İran Nükleer Anlaşması: Bombalar, Bürokratlar ve Milyarderler

08.01.2021
Mert Aslan Asistan, Dış Politika

İran Nükleer Anlaşması: Bombalar, Bürokratlar ve Milyarderler

Dennis Coleman Jett, The Iran Nuclear Deal – Bombs, Bureaucrats, and Billionaires, Palgrave Macmillan: Pensilvanya, 2017, 481 sayfa.

ISBN: 978-3319598215


Dennis Coleman Jett, 1945 yılında ABD’de doğmuştur. Lisans ve yüksek lisans eğitimini New Mexico Üniversitesinde İktisat alanında 1969 yılında tamamlayan Jett, doktora derecesini ise Uluslararası İlişkiler alanında Witwatersrand Üniversitesinde 1998 yılında almıştır. Yüksek lisans eğitiminin hemen ardından New Mexico Eyalet Hükûmetinde ekonomi danışmanlığı yapan Jett, 1972 ila 2000 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığında birçok önemli pozisyonda görev almıştır. Arjantin, İsrail, Malavi, Liberya, Mozambik ve Peru’da uzun yıllar hizmet etmesinin ardından özellikle Liberya’daki hizmetlerinden dolayı ABD Dışişleri Bakanlığı tarafınca “Üstün Onur Ödülü’ne” layık görülmüştür. Ayrıca 42. ABD Başkanı William Jefferson Clinton’ın özel asistanı olarak da görev yapan Jett, özellikle Afrika bölgesi üzerindeki uzmanlığıyla bilinmektedir. Jett, Dışişleri Bakanlığındaki kariyerinin ardından 2000-2008 yılları arasında Florida Üniversitesi Uluslararası Merkezinde “dekan” olarak dış politika ve küreselleşme alanında dersler vermiştir. 2008 yılından itibaren de Pensilvanya Devlet Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler departmanında çalışmaktadır. Jett’in ilk kitabı, 2000 yılında doktora tezinden ürettiği Why Peacekeaping Fails olurken diğer kitapları; sırasıyla 2008 yılında kaleme aldığı Why American Foreign Policy Fails: Unsafe at Home and Despised Abroad, 2014 yılında yazdığı American Ambassadors: The Past, Present, and Future of America’s Diplomats ve 2017 yılında yayımlanan The Iran Nuclear Deal – Bombs, Bureaucrats, and Billionaires adlı eserleridir. Kitaplarının yanı sıra Jett, önde gelen medya kuruluşları ve uluslararası dergiler için de birçok yazı kaleme almıştır.

Jett, 2017 yılında İngilizce olarak kaleme aldığı bu eserinde 14 Temmuz 2015 tarihinde Viyana’da imzalanan İran Nükleer Anlaşması sürecini, ABD içerisindeki dış politika yapım sürecinde etkili olan aktörler üzerinden detaylıca açıklamaktadır. Eserinde ABD içerisinde hükûmet dışı Anlaşma yanlısı ve karşıtı aktörlerin kimler olduğu, bu aktörlerin temel argümanlarının neler olduğu sorularına cevap arayan Jett, diplomat olarak görev yaptığı yıllardaki önemli deneyimlerinden hareketle İran Nükleer Anlaşması’nın yapısını incelemektedir. Diğer taraftan yazar, özellikle dış politika yapım sürecinde geçmişte olduğundan daha etkili olan para, teknoloji, doğruluk, taraflı politikacılar ve küreselleşmenin etkilerini kitabın “Ön Söz” kısmında anlatmıştır. Jett eserini “Giriş”, “Biraz Tarih”, “Kim Dâhil Oldu”, “Kullanılan Taktikler” ve “Sonuçlar ve Gelecek” olmak üzere beş ana bölüme ayırmıştır. Ana bölümlerin ardından sırasıyla “Teşekkür”, “Ekler” ve “Dizin” bölümleri bulunmaktadır. Özellikle “Ekler” bölümünde yer alan, İran Nükleer Anlaşması olarak da bilinen Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) ana metni kitabın özgün değerini artırmaktadır.

Kitabın “Giriş” bölümü Temmuz 2015’te ABD, İran ve beş diğer ülke arasında, Jett’in tabiriyle mucizevi bir şekilde imzalanan İran Nükleer Anlaşması’nın temelinde yatan “İran’ın, ekonomik yaptırımlardan muaf olması karşılığında ülkesinin nükleer politikalarını kısıtlayacağı” fikrinin açıklanmasıyla başlamaktadır. Mart 2015’te Senatör Tom Cotton’ın olası bir anlaşmaya karşı olan demeçleriyle devam eden bölümde, kitabın ana yapısına hâkim olan Anlaşma’ya taraf ve karşıt olan kişiler, gruplar ile kurumların ana argümanları açıkça anlatılmaktadır. İlk bölüm içerisinde birçok farklı kişinin Anlaşma hakkındaki yorumlarına da yer verilmiştir. Ayrıca Jett, kitabının ana argümanlarını Sovyetler Birliği’nin Afganistan’daki başarısızlığının gizli kahramanı Teksaslı Senatör Charlie Wilson’ın, dönemin ABD dış politikası üzerindeki etkisi üzerinden temellendirmektedir. Wilson, bilindiği üzere ABD’nin Afganistan’a yönelik politikalarında önemli değişikliklere neden olmuştur. İlk bölüm ülke politikalarının kamuoyu üzerindeki yansımalarının anlatılmasıyla sona ermektedir.

“Biraz Tarih” başlığını alan ikinci bölüm ise ABD ve İran arasındaki ilişkilerin sorunlu tarihi üzerine inşa edilmiştir. İki devlet arasında uzun yıllar boyunca etkili olan gergin ilişkilerin merkezinde her iki ülkenin de sorunların kaynağı olarak diğer tarafı göstermesi yatmaktadır. Diğer taraftan tarih, her iki ülke için de Nükleer Anlaşma karşısında silah olarak kullanılmıştır. İran’ın bölgesel anlamda terör gruplarıyla olan ilişkisi, füze denemeleri ve insan hakları ihlalleri ABD’deki Anlaşma karşıtlarının ellerinde bulunan en önemli kozlardandır. Tarihsel süreç içerisinde iki ülke arasında yaşanan bazı olaylar etkisini uzun yıllar sürdürmüştür. 1953’te İran’da Başbakan Muhammed Musaddık’a karşı yapılan Merkezî İstihbarat Teşkilatı (CIA) destekli darbe, ABD’nin Tahran Büyükelçiliğinde yaşanan rehine krizi ve 1988 yılında ABD Donanması tarafından İran Hava Yollarına ait uçağın hedef alınması bu olaylara örnek olarak gösterilebilir. İran-Irak Savaşı’nda da Ronald Reagan yönetimi Saddam Hüseyin’i ekonomik olarak ve istihbarat açısından desteklemiştir. Yakın tarihte yaşanan ve iki ülke arasında güvensizlik yaratan olaylara örnek olarak ise ABD ve İsrail tarafından İran’ın nükleer sahalarını hedef alan bilgisayar virüsleri ve İranlı nükleer bilim insanlarının suikasta kurban gitmeleri gösterilebilir. Bölüm içerisinde ayrıca Birleşik Krallık’ın iki ülke arasındaki ilişkilerdeki rolüne de değinilmiştir. Özellikle Lordlar Kamarasının Anlaşma hakkında hazırladığı raporlar, Birleşik Krallık’ın iki ülke arasındaki ilişkilerdeki rolünü kanıtlar niteliktedir. Bölüm içerisinde, ilerleyen süreçte ayrıca Anlaşma’ya taraf önemli ülkelerin üst düzey liderlerinden gelen açıklamalara ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Paris İklim Anlaşması gibi anlaşmalardan da çekilme kararına karşın eleştirilere de yer verilmiştir.

Kitabın “Kim Dâhil Oldu” başlığı altında kaleme alınan üçüncü bölümü, ABD içerisinde İran ile yapılması planlanan Anlaşma’ya taraf ve karşıt olan kişiler, gruplar, kamu kurum ve kuruluşlarının etkilerinin değerlendirilmesiyle başlamaktadır. Kitabın ana bölümleri arasındaki en uzun bölüm olmasıyla da dikkat çeken bu bölüm, ABD içerisindeki karşıt aktörlerin Nükleer Anlaşma süresince birbirleriyle olan mücadelelerini; para, teknoloji ve küreselleşme ekseninde açıklamaktadır. Jett’in ortaya koyduğu somut delillere göre ABD içerisindeki Anlaşma karşıtı olan aktörler, bu Anlaşma’yı destekleyenlere göre çok daha büyük harcamalar yapmıştır. Ayrıca karşıt aktörlerin para kaynaklarının da (ABD) Millî Gelirler İdaresinin 501. maddesi uyarınca gizlendiği ve/veya en azından takip edilemediği bölüm içerisinde vurgulanan önemli detaylardandır. Özellikle ABD siyasetini etkilemeyi amaçlayan Sheldon Adelson, Charles Koch, Rupert Murdoch, George Soros, Michael Bloomberg ve Warren Buffet gibi birçok milyarderin yanı sıra Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD), Silah Kontrol Derneği (ACA) ve J Street gibi ABD’nin önde gelen politika kurumlarının da Anlaşma süreci üzerindeki etkilerine bölüm içerisinde yer verilmiştir.

“Kullanılan Taktikler” olarak adlandırılan kitabın dördüncü bölümünde, demokratik sistemlerde politika yapım sürecini etkilemek için kullanılan geleneksel ve yeni yöntemlerden bahsedilmektedir. Hükûmet politikaları üzerinde etkili olan unsurlar; profesyonel lobiciler, eski Kongre üyeleri ve kamuoyu olmak üzere üç ana grupta incelenmiştir. Özellikle kamuoyu olarak adlandırılan grup, Amerika’nın farklı etnik kökenlere sahip toplum yapısı nedeniyle siyasilerin dikkate alması gereken unsurlar arasında yer almaktadır. Ayrıca bölüm içerisinde değinilen Pew Araştırma Merkezinin Amerikan halkı üzerinde yapığı anket çalışması, halkın dış politika ile alakalı konulara olan ilgisinin anlaşılması açısından önemlidir. Yapılan araştırmaya göre her on Amerikalıdan altısı, NATO hakkında kayda değer bilgilere sahiptir. Ayrıca Amerika özelinde politika yapım sürecinin başında yer alan başkanın bile Kongre desteği almak zorunda olması eski Başkan Barack Obama ve İran Nükleer Anlaşması örneği üzerinden anlatılmaktadır. Bölümün sonlarında ise teknoloji ve sosyal medyada yaşanılan gelişmelerin etkileri yeni yöntemler olarak açıklanmaktadır.

Kitabın “Sonuçlar ve Gelecek” başlıklı bölümünde ise yazar, nihayetinde imzalanan Anlaşma’nın, ABD içerisindeki karşıt gruplar arasındaki savaşın bitmesi anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Bölüm İran Kontra Skandalı’nın yaşandığı dönemde ABD Dışişleri Bakanı olan George Shultz’un demeçleriyle başlamakta ve Anlaşma’ya karşı olan grupların, İran’ın ekonomik anlamda kazanç elde etmesini engellemek için Amerikan menşeli şirketleri zarara uğratmayı göze almalarının anlatılmasıyla devam etmektedir. ABD Başkanı Trump’ın, Usame Bin Ladin’i yakalamak ile görevli CIA uzmanlarını, İran’a karşı görevlendirmesine de değinilen bölümde; Anlaşma’nın geleceği ile ilgili kesin olan yegâne olgunun belirsizlik olduğunu iddia edilmektedir. Ayrıca bölümde küreselleşmenin etkileri iyi, kötü ve çirkin imgeleri aracılığıyla detaylıca açıklanmaktadır. Teknolojinin ve sosyal medyanın manipülasyon etkisi de sonuç bölümü içerisinde yer verilen olgular arasındadır. Demokratik ülkelerdeki seçimlerin, milyarlarca dolarlık bir endüstri oluşturmasıyla kimileri için fırsat olarak görüldüğünden de bahseden Jett, kitabını Winston Churcill’in demokrasi hakkındaki alıntısıyla bitirmiştir.

Kitabın sonunda yer alan “Ekler” bölümü; kitabın en uzun bölümü olmasının yanı sıra KOEP’in metnini içermesi, 1970-2017 yıllarını kapsayan silahlanma kontrolü, Anlaşma ile ilgili etkili olan ABD merkezli organizasyonlarla ilgili bilgi notları, siyasi yönelimlerine göre düşünce kuruluşların listesi ile detayları, KOEP’i destekleyen kurum/kuruluşlar ve İslamofobik organizasyonların listesi gibi somut ve değerli içeriğiyle kitabın en önemli bölümü olarak kabul edilebilir. Diğer taraftan kitabın ana bölümlerinde iddia edilen argümanlar, Ekler bölümündeki verilerle desteklenmiştir. Uluslararası ilişkiler disiplini açısından incelendiğinde devlet içerisinde yer alan özel aktörlerin, devletler arası ilişkiler üzerinde var olan ve/veya artan etkisi; alanın ana akım kuramlarından olan realizmin de gerçekçi kanıtlarla yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir. Nitekim ABD örneğinde olduğu gibi ülke içi dinamikler, küreselleşmenin de etkisiyle devletlerin ulusal çıkarlarını dahi etkileyebilmektedir.

Anlaşma’yı destekleyen tarafta olan Jett'in bu eseri; ülke içerisinde yer alan para, teknoloji ve küreselleşme dinamiklerinin dış politika yapım sürecine etkisi ve her şeye rağmen diplomasinin savaşı önleme yeteneğini anlamak açısından önemlidir. Amerika’da bulunan milyarderler, önde gelen düşünce kuruluşları, kamu hizmeti için kurulmuş organizasyonlar ve genel anlamda lobi faaliyetleri yürüten dinamiklerin anlaşılması açısından da Jett’in eseri önemli kanıtlar ve analizler sunmaktadır. Uluslararası ilişkilerin soyut bağlamı düşünüldüğünde ele aldığı somut örnekler ve olaylarla kitap, alana ilgi duyan herkes için bir baş ucu kitabı niteliğindedir.