İran-Türkiye İlişkilerinde Rusya Faktörü: Suriye Denklemi

Giriş

Uluslararası ilişkilerde üçlü devlet ilişkilerinin açıklamasında kullanılan nazari ve yöntemsel yaklaşımlarda belli bir standart yoktur. Her yazar var olan literatür birikimini kullanarak kendisine has bir yöntem ve söylem geliştirebilir. Fakat devletlerin birbiri ile ilişkileri ve davranış kalıplarının araştırılmasında bir değişim ve süreklilik vardır. Bu durum insan davranışlarındaki süreklilik ve değişim dinamiğine çok benzemektedir. İşte bu değişim ve süreklilik devletlerarası ilişkilerde bir öngörü sunma imkânı sağlamaktadır. İnsan gibi devletlerin de rasyonel ve kendi çıkarını ön plana alarak hareket ettiği savı dikkate alınırsa, güvenlik ikileminden kaçınarak kalıcı bir barışın imkânlarını konuşma şansı artacaktır. Bu çalışmada realist perspektiften üç bölgesel gücün (İran, Türkiye, Rusya) ikili veya üçlü ilişkilerine bakarak, Suriye krizi özelinde çatışmanın iş birliğine dönüşümünün imkânları tartışılacaktır.

Çalışmanın temel konusu, İran-Türkiye ilişkilerinde Rusya faktörünün nasıl bir rol oynadığı sorunsalıdır. Özellikle güvenlik alanında Rusya-İran iş birliğine değinilerek, son gelişmeler ışığında üç düzey üzerinden (bireysel, devlet ve uluslararası sistem) üçlü ilişki düzeyindeki değişim ve dönüşüm ele alınacaktır. Araştırma sorusunu daha net cevaplayabilmek için, iş birliği imkânlarının ve şartlarının olgunlaştığı 15 Temmuz’da Türkiye’de gerçekleştirilen başarısız darbe girişimi temel dönüm noktası olarak alınacaktır.

Rusya-İran Güvenlik İlişkileri

Rus savaş uçaklarının İran’ın Nojeh hava üssünden kalkarak Suriye’deki DAİŞ hedeflerini vurmaya başlaması, 1990’larda İran’ın Rusya ile yaptığı inişli çıkışlı güvenlik iş birliğini hatırlatmaktadır. Soğuk Savaş Dönemi’nde İran-Rusya ilişkileri şüphe ve güvensizlik üzerine şekillenmekteydi. 1979’da Sovyet Rusya’sının Afganistan’ı işgali, İran’ın doğu sınırlarını tehlikeye atmıştı. İran-Irak (1980-1988) Savaşı’nda Moskova’nın Bağdat hükümetine yakın durması nedeniyle ilişkiler gergin durumda idi. İran-Rusya ilişkilerinde düzelme, nihayet Rusya’nın Afganistan’dan çekilmesi ve İran-Irak Savaşı’nın sona ermesiyle sağlanmıştır.1 Bu pozitif gelişmeye en iyi örnek, Rusya ve İran’ın 1989’da yaptığı silah alımı anlaşmasıdır. Eski Cumhurbaşkanı Rafsancani’nin Meclis Başkanı olduğu dönemde, Moskova’ya yaptığı ziyaret sonrasında gerçekleşen bu güvenlik anlaşması,2 ABD ve Rusya arasında yapılan gizli Gore-Chernomyrdin anlaşmasına kadar kesintisiz devam etmiştir. 1995 tarihli anlaşma, Rusya’nın İran’la olan nükleer teknoloji transferi ve silah satışı ile ilgili desteğini durdurması gerekliliğine işaret eder.3 İran Rus ilişkileri 1992-1997 yılları arasında süren Tacikistan iç savaşının çözülmesi ile tekrar ilerleme göstermiştir. Rusya lideri Putin’in iktidara gelmesiyle birlikte, ABD ile yapılan Gore-Chernomyrdin anlaşması iptal edilerek, İran’la askeri ve nükleer konulardaki iş birliği tekrar eski durumuna getirilmiştir. Her ne kadar Rus lider Medvedev zamanında S-300 füzelerinin satışı durdurulsa da 2012 yılında Putin’in tekrar iktidara gelmesiyle, İran’la ilişkiler yeniden en üst düzeye çıkmıştır.

Moskova-Ankara Yakınlaşması

Türk-Rus ilişkilerine bakılırsa ikili ilişkiler güvenlik odaklı olmaktan ziyade ekonomik temelde gitmektedir. Fakat Moskova-Ankara ilişkileri Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen başarısız darbe girişimi sonrasında, karşılıklı ziyaret ve iş birliğiyle ciddi bir gelişme göstermiştir. Bunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın barışma hamlesi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bölgesel diplomasi trafiğini artırması etkilidir ve bu durum uluslararası alanda önemli bir Rus hamlesi olarak değerlendirilebilir. Rusya Devlet Başkanı Putin, İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev‘in 8 Ağustosta Bakü’de bir araya gelerek bölgesel gelişmeler ile ilgili görüş alışverişinde bulunmaları bölgesel iş birliği imkânlarını artırmıştır. Rus Lider, ertesi gün St. Petersburg’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki ilişkileri stratejik ortaklığa taşıma konusunda müzakerelerde bulunmuş ve olası bölgesel ittifakın uluslararası dengeleri değiştirebilecek bir hamle olacağına dair kuşkular, Türkiye’nin Batılı müttefikleri tarafından dillendirilmiştir.4

Nojeh Üssü ile Değişen Dengeler

Diğer taraftan iki bölgesel güç olan Rusya ile İran’ın 2011 Suriye krizinden beri ilişkileri stratejik bir duruş arz etmektedir. Suriye’de ortak hareket eden İran, Rus Tupolev-22M3 tipi uzun menzilli bombardıman uçakları ve Sukhoi-34 avcı uçaklarının Hamedan kentinin doğusundaki Şehid Nojeh hava üssünü kullanmalarına izin vererek, Rusya’ya Suriye operasyonlarında 1200 km mesafelik bir avantaj sağlamıştır.5  Her ne kadar İran içerdeki muhalefeti rahatsız etmemek için hava sahasını ve üssünü kullanma konusunda Rusya’nın sessiz kalmasını istemiş olsa da Rusya’nın İran’daki varlığı İran’ın Batı karşısında zayıflayan pazarlık gücünü artırmıştır. İran daha önce aldığı 400 milyon ABD dolarına ilaveten6 1,3 milyar ABD dolarını bu olaydan hemen sonra almıştır.7 Ruhani Yönetimi, iç politikada ve dış politikada karşılaştığı eleştirilerden dolayı, Rus hava savunma sistemine sağladığı ikmal imkânlarını dondurmuştur. Fakat ikili güvenlik ilişkileri ve Suriye Savaşı’nda yapmış oldukları iş birliği devam etmektedir.

Rus-Türk İlişkilerinde Suriye Krizi

Kasım 2015’te Rus uçağının Fethullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) mensup bir pilot tarafından düşürülmesinden sonra Türkiye ve Rusya arasındaki ikili ilişkiler ciddi yara almıştır.8 Türk-Rus ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi, iki karizmatik liderin sıcak ilişkileri sayesinde olmuştur. 15 Temmuz başarısız darbe gününde Rus jeopolitiğinde Avrasyacı akımın öncülerinden Alexander Dugin’in Türkiye’ye gelerek bazı yetkililerle görüşmesi, Türkiye’deki Avrasyacı akımı heyecanlandırmıştır. Türk ve Rus tarafı, Rus uçağının düşürülmesinde esas amacın Moskova-Ankara ilişkilerini bozmak olduğu fikrinde birleşmiştir. Liderler yaptıkları görüşmeler neticesinde, ikili ilişkileri daha rasyonel bir zemine çekmeyi başarmışlardır.9 Bu gelişmeyi sağlayan diğer dinamik ise Putin’in darbe karşısında koyduğu tavırdır. 15 Temmuz başarısız darbe girişiminde Batılı devletlerin Erdoğan eleştirisine karşın Rusya liderinin yapıcı tavrı, iki ülke ilişkilerinin daha dostane bir düzeye ulaşmasını sağlamıştır.10

Eski Başbakan Davutoğlu’nun Suriye politikasında izlediği siyaset, Esad yönetiminin kısa sürede devrileceğini öngörmekteydi. Türkiye silahlı müdahale seçeneğinden kaçınarak, ABD’nin Suriye’ye müdahale etmesini beklemiş fakat muhaliflere insani yardımlarına kesintisiz devam etmiştir. Mülteciler konusunda “açık kapı” politikasını izleyen Türkiye, üç milyondan fazla Suriyeli sığınmacıyı kabul etmiş ve onlara barınma, eğitim, sağlık ve kamu haklarından yararlanma konularında hizmetleri sunmuştur. 11 Türkiye’nin Suriye stratejisinde başarısız olmasının esas nedeni, ABD başkanı Obama’nın 2013’te Suriye’ye müdahale etmeme12 kararı ile ilişkilidir. Başkan Obama, dar halka (inner circle) olarak adlandırılan grubuyla, Suriye’ye askeri müdahale seçeneğini rafa kaldırmıştır.13 Bu kararda 1991 ve 2003 yıllarında Irak’a yapılan operasyonun, ABD halkına insani ve ekonomik maliyetlerinin büyük olması tecrübesinin payı vardır. Amerikan kamuoyunun dış müdahale konusundaki duyarlılığı sebebiyle Obama’nın geri çekilme stratejisi izlemesi ABD’nin Suriye stratejisinde etkin olmuştur. Obama yönetimi sıcak savaş yerine “vekâlet savaş” stratejisini kullanmayı tercih etmiştir. Netice itibariyle Türkiye’nin Batı yanlısı olarak tanımlanan Suriye politikası, ABD’nin PYD’yi müttefik olarak seçmesi ile daha da çıkmaza girmiştir.

Moskova ve Tahran için Suriye ne Anlam İfade Ediyor?

Rusya’nın Suriye krizine müdahil olmasının arkasında yıllarca süren bir stratejik iş birliği yatmaktadır. Rusya ve Suriye arasında resmi ilişkiler 1944 yılında başlamış olsa da iki halk arasındaki ilişkileri 1914 yılı öncesine götürmek mümkündür. Ruslar kendilerini Ortodoksların doğal mirasçısı olarak görmeleri nedeniyle, Suriyeli Ortodoks Rahiplerle ilişki kurmuşlardır. Türkiye sınırları içinde olan Antakya rahipleri sürekli olarak Rus kiliselerinin meclislerine katılmış, buna karşın Rus hacıları da Suriye’deki kutsal bölgelere gidip dini ve kültürel ilişkileri sürdürmüşlerdir. Bağımsızlık sonrası Suriye ile Sovyet Rusya’sı 1 Şubat 1946 yılında gizli bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmada Suriye’nin Fransız ve İngiltere işgalinden tamamen kurtarılması, eğitim ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi karara bağlanmıştır.14 Hafız Esad’ın ilk yurtdışı ziyaretini 3 Şubat 1971 tarihlerinde Moskova’ya gerçekleştirmesi daha sonra iki ülke arasındaki ilişkiyi stratejik iş birliği noktasına taşımıştır. 8 Şubat 1980’de iki ülke arasında 15 maddeden oluşan güvenlik ve iş birliği anlaşması imzalanmıştır.15 Suriye yönetimi milli politikalarını SSCB ile paralel yürüteceğine dair garanti vermiştir. 1990’ların başında Rusya içinde siyasi ihtilafların devam etmesi nedeniyle, her ne kadar Ortadoğu’ya olan ilgileri azalsa da 1993 yılına gelindiğinde Rus politik elitleri Arap Dünyası’na tekrar yönelmeye başlamıştır.16

Rusya için Şam Yönetimi’nin önemi, Soğuk Savaş Dönemi uluslararası sistemdeki güvenlik yapılanmalarıyla ilgilidir.17 Her ne kadar, Soğuk Savaş Dönemi politik sistemi çökmüş olsa da, güvenlik sistemindeki yapılanma devam etmektedir. Tartus’da konuşlanan Rus Deniz Gücü, Rusların Akdeniz’de askeri varlığına imkân sağlayan stratejik bir noktadır. Suriye’deki Rus etkisi, sadece askeri boyutla sınırlı görülmez. Gerek muhalifler gerekse hükümet kanadında Rusya’da eğitim alıp yetişmiş birçok elit kadro vardır. Putin’in yakın çevresinden Maksim Shevchenko bu gerçeği bir gazeteye verdiği demecinde; Suriye muhalefeti içinde Sovyet Rusya’sında eğitim almış, ileri seviyede Rusça konuşan birçok kişi olduğuna dikkat çekmiştir. Shevchenko’nun iddiasına göre Esad yönetimine muhalif olanlar bile Rusya’yı kendilerine yakın hissetmektedir. 18 “Rusya ile Suriye elitleri arasındaki dostluk ilişkisi” Soğuk Savaş Dönemi Rusya’nın Ortadoğu politikasına dayanır; Ortadoğulu birçok politik ve askeri elit halen Rusya’nın hava üssü olarak kullandığı Kant Hava üssünde eğitilmişlerdir. Suriyeli Muhalif liderler ile yapılan toplantıda ifade edildiğine göre, muhalifler savaş sonrası Suriye’nin yapılandırılmasında, Irak’ta yapıldığı gibi bir hataya düşmeyeceklerini, mevcut olan devlet sistemini devam ettireceklerini söylemişlerdir. Yine aynı şekilde mevcut bölgesel ittifaklarını aynen sürdüreceklerini ifade etmişlerdir. 19 Eğer Rusya, muhaliflere yönelik bu kültürel ve sosyal sermayesini kullanırsa, onlarla ortak bir zeminde barışı sağlama imkânı bulabilir.

Rusya, Suriye’ye askeri müdahalesinin sebepleri arasında başka bir konuya dikkat çekmektedir; çatışmada esas işi zorlaştıran Suriyeli olmayan yabancı savaşçılar meselesidir. Esad rejiminin düşmesi durumunda, Filistinli mülteciler gibi dezavantajlı gruplar için durumun daha da tehlikeli olacağı iddia edilmektedir. Shevchenko’ya göre; eğer Suriye’deki çatışmada Selefi ve DAİŞ’çi gruplar kazanırsa, ilk olarak Filistinli aşiretlerden kurtulmayla işe başlayacaklardır. Bu durum bölgede Müslümanlar arasındaki ihtilafları daha da derinleştirecektir. Ona göre, Rusya’nın savaşa müdahil olmasına ilk başta karşı çıkanlar, gelinen noktada müdahalenin olumlu sonuçlarını kabul etmek zorunda kalmışlardır.

Tahran için Şam yönetiminin anlamı daha da büyüktür. İran-Irak (1980-1988) Savaşı’nda İran’ın tek Arap müttefiki olan Suriye, İran için aynı zamanda Akdeniz’e açılan bir kapıdır.20 Her ne kadar iki ülkenin, direk toprak bağlantısı olmasa da ikili ittifak ilişkisinin boyutları hem sosyal hem politik hem de ekonomik alandadır. Meseleye stratejik açıdan bakıldığında, Suriye hem Rusya hem de İran’ın buluştuğu ortak noktadır.

Suriye Denkleminde Rus-Türk İlişkileri

Rus-Türk ilişkilerine bakıldığında, tarafların bakış açıları iş birliğine daha çok imkân sağlamaktadır. Rusya’nın ‘ılımlı’ Suriye muhalefetine yapılan askeri müdahaleleri Türkiye’yi rahatsız ettiyse de Rusya’nın Suriye’deki askeri ve diplomatik hamleleri doğrudan Türkiye’ye yönelik olmaktan ziyade, Batı ile çatışmasının bir devamı olarak değerlendirilebilir. Rusya ile Türkiye arasındaki esas çatışma noktası, gruplardan hangilerinin ılımlı ve radikal olduğu konusudur.

Başarısız darbe girişimi sonrası, Türkiye ve Rusya arasında ilerleyen dostane ilişkiler daha da geliştirilebilir. Suriye’de muhalefet ile Rusya arasındaki diyaloğu Türkiye sağlayabilir. Fakat binlerce masum insanı öldürmüş Esad’ın statüsü konusunda anlaşmak, Türkiye için oldukça güçtür. Her ne kadar Rusya ile olan görüşmelerde, tarafların yumuşadığı görülse de Türkiye geçiş sürecinde dahi Esad’ı muhatap olarak görmek istememektedir.21

Türkiye’nin Suriye stratejisi üç temel ilke ile özetlenebilir:

a) Güvenli Bölge’nin oluşturulması, b) Sınır güvenliğini sağlayacak menzilin terörist unsurlardan arındırılması, c) Türkiye’nin operasyonlarının durduğu noktada DAİŞ’i karşılayacak güçlü bir unsurun oluşturulması. Türkiye’nin güvenli bölgeden maksadı “Uçuşa Yasak Bölge’nin” oluşturulması ve oluşturulan güvenli bölgenin uluslararası bir güç tarafından korunmasıdır. Rusya güvenli bölgenin oluşturulmasında ciddi bir muhalefet göstermemekle birlikte güvenli bölgenin Türkiye-Suriye sınırı ile kısıtlanmasını istemektedir. Uçuşa yasak bölgenin oluşturulması Rusya ve İran’ın Suriye görüşüne ters düşmektedir. Uçuşa yasaklanacak olan aktör Esad olduğu için her iki ülke de bu öneriye karşı çıkmaktadır. Bundan dolayı Türkiye, Uçuşa Yasak Bölge’nin oluşturulması fikrinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne getirilse bile Moskova tarafından veto edileceğinin farkındadır. Rusya-Türkiye arasındaki diğer bir tartışma konusu ise, Halep’te ateşkesin sağlanarak Türkiye’ye kadar uzanacak olan barış koridorunun özgürleştirilmesidir. Fakat Rusya Halep’teki muhalifleri, terörist olarak görürken, Türkiye bunların yerli unsurlar olduğu konusunda Putin yönetimini ikna etmeye çalışmaktadır. 8 Eylül 2016 PutinErdoğan telefon görüşmesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan Halep sorununu gündeme getirerek; bayram öncesi Halep’te ateşkesin sağlanmasını talep etmiştir.22Neticede Moskova-Washington uyuşmasıyla kısa süreli de olsa ateşkes ilan edilmiştir.

Türkiye’nin Cerablus operasyonundan sonra, ABD Başkanı Obama’nın, Rakka’nın DAİŞ’ten temizlenmesi ve Musul’un özgürleştirilmesini Türkiye’ye teklif ettiği iddia edilmektedir. 23 Türkiye ABD’nin teklifine şüpheyle yaklaşmıştır. ABD’nin daha önce verdiği sözleri tutamaması ve PKK’nın bir unsuru olan PYD’yi DAİŞ’le mücadelede ana unsur olarak görmesi Türkiye’nin ABD’nin teklifine temkinli yaklaşmasına sebep olmuştur. Zaten, Türk-Amerikan ortak operasyonuna ne Rusya ne de İran sıcak bakmamaktadır. Gerçekte Rusya, Türkiye’nin Suriye topraklarında daha fazla ilerlemesini istememektedir. Diğer taraftan, Türkiye birçok noktada mutabakata vardığı İran’la, Esad’ın statüsü konusunda daha derin bir uyuşmazlık yaşamaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “600 bin kişiyi öldüren birinin davetini mi bekleyeceğiz? Biz halkın yanındayız.” 24 ifadeleriyle, Esad’lı bir Suriye’ye karşı olduğunu söylemiştir.

Üçlü İlişkilerde Kırılganlığın Nedeni Nedir?

Türkiye’nin hem İran hem de Rusya ile ticareti oldukça iyi düzeyde ilerlemektedir. Üç ülkenin gerek ticaret gerekse siyasal nüfuz alanlarını birleştirmede ortak hareket etmeleri, uluslararası sistemde yapısal dönüşümler gerçekleştirebilecek bir dinamiğe sahiptir. İkili ilişkilerde olası krizlerde ambargoların bir silah olarak kullanılması bu inisiyatifin halen karşılıklı bağımlılık ilkesine ulaşmadığını göstermektedir. Kalıcı iş birliği imkânlarının ancak bu bağımlılığın gerçekleştirilmesiyle sağlanacağı bir gerçektir. Örneğin, uçak krizinden sonra, Türkiye-Rusya ticareti ciddi bir düşüş yaşamıştır. Rus Gümrük kayıtlarına göre, geçtiğimiz yıla nazaran iki ülke arasındaki ticarette %43’lük bir düşüş söz konusudur; iki ülke ticareti 10,8 milyar dolardan, 6,1 milyar dolara gerilemiştir.25 Eğer karşılıklı yatırımlar taraflarca eşitçe geliştirilebilseydi, siyasal krizleri de önleyebilecek çıkış yolları bulunabilirdi. Benzer şekilde 15 Temmuz başarısız darbe girişiminden sonra, İran’ın güvenlik gerekçesiyle Türkiye’ye seyahatleri yasaklamasının İran turizm sektörüne maliyeti yüksek olmuştur. Ekonomik enstrümanın siyasal bir araç olarak kullanılması rasyonel görülmemektedir. Putin-Erdoğan görüşmesinden sonra, Rusya-Türkiye ticaret ilişkileri yeniden düzelmeye başlamıştır. İran-Türkiye cephesine bakıldığında durum benzerlikler göstermektedir.

Türk-İran İlişkilerinde Suriye Denklemi

Türk iç politikasında 17- 25 Aralık 2013 krizinde negatif bir politika izleyen İran’ın Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, planlanan ziyaret öncesi Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan makalesinde, Türkiye’ye yönelik eleştirel bazı değerlendirmelerde bulunmuştur.26 Türkiye, 10 Ağustos 2015 tarihli olarak planlanan ziyareti Zarif ‘in yazısı sonrasında iptal etmiştir.

Bu krizden sonra Cevad Zarif‘in Türkiye’ye 15 Temmuz sonrası yaptığı ziyaret iki ülke ilişkilerinde ortak bir paydanın sağlanması adına olumlu karşılanmıştır. Zarif’in Türkiye’de yürüttüğü diplomasi trafiği oldukça verimli geçmiştir. Ziyaret sonrasında tur yasağı kaldırılmıştır. Bu pozitif gelişmeye cevaben Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun kısa süren Tahran ziyareti neticesinde iki ülkenin ilişkileri gelişmeye başlamıştır. 27 Suriye Krizi konusunda varılan anlaşma metninde her iki ülkenin ortak bir çıkar noktasında uzlaştıkları bildirilmiştir. İran Dışişleri Bakan Sözcüsü Hüseyin Jaberi Ansari‘nin basına verdiği bilgi notunda şu ifade yer almaktadır; “Oluşan pozitif atmosfer Suriye Krizi’nin çözümü için gerekli ortamı sağlamıştır.” Üçlü (Rusya-İran ve Türkiye) bölgesel gücün ortak girişimleri Suriye krizini çözme imkânlarını artıracaktır.

Diğer taraftan Suriye Kürtlerinin ittifak ilişkilerinde ciddi kaymaların olması da Rusya ile Türkiye’yi birbirine yaklaştırmaktadır. Erdoğan; St. Petersburg ziyareti sonrası Rus liderden PYD’ye ait büroların kapatılmasını istemiş, Putin “Başkent Moskova’da böyle bir ofisin olup olmadığı konusunda bir fikri olmadığını ve meseleyi takip edeceğini” söylemiştir. 28 Bir başka stratejik nokta iki ülkeyi birbirine yaklaştırmaktadır: Amerikan desteğiyle stratejik noktaları ele geçiren PYD’nin Esad ile olan ilişkileri Haseke ve Kamışlı’da çatışmaya dönüşmüştür. 29 İran-PYD ilişkilerine bakıldığında, Murat Karayılan’ın İran’da yakalanmasından sonra aralarındaki ilişkinin gizli bir ittifaka dönüşmesi söz konusudur.30 Özellikle sürekli İran’a karşı saldırılarını sürdüren PPK/PJAK’ın operasyonlarını durdurması ve daha sonra düşük yoğunluklu bir çatışmaya yönelmesi, bu anlaşmanın bir neticesi olarak düşünülebilir. İran-PYD ilişkileri genel olarak Tahran yönetiminin PKK ile olan ilişkileriyle paralel olarak yürümektedir.

Üçlü İlişkilerde Ayrışma Noktaları

Suriye konusunda üçlü diplomaside birçok konuda ortak tavır söz konusu olabilir. Gerek İran ve Rusya gerekse de Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü kaybederek parçalanmasına ve bağımsızlığını yitirmesi ile oluşacak yeni bir Suriye haritasına sıcak bakmamaktadır. Diplomatik görüşmelerde dile getirilen hususlar arasında; Rusya-İran ikilisinin Türkiye’den sınır kapılarının muhalefete kapatılması talebi yer almaktadır. Onlara göre Türkiye sınırdan muhalefete silah ve insan desteği sağlamaktadır. Bu konudaki suçlamaları Batı ile aynı olan ikilinin, Türkiye’nin insani politika izlediğine dair iddiaları ile çelişki arz etmeleri söz konusudur. Dolayısıyla, Türkiye’nin izlemiş olduğu insani politikalarını daha ayrıntılı ve net bir dille anlatması diplomaside elini güçlendirebilir. İkinci olarak Türkiye, muhaliflerin İran-Rusya ile ilişki kurmalarını sağlayabilir. Buna karşın Türkiye’nin kaygıları ise; İran’ın muhaliflere karşı yeni bir Şii Kurtuluş Ordusu kurması ve Esad iktidarı konusundaki ısrarıdır. Bu görüş ayrılıklarının savaş sahasına yansıması, üçlü ittifakın önündeki en büyük engel olarak görülmektedir. Fakat gerek Rusya’nın gerekse İran’ın, muhaliflerin kendilerine yaklaştırılması ile Suriye’nin yeniden inşasında stratejik konumlarını kaybetmeme konusunda ikna edilmesiyle üçlü ittifakın imkânları artırılabilir. Rusya-İran-Türkiye üçlüsü Suriye krizi konusunda çözüm üretecek en etkin bölgesel güçler olarak görülmektedir.

Sonuç

İran-Türkiye ilişkilerinde Rusya, daha önce denge belirleyici ve korkulan bir bölgesel aktör iken, yeni oluşan uluslararası sistemde ve bölgesel düzlemde yeni iş birliği imkânları sunan pozitif bir aktör olarak hareket etmektedir. Shevchenko’nun vurguladığına göre, Rusya’nın Suriye krizine müdahil olması bölgede kalıcı barışı sağlamayabilir fakat çatışmayı durdurup tarafları masaya oturtabilecek bir sonuca ulaştırabilir.31 Üçlü ittifak ilişkilerinde, taraflar karşılıklı ekonomik yatırımlarla toplumlararası ilişkilerini daha da geliştirerek kalıcı olmasını sağlayabilirler. Ekonomik bağımlılık ilişkisi, üçlü güvenlik ilişkilerinin gelişmesine ciddi katkılar sağlayacaktır. Bu durum Türkiye’nin çok taraflı ve külli denge siyasetine uygun bir imkân sunacaktır. Suriye krizinde, İran’ın kırmızı çizgisi olarak kabul edilen öneri, Esad’ın iktidarının sürdürülmesidir. Buna karşın Türkiye’nin kırmızı çizgisi PKK-PYD koridorunun Türkiye-Suriye sınırı boyunca uzanarak Akdeniz’e ulaşmasını durdurmaktır. Rusya’nın Suriye krizinde siyaseti daha çok taraflar arasında diyaloğa ve iş birliğine açıktır. Türkiye’nin Cerablus Operasyonu’nu başlatması ve Suriye’ye girmesi konusunda görece sessiz kalan İran ve Rusya yönetimleri, üçlü ittifak için gerekli şartların oluşmuş olduğunu göstermektedir. Her ne kadar Ankara, Suriye savaşına müdahil olduysa da ülkenin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı konusunda İran ve Rusya ile aynı fikirdedir. Eğer Türkiye Rakka-Musul operasyonlarını başlatırsa, Irak’tan başlayarak bir barış koridorunun oluşması sağlanacaktır. Böylece vekalet savaşları sona erecek ve kalıcı barış için devletler arası görüşmelere geçilme sürecine girilecektir.


Notlar:

1   Katz, Mark N.”From Moscow’s Perspective,Iran needs Russia more than Russia needs Iran” 27 August 2016 IRAS

2   “Rafsanjani Welcomed to Moscow” 21 June 1989 Star News <

https://news.google.com/newspapers?nid=1454&dat=19890621&id=zOBOAAAAIBAJ&sjid=U xQEAAAAIBAJ&pg=4567,2205731&hl=en>

3   Broder, John, “Despite a Secret Pact by Gore in '95, Russian Arms Sales to Iran Go On” 13 October 2000, New York Times

4   “Erdoğan ile Putin St. Petersburg'da bir araya geldi” 9 Ağustos 2016, BBC Türkçe,

5    “İran: Rusya hava üssü konusunda gösteriş yaptı”,22 Ağustos, 2016, BBC Türkçe,

6Lesley Wroughton and Yeganeh, “Torbati Nuclear sanctions lifted as Iran, U.S. agree on prisoner swap” 17 Ocak, 2016 Reuters

7       “US paid Iran $1.3B two days after $400M cash transfer” 24 August 2016, Fox News Politics,

8       “Rus uzman: Uçağımızı Erdoğan değil, çete düşürdü”, 22 Temmuz 2016, Dünya Bülteni,

9       Hacıoğlu, Nurden, “Erdoğan Rusya'da Putin ile görüştü”, 09 Ağustos 2016 Hürriyet Gazetesi

10   Mankoff, Jeffrey, “A Friend in Need? Russia and Turkey after the Coup” 29 July, 2016, CSIS

11   Bu konuda detaylı bilgi için,Murat Erdoğan, Türkiye'deki Suriyeliler - Toplumsal Kabul ve

Uyum, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2015

12   Porter Gareth, “The Syria 'dissent' memo and US bureaucratic support for Kerry war strategy” 28 June 2016, Middle East Eye

13   Gerson, Michael, “On foreign policy, Obama was ‘behind the curve’ ”,11 January, 2016 < https://www.washingtonpost.com/opinions/obamas-inner-circle-has-few-kind-words-for-theformer-boss/2016/01/11/ddd67742-b892-11e5-829c26ffb874a18d_story.html?utm_term=.1d7be32b9b94>

14   Antonenko, Oksana, “Russia’s Military IInvolvement in the Middle East”, Middile East Review International Affairs (MERİA), Volume:5, No:1, March 2001, s.5.

15   Elvin Aghayev ve Filiz Katman, “Historical Background and the Present State of the

Russian-Syrian Relations” European Researcher, 2012, Vol.(35), No 11-3

16   Nazir, M.İ., Güncel Koşullarda Rusya-Suriye Askeri-Siyasi İlişkilerin Gelişimi, Vestnik

Ekaterininskogo İnstituta, № 1 (25) 2014, s.108-113, -01-2014/1_2014_22.pdf >

17   SIPRI Arm Export/Import Data

18   Максим Шевченко: «В Сирии идет война за самый важный в XXI веке регион человечества»,8 ОКТЯБРЯ 2015 19 Sandıklı A., Ċakmak C. Suriye'nin Yeniden Yapılandırılması. İstanbul: Bilgesam Yayınları, 2014.

20   Bu konuda adı geçen esere bakınız; Ehteshami, Anoushiravan, and Raymond A.

Hinnebusch.. Syria and Iran: middle powers in a penetrated regional system, 1997London:

Routledge. http://www.123library.org/book_details/?id=88871.

21   “Muhatap Esad' muamması... Başbakanlık kritik açıklama için yabancı ajansları yalanladı”, http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/587662/_Muhatap_Esad__muammasi..._Basbak

anlik_kritik_aciklama_icin_yabanci_ajanslari_yalanladi.html> 7 Eylül, 2016

22   İlkay Guder “Erdoğan ve Putin'den "Halep'te ateşkes" görüşmesi”, 08 Eylül 2016, Anadolu Haber Ajansı

23   “Erdoğan, Obama'nın Rakka önerisini açıkladı”, 07 Eylül 2016, Haber Türk,                                                                                                                                                               

24   “Cumhurbaşkanı Erdoğan valilere hitap etti”, 08 Eylül 2016, Haber Türk,< http://www.haberturk.com/yerel-haberler/haber/9409129-cumhurbaskani-erdogan-valilerehitap-etti>

25   Russia and Turkey Foreign Trade 26 Ağustos 2016, Thomson Reuters

26“İşgalci orduyla demokrasi gelmez” 10 Ağustos 2015 Cumhuriyet Gazetesi, <

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/342163/isgalci_orduyla_demokrasi_gelmez.html

27 “Çavuşoğlu’ndan sürpriz İran ziyareti” 19 Ağustos 2016, Sözcü Gazetesi, 28 Syrian Kurds do not expect change in Russian policy after Putin-Erdogan meeting, August 12, 2016 http://aranews.net/2016/08/syrian-kurds-not-expect-change-russian-policy-putinerdogan-meeting/

29   “Suriye'de Esad PYD'nin kontrolündeki Haseke'yi vurdu”, 18.08.2016 CNN Türk, http://www.cnnturk.com/dunya/suriyede-esad-pydnin-kontrolundeki-hasekeyi-vurdu

30   İran Karayılan'ın yakalamış sonra bırakmış, 11.Eylül 2011 Milliyet Gazetesi,

31 Shevchenko, a.g.e.