İran NPT’den Çekilebilir mi?

Rahimullah Farzam Araştırmacı, Dış Politika

Tahran yönetimi NPT’den çekilmenin olası ağır sonuçlarının farkındadır.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, 20 Ocak’ta yaptığı açıklamada Nükleer Anlaşma dosyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) taşınması durumunda ülkesinin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan (NPT) çekileceğini söyledi. Zarif, Tahran’ın Mayıs 2019’da başlattığı Nükleer Anlaşma’dan doğan yükümlülüklerini askıya alma sürecinin bittiğini de sözlerine ekledi. Hatırlanacağı üzere Nükleer Anlaşma’nın Avrupalı tarafları Almanya, Fransa ve İngiltere İran’ın anlaşmadan doğan yükümlülüklerini askıya alma kapsamında 5 Ocak’ta attığı beşinci adıma cevaben 14 Ocak’ta Tahran’ın Nükleer Anlaşma yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle Tetik Mekanizması’nı başlatmıştı. Bunun üzerine reformcu Mahmud Sadıki liderliğinde bir grup milletvekili İran’ın NPT’den çekilmesini öngören bir tasarıyı meclise sunmuştu. İran Meclis Başkanı Ali Laricani de 19 Ocak’ta söz konusu tasarıya göndermede bulunarak, Tahran’ın “adil olmayan” adımlarla karşılaşması durumunda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliğini gözden geçirilebileceğini ifade etmişti.

Bu Noktaya Nasıl Gelindi?

ABD Başkanı Donald Trump Mayıs 2018’de ülkesini Nükleer Anlaşma’dan çekerek Tahran’a karşı “maksimum baskı” politikasını başlattı. İran ise bu adıma Nükleer Anlaşma’dan kaynaklı yükümlülüklerini azaltmaya yönelik adımlar atarak cevap verdi. Bu kapsamda Tahran yönetimi Mayıs 2019’dan itibaren her iki ayda bir kademeli olarak Nükleer Anlaşma’dan doğan yükümlülüklerini askıya almaya başladı. ABD’nin Nükleer Anlaşma’dan çekilmesi ve buna karşılık İran’ın attığı adımlara bağlı olarak Tahran-Washington hattında her geçen gün yükselen gerilim son günlerde askerî çatışmaya dönüşecek bir sürece evirilmiş oldu. Son olarak Tahran’ın 5 Ocak Pazar günü, “nükleer faaliyetlerine yönelik kısıtlayıcı tüm taahhütlerini” askıya aldığını duyurması şu ana kadar Nükleer Anlaşma’yı kurtarmak istediklerini söyleyen Avrupalı ülkelerin İran’a yönelik baskılarını artırmasına yol açtı. Bir taraftan Tetik Mekanizması’nı başlattıklarını duyuran Avrupalı ülkeler, diğer taraftan da çeşitli platformlarda İran aleyhine açıklamalarda bulunarak Tahran’a yönelik diplomatik baskıyı artırdı.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson “Nükleer Anlaşma’nın yerine Trump’ın öne sürdüğü tasarının ikame edilebileceğini” söyledi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian nükleer krizi çözüme kavuşturmanın tek yolunun “İran’ın nükleer faaliyetleri, balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerini kapsayan yeni bir müzakere sürecinden geçtiğini” ifade etti. İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmenuel Macron’un Berlin’de gerçekleştirilen Libya konulu toplantıda, İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecek uzun vadeli bir çerçevenin belirlenmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıkları basına yansıdı. Özetle gelinen noktada şu ana kadar Nükleer Anlaşma’nın devamından yana olan Avrupalı ülkelerin de giderek Trump’ın çizgisine yaklaşmasıyla uzun bir süredir sürüncemede olan Nükleer Anlaşma çökme noktasına geldi.

NPT’den Çekilmek Mümkün Mü?

Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasını kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan NPT bugüne kadar 190 ülke tarafından imzalanmış uluslararası bir anlaşmadır. NPT nükleer silah sahibi olan ve olmayan devletler arasında bilinen tek anlaşmadır. Bu anlaşmayla nükleer silah sahibi olmayan 185 ülke bu silahları edinmekten kaçınacakları taahhüdünde bulunmuştur. İran anlaşmayı, imzaya açıldığı 1968 yılında imzalamıştır. NPT’nin 10. maddesi uyarınca üye devletler anlaşmanın konusuna giren olağanüstü olayların ülkenin yüksek çıkarlarını tehlikeye attığı gerekçesiyle çekilme hakkına sahiptir. Fakat bu durumda çekilme kararı üç ay önceden anlaşmanın bütün taraflarına ve BMGK’ye bildirilmelidir. Ayrıca bu bildirimin taraf devletin yüksek çıkarlarını tehlikeye sokmuş saydığı olağanüstü olaylar hakkında bir açıklamayı içermesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu açıklamalardan yola çıkarak İran’ın teknik olarak NPT’den çekilmesi önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır.

Tahran’ın NPT’den Çekilmesi Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

Her ne kadar nükleer silahsızlanma konusundaki etkisi oldukça tartışmalı olsa da NPT nükleer silahların yayılmasını önlemeye yönelik çabalara hukuki meşruiyet sağlayan tek uluslararası anlaşmadır. NPT’den çekilen devletlerin nükleer faaliyetleri herhangi bir uluslararası kurumun denetimi veya kontrolüne tabi değildir. Başka bir ifadeyle NPT dışında nükleer silahların yayılımını önleyecek, yavaşlatacak, geri döndürecek veya cezalandıracak herhangi bir yasal mekanizma bulunmamaktadır. Bu nedenle NPT, nükleer silahların kontrolünün yanı sıra küresel güvenlik açısından da önemli bir mekanizmadır. Üye devletin NPT’den çekilmesi söz konusu devletin nükleer faaliyetlerinin NPT kapsamında sınırlandırılmış olan barışçıl çerçevenin ötesinde bir amaç taşıdığı şeklinde yorumlanmaktadır. Dolayısıyla bu tür adımlar nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejimini zayıflatıcı ve nükleer kriz riskini artırıcı bir adım olarak değerlendirilmekte ve uluslararası toplumun sert tepkisiyle karşılaşmaktadır.

Örneğin 2003’te NPT’den çekildiğini açıklayan Kuzey Kore geniş kapsamlı uluslararası yaptırımların yanı sıra siyasi yalnızlığa itilmişti. Ülke hâlihazırda Birleşmiş Milletler (BM), ABD ve Avrupa Birliği tarafından uygulanan ağır yaptırımlarla boğuşmaktadır. Aynı şekilde 2015 öncesi İran’a yönelik uygulanan BM destekli yaptırımlar Tahran’ın NPT’yi ihlal eden gizli nükleer faaliyetler yürüttüğü gerekçesiyle başlatılmıştır. Dolayısıyla NPT’den çekilmek İran’ı kolayca Kuzey Kore konumuna düşürebilir. Böyle bir adım Tahran’ı BM destekli sert yaptırımlara maruz bırakacağı, uluslararası toplumdan soyutlayacağı gibi Birinci Körfez Savaşı’nda olduğu gibi İran’ı, BM’yi arkasına alan askerî bir kuvvetle karşı karşıya bırakabilir. Bu da Tahran yönetiminin hâlihazırda mücadele verdiği yıkıcı ekonomik yaptırımlara ek olarak ağır diplomatik baskıyla mücadele etmek zorunda kalacağı anlamına gelmektedir.

Tahran NPT’den Çekilmeyi Göze Alabilir mi?

İran’ın NPT’den çekilmeye yönelik tehditleri yeni değil. ABD’nin Nükleer Anlaşma’dan çekileceğine dair haberlerin gündeme gelmesinin ardından birçok İranlı yetkilinin ABD’nin olası çekilmesine cevaben Tahran’ın NPT’den çekileceğine dair beyanatları basına yansımıştı. Fakat Tahran yönetimi NPT’den çekilmenin olası ağır sonuçlarının farkında. Nitekim İran Meclisi Dış Siyaset Komisyonu eski başkanı ve fiili üyesi Heşmetullah Felahetpişe yaptığı açıklamada “Düşmanlarımız intihar anlamına gelen bazı kararlar almamızı istiyor. Adımlarımızı dikkatli atmalıyız. İran, NPT çerçevesinde kalarak nükleer faaliyetlerine devam edebilir.” diyerek NPT’den çekilmenin Tahran açısından bir intihar eylemi anlamına geldiğini vurgulamıştı. Ayrıca Zarif’in aynı konuşmasında Tahran’ın Nükleer Anlaşma’dan kaynaklı yükümlülüklerini azaltmada daha ileri gitmeyeceğine dikkat çekmesi ve bir gün sonra da Cumhurbaşkanı Ruhani’nin “İran’ın nükleer silah peşinde olmadığını” vurgulaması Tahran yönetiminin NPT kartını daha çok caydırıcı bir unsur olarak kullanma niyetinde olduğunu göstermektedir. Bu anlamda Tahran’ın “NPT’den çıkarız.” tehdidi Nükleer Anlaşma’nın BMGK’ye taşınmaması ve iç politika tüketimi için ortaya atılan bir blöf olarak okunabilir.

İran, NPT, Cevad Zarif

Geride Bıraktığımız 1398 Yılında İran Dış Politikası

Rahimullah Farzam

1398 yılı, İran dış politikası açısından Tahran-Washington gerginliğiyle başlayıp bu gerginliğin pek çok sahada İran’ın dış politika tasarruflarına yansıdığı bir yıl oldu.

Afganistan’da Arabuluculuk Çabaları: Pompeo’nun Ziyareti

Rahimullah Farzam

Pompeo’nun beklenmedik ziyaretinin öncelikli hedefi Afganistan’da devam eden siyasi çalkantıyı sona erdirerek barış sürecinin önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmaktır.