İran’da Sağ Aşırıcılığın Potansiyeli

İran’da yaşanan derin ekonomik kriz, sosyo-politik hoşnutsuzluklar ve iç siyasetteki gerilimler İran’ın siyasi ve sosyal alanda kırılgan bir iklime çekilmesine neden olmaktadır.

İran, Ortadoğu’da sergilediği bölgesel hamleler ve ABD’nin yaptırım stratejisinin hedefinde olmasından dolayı uluslararası siyaset gündeminin ilk sıralarında yer almaktadır. Ülkede yaşanan derin ekonomik kriz, sosyo-politik hoşnutsuzluklar ve iç siyasetteki gerilimler İran’ın siyasi ve sosyal alanda kırılgan bir iklime çekilmesine neden olmaktadır. İran’a yönelik ekonomik yaptırımlar ve Devrim Muhafızları Ordusunun ABD tarafından terör örgütü olarak ilan edilmesi gibi gelişmeler dikkatleri dış politikaya yoğunlaştırmaktadır. Bu da son gelişmelerin sosyo-politik etkilerinin görülmesinin ve strateji geliştirilmesinin önüne set çekmektedir.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ekonomik ve sosyal liberalleşme yönündeki söylemleri sebebiyle toplumda oluşan yüksek beklentinin pratikte somut adımlar ile karşılanamaması büyük bir hayal kırıklığı yaratmış, bu durum çeşitli gerilimlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.  İç siyaset ve bürokrasi alanlarında yaşanan muhafazakâr-reformist gerilimine ek olarak özellikle ekonomik krizin derinleşmesi toplumsal hareketlerde kendisini göstermeye başlamıştır. Bu sürecin tepe noktası olarak görülen Aralık 2017-Ocak 2018 protesto hareketleri ile birlikte çeşitli şehirlerde gerçekleştirilen işçi eylemleri, başörtüsü zorunluluğuna yönelik protestolar ve altyapısal kamu hizmetlerinin karşılanmaması üzerine gerçekleşen eylemler İran’da dinamik bir sosyo-politik süreç yaratmıştır. Ahvaz, Sistan-Belucistan ve Kürdistan bölgelerinde yaşanan terör olayları da bu sürece farklı bir boyut eklemiştir.

Söz konusu dinamik sosyo-politik iklim çerçevesinde rejim değişikliğine ilişkin söylemler, yurt dışındaki muhalif grupların bu bağlamdaki söylem ve etkinlikleri, etnik grupların siyasal ve kültürel talepleri ile bunları temsil iddiasındaki terör örgütlerinin faaliyetlerinin yoğunlaşması İran’da yeni bir güvenlik sorununun ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Sıklıkla Avrupa coğrafyasında örnekleri gözlemlenen sağ aşırıcılık (right-wing extremism) bugün için İran’da ciddi bir zemin bulmaya adaydır. Sağ aşırıcılık, ortaya çıkış ve motivasyon kaynakları bağlamında ele alındığında ekonomik kriz, çok kültürlü ve kırılgan sosyal yapılar temelinde değerlendirilmektedir. Bu temel üzerinde yükselen ırkçı ve ayrımcı söylemler, zenofobi ve kültürel homojenite motivasyonları sağ aşırıcılığın karakteristik nitelikleri olarak görülmektedir. Bu söylem ve motivasyonlar çerçevesinde gerçekleştirilen terör eylemleri şiddet içeren aşırıcılığı gündeme getirmekte ve çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi önemli bir ulusal güvenlik sorununa dönüşmektedir. Bu bağlamda göçmenlere, farklı etnik kimlik gruplara ve dinî gruplara yönelik söylem, tutum ve şiddet eylemleri sağ aşırıcılığın tehlike boyutu ortaya koymaktadır.

Sağ aşırıcılık, İran’ın içinde bulunduğu sosyo-politik süreç açısından ele alındığında ciddi bir potansiyel taşımaktadır. Sağ aşırıcılığın gelişim şartları arasında öne çıkan çok kültürlü toplumsal yapı ve ekonomik kriz bugün itibariyle İran’da karşılık bulmaktadır. Türk, Arap, Beluç ve Kürt olmak üzere dört büyük etnik grubun yanı sıra pek çok ulus-altı kimliğin kendisine yaşam alanı bulduğu İran, çok kimlikli yapısıyla bir kültür mozaiği oluşturmaktadır. Fakat İslam Devrimi’nden önce Pehlevi monarşisi altında faaliyet gösteren ve bugün itibariyle sağ aşırıcılığın temsilcisi konumundaki Pan-İranist Parti söz konusu çok kimlikli yapıya temelden karşı çıkmaktadır. İlkesel olarak ulusların eşitliğini reddeden, Fars-Aryan ırkının üstünlüğü iddiasını benimseyen ve bunu parti ambleminden söