İran Petrol Satmaya Nasıl Devam Ediyor?

İran, AB ve ABD yaptırımlarının en yoğun olduğu 2012-2015 dönemlerinde dahi hem de karşı taraf yaptırımlara maruz kalmadan petrol ihracatını sürdürmüştür.

İran ekonomisinin petrol muafiyetlerinin 2 Mayıs’ta sonlandırılması ile zorlu bir sürece girmesine rağmen pek çok üst düzey yetkili durumun gösterildiği kadar kötü olmadığını hatta petrol ihracatının artmaya başladığını içeren açıklamalarda bulundu. Ancak hükûmetin bütçede petrol ihracatıyla alakalı yaptığı revizyon, durumun vahametiyle birlikte kabul edildiğini gözler önüne serdi. Nitekim 2019 bütçesinde günlük 1-1,5 milyon varil petrol ihracatı öngörülürken bu oran temmuz ayının sonlarında yapılan revizyon ile günlük 300 bin varil seviyesine kadar düşürüldü. Revizyon hamlesi her ne kadar realist bir yaklaşım olarak kabul edilse de ABD’li yetkililerin “petrol ihracatını sıfırlama” konusundaki kararlılıkları, İran’ın bahsedilen miktarlarda petrol ihracatına devam edip edemeyeceği sorusunu da beraberinde getirdi.

İran, kasım ayı itibariyle petrol ihracatında büyük düşüşlerin gözlemlendiği bir döneme girerek ABD’nin 8 ülkeye sağladığı muafiyetlerle ülkenin beklentilerine paralel olarak günlük 1-1,5 milyon varil petrol ihracatı gerçekleştirmekteydi. Fakat ihracat mart ayında günlük 1 milyon varil civarında iken nisan ayında bu miktarın da altına düştü. Bu süreç muafiyetlerin süresinin dolması sebebiyle ülkelerin bilinçli bir hamle yaptığı izlenimi doğurdu. Bununla birlikte muafiyetlerin yenilenmemesi İran’ın mayıs ayında gerçekleştirdiği petrol ihracatının günlük yarım milyon seviyelerine kadar düşmesine neden oldu. Şubat ayı itibariyle başlayan düşüş trendi haziran ve temmuz aylarında da devam etti. Reuters İran’ın haziran ayında günlük 300 bin varil (ya da daha az) seviyelerinde petrol ihraç ettiğini açıklarken Kpler temmuz ayında ihracatın günlük 400 bin varile yaklaştığını belirtti. Ancak buradaki önemli nokta, düşüşlere rağmen İran’ın petrol ihracatına devam etmesidir. Nitekim ABD’nin muafiyetleri yenilemediği ve günden güne yaptırım kıskacını daralttığı düşünüldüğünde İran’ın petrol ihracatına devam etmesi imkân dahilinde bile olmamalıdır. Fakat İran’ın özellikle Çin1  ile ihracata devam ettiği The New York Times tarafından belgeleriyle ispat edilmiştir. Peki, İran nasıl petrol ihracatına devam etmektedir?

