdiği bir röportajda bu açıklamalara bir yenisini ekleyerek Türkiye sınırlarında İranlı vatandaşlara kötü davranıldığına yönelik iddiaları yinelemiş ve İranlılara Türkiye’ye gitmemeleri tavsiyesinde bulunmuştur. İran Meclis Başkanı Ali Laricani’nin konuya ilişkin yaptığı açıklamalarla birlikte  aynı argümanlar üst düzey bir başka isim tarafından dillendirilmiş oldu. Türkiye’ye seyahat konusunda yaptıkları açıklamaların özel bir nedeni olmadığını öne süren Laricani, olayın tamamen güvenlikle ilgili bir durum olduğunu iddia etti. Laricani’nin İran’ın 1906 yılında açılan ve şu an müze olan eski Meclis binasında gerçekleştirdiği basın toplantısında hazır bulunan Anadolu Ajansı muhabirinin sorusuna ise bazı İran medya organlarının aşırı ve dengesiz tepki verdiği görülmüştür. Laricani’nin Türkiye’nin güvensiz olduğuna ilişkin değerlendirmelerine karşılık Anadolu Ajansı muhabiri her gün bir terör olayına sahne olan Irak’a seyahat konusunda İranlı yetkililerden bir uyarı gelmediğini hatırlatarak, İran makamlarına göre Irak’ın Türkiye'den daha mı güvenli olduğunu sorusunu yöneltmiş Laricani ise bu soruyu İranlıların Irak'ta Necef ve Kerbela kentlerine gittiğini ve bu bölgelerde terörizm sorununun olmadığını söyleyerek yanıtlamıştır. Anadolu Ajansı muhabirinin sorusunun, İran basınında ‘şeytanlık’ ve hatta ‘Deaşvari’ hareket olarak yorumlanması ise İran medyasının Türkiye hakkında takındığı patolojik tavrın bir göstergesidir.  

Açıklamalarla ilgili belki de en dikkat çekici nokta İran’ın İstanbul Başkonsolosunun tavrıdır. Esedzade ilk olarak 11 Mart Cumartesi günü Mizan Haber Ajansında yayımlanan röportajında Türkiye’ye ilişkin açıklamalarda yapmış ve Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından daha da güvensiz hale geldiğini iddia ederek İranlılara bu ülkeye seyahat etmeme uyarısında bulunmuştur. Açıklamalarında İranlıların Türkiye’de çeşitli sıkıntılar yaşadığı yönündeki iddiaları yineleyen Başkonsolos, terörist grupların Türkiye’de aktif olduğunu ve DEAŞ’ın zaman zaman bu ülkede bomba patlattığını da sözlerine eklemiştir. Ancak aynı gün İrna Haber Ajansına bir açıklama yapan Başkonsolos hiçbir haber ajansına İranlıların Türkiye’ye gelmesin şeklinde bir açıklamada bulunmadığını söylemiş ve hakkında çıkan iddiaları yalanlamıştır. Mizan Haber Ajansının daha sonra yayımladığı haberde Esedzade’nin İranlılara Türkiye’ye seyahat etmemelerini önerdiğini doğrulayan bir ses kaydı yayımlaması üzerine Başkonsolos bu kaydın kendisinin izni olmadan alındığını söylemekle yetinmiştir. Bu olay elbette Türkiye’de görev yapmakta olan İran misyonlarının ikili ilişkilerin gelişmesi ve mevcut sorunların giderilmesi konusundaki yeterliliklerinin sorgulanmasına neden olmaktadır.

İranlı yetkililer -sert bir şekilde uygulamadıkları sürece- bu tarz yasak ve uyarılarının sınırlı bir etki alanının olduğunun farkındadırlar. Başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin belirli başlı şehirlerinin caddelerinde çok sayıda İranlı turiste rastlamak mümkündür. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre de ülkeyi en çok ziyaret eden turistler arasında İranlılar listenin başlarında gelmektedir ve 2016 yılında bir önceki yıla göre bir buçuk milyonun üstündeki İranlı turist sayısında hemen hemen hiç düşüş olmamıştır. Hatta İran basınında zaman zaman Türkiye’deki terör olaylarının İranlıları bu ülkeye seyahat etmekten alıkoymamış olması sorgulanmıştır. Tahran Belediyesi Turizm İşleri Kurulu üyesi Ekber Gamhar’a göre İranlıların Türkiye ilgisinin ardında çeşitli nedenler bulunmaktadır. Gamhar, uygun tur ve otel fiyatları, çok sayıda uçuş olması, vize istenmemesi, helal gıda imkânları, alışveriş imkânları ve ülkedeki misafirperverlik gibi etkenleri bu bağlamda saymıştır. Bu nedenle, İranlı turistler açısından Türkiye neredeyse alternatifsiz bir turizm durağı olmaya devam etmekte ve İranlı yetkililerin Türkiye’yi hedef alan açıklamaları karşılık bulmamaktadır. Ne var ki kesin olan husus bu tarz açıklamaların iki ülke ilişkilerine hiçbir olumlu etkisinin olmadığı, dahası İranlı yetkililerin Türkiye konusundaki çelişkili tavırlarının Türk tarafının dikkatinden kaçmadığıdır.

ABD'nin Zarif’e Yaptırım Kararı Neyi Hedefliyor?

Serhan Afacan

ABD ile İran’ın birbirlerine karşı sabiteleri her zaman bir problem oldu ve dönem dönem aşılır gibi dursa da ilişkileri tıkadı.

İran’ın ‘Dişe Diş’ Yaklaşımı Sonuç Vermiyor

Serhan Afacan

ABD ile İran arasında farklı alanlarda süren gerilim tırmanmaya devam ediyor ve mevcut manzaraya bakılırsa ufukta İran’ı daha çetin bir süreç bekliyor.