Yaptırımların İran petrolü alıcıları üzerindeki negatif etkisi uzun zamandır gözlemlenen su götürmez bir gerçektir. Ancak İran, AB ve ABD yaptırımlarının en yoğun olduğu 2012-2015 dönemlerinde dahi hem de karşı taraf yaptırımlara maruz kalmadan petrol ihracatını sürdürmüştür. İran’ın bu yıllarda kazandığı tecrübeler ve kullandığı yöntemler, yoğun ABD yaptırımlarıyla yüzleştiği böyle bir dönemde ülkenin petrol ihracatına devam etmesini sağlamıştır. Her ne kadar İran hükûmeti mayıs ayı itibariyle hem üretim hem de ihracat verilerini kamuoyuyla paylaşmayı durdurmuş olsa da İran Petrol Bakanı Bijan Namdar Zanganeh gibi pek çok üst düzey yetkili ülkenin “sıra dışı yöntemler” ile petrol ihracatına devam ettiğini kamuoyuyla sık sık paylaşmaktadır. Bu yöntemlerin ilk sırasında elbette petrol tankerlerinin takip edilmesini sağlayan Otomatik Tanımlama Sistemi’nin (AIS-Automatic Identification System) kapatılması yer almaktadır. Bu uygulama daha önceleri hem İran tarafından petrol ihracatında hem de Kuzey Kore tarafından kömür ihracatında sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Normalde Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne göre tanımlama sisteminin kullanılması tüm yük gemileri için zorunludur. Sistem sayesinde gemilerin adı, çağrı kodları, koordinatları, rotası, hızı, gemi boyutları, gidecekleri liman ve tahmini varış zamanları AIS istasyonları tarafından kolaylıkla takip edilmektedir. Ancak İran, petrol tankerlerinin takibini zorlaştırmak için belli aralıklarla sistemi devre dışı bırakmakta böylece rotalarını, gidecekleri limanları ve varış bilgilerini manipüle etmektedir. Her ne kadar uydular, takip sistemine alternatif olarak kabul edilse de pek çok durumda kapsamlı bir takip için yetersiz kaldığı ve hava koşullarından doğrudan etkilendiği uzmanlar tarafından dile getirilmektedir. The New York Times gazetesinin konuya ilişkin yaptığı kapsamlı çalışma İran tankerlerinin, sistemi uzun süreler devre dışı bırakarak Çin’e ve Akdeniz’e ihracat yaptığını ispat etmektedir. Habere göre İran’ın bu sistemle ihracatı sürdürdüğü 12 kargo gemisinden 11’i yaptırımlar kapsamında bulunan İran Ulusal Tanker Şirketi’ne aittir. Örneğin haberde bahsedilen 12 gemiden biri olan “Horse” isimli kargo gemisi 2 Mayıs tarihinde İran'dan çıkış yapmış Malakka Boğazı’na kadar sistemini devre dışı bırakarak seyahat etmiştir. 18 Haziran’da Boğaz’dan geçmesinin ardından tekrar sinyalini kapatan gemi, bir hafta sonra sistemi tekrar açarak ay sonunda Çin’e ulaşmış aynı rotayı izleyerek 21 Temmuz tarihinde İran’a geri dönmüştür. AIS üzerinden faaliyete geçirilen bir diğer uygulama ise bilgilerinin sisteme yanlış işlenmesidir. Bu yöntemle tankerlerin yükleme ve boşaltma yapacakları veriler yanlış işlenerek yükün kim tarafından kime satıldığı gizlenmeye çalışılmaktadır. Yanlış veri işleme ile İran'dan yükleme yapacak bir gemi, İran’a yakın olan ve yaptırım kapsamında bulunmayan Irak, Katar ya da Suudi Arabistan gibi ülkeleri yükleme noktası olarak belirtmekte ya da aynı yöntemle boşaltma noktalarını sisteme farklı ülkeler olarak girmektedir. Fakat bu yöntemle gemiler radar sistemleri üzerinden fark edilmekte ve gemilerin süratlerine bağlı olarak yük durumları tespit edilmektedir. Yük verilerinin yanı sıra gemilerin isimlerinin değiştirilmesi de takibi zorlaştırma yollarından biri olarak kullanılmaktadır. Nitekim İran-Çin petrol ticaretinde önemli bir görev üstlenen Kunlun Bankası, son üç ayda mülkiyetine ya da işletmesine sahip olduğu tankerlerden birkaçının ismini değiştirmiş, aynı zamanda birkaç süper tanker de iki ülke arasındaki anlaşmadan ötürü daha avantajlı olmasına rağmen Liberya Sicili’nden çıkartılarak Panama Sicili’ne geçirilmiştir. Ancak Panama Sicili’nin de yakın zamanda İran tarafından işletilen onlarca geminin sicilini iptal ettiği göz önünde bulundurulursa bu hamlenin de geçiş aralıklarında sistem dışı kalma amacı taşıdığı düşünülebilir. İran’ın kullandığı bir diğer yöntem de transfer olarak adlandırılmaktadır. Kıyıların birkaç km açıklarında demirleyen gemiler arasında yük transferi yapıldıktan sonra gemiler kendi ülkelerine geri dönmektedir. Ortaya çıkan uydu fotoğraflarından tespit edildiği üzere genellikle orta nokta olarak kabul edilebilecek ülke kıyıları tercih edilmektedir. Nitekim 10 Temmuz’da çekilmiş bir uydu görüntüsü Kunlun Bankası’na ait ve Panama Sicili’nden çıkarılan Tian Ying Zuo isimli süper tanker ile İran Ulusal Tanker Şirketi’ne (NITC) ait Felicity isimli bir kargo gemisinin, Malezya Penang Adası'ndan 55 km uzakta bir transfer gerçekleştirdiğini desteklemektedir. Bu görüntü çeşitli basın yayın organlarının haberlerine de yansımıştır. TankerTrackers.com'un kurucusu Samir Madani yaptığı açıklamada bu tarz transferlerin Pacific Bravo gibi tankerlerle Malakka Boğazı üzerinden de gerçekleştirildiğini ve İran’ın bu konuda Malezya'dan bir miktar destek aldığını tespit ettiklerini belirtmiştir. İran’ın 2012-2016 arası dönemde yoğun olarak kullandığı ve yaptırımlar neticesinde 2018 yılında tekrar başvurduğu son yol ise yüzen depolar ile başka ülkelerin topraklarında yer alan ama İran hükûmetine ait kuyulardır. İran, üretimi azaltmasına rağmen düzenli olarak ülkenin günlük ihtiyacından fazla petrol çıkarmaktadır. Bu sebeple de sahip olduğu çok sayıda tankeri okyanuslarda ve güvenli gördüğü ülkelerin kıyılarına yakın yerlerde depo olarak kullanmaktadır. Bunun yanı sıra İran hükûmeti Çin’in önemli liman kentlerinde mülkiyetine sahip olduğu petrol kuyularını da depo olarak kullanmakta ve olası transferler için büyük miktarlarda petrolü potansiyel alıcılarına yakın bir şekilde konumlandırmaktadır. Üstelik bu depolarda yer alan petrolün bir kısmının Çinli şirketlere ait olduğu, İran’da gerçekleştirilen yatırımlar karşılığında bir nevi ödeme olarak petrol kullanıldığı ancak yaptırımların bu konuda aydınlatıcı olmamasından ötürü gümrükten geçirmekte tedirgin oldukları minvalinde açıklamalar da sıklıkla dillendirilmektedir. Kpler verilerine göre İran’ın yüzen depolarda ve Çin’deki kuyularda sahip olduğu petrol miktarı 110 milyon varili aşmıştır. Yaptırımlara rağmen Çin’e gelen çok sayıda tankerin varlığı dikkate alındığında Çin’in bu depolar aracılığıyla da İran'dan bir miktar petrol ihraç ettiği düşünülmektedir.

Petrolün İran ve Çin ekonomilerindeki önemi yaptırımlar devam ettiği sürece bu ve benzeri metotların kullanılmaya devam edeceğini, tarafların ticaretin devamı için alternatif arayışlarına yöneleceğini ispatlar niteliktedir. Her ne kadar haberlerde Türkiye ve Hindistan’ın da alıma devam ettiğine ilişkin varsayımlar bulunsa da ne resmî açıklamalar bu varsayımları desteklemekte ne de Çin için olduğu gibi verilerle temellendirilmektedir. Fakat Çin’in durumu ABD’nin tepkisi ve İran’ın alıcılara sunacağı yaptırım dışı alternatifler2  Türkiye, Hindistan ve Japonya gibi ülkelerin petrol ithalatına yönelik tavrında etkin rol oynayabilecek potansiyele sahiptir.

 

  Çin hükümetinin İran’dan petrol almasını kolaylaştıran iki kurumdan söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki metinde sık sık yer bulan Kunlun Bankası, ikincisi ise yaptırımlardan payına düşeni alan Zhuhai Zhenrong Şirketi’dir. Üstelik her iki kurum da yaptırımlara rağmen İran ile ticarete devam edeceklerini defaatle açıklamıştır.

  İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri temmuz ayı başlarında İran’dan petrol almak isteyen ülkelere karşılığını mal, hizmet ve yatırım şeklinde ödeyebilecekleri bir takas çağrısında bulundu. Her ne kadar diğer ülkelerden henüz bir açıklama gelmese de sistem İran’ın güncel durumuna katkı sağlayabilecek potansiyelde bir çağrıdır.

 

İran, Çin, ABD, Yaptırımlar, Petrol

İran Petrol Tankerine Saldırı

Merve Çakır

İran hem faili bulmak hem de kendini aklamak için sorumluları delilleriyle birlikte ortaya çıkarmak zorundadır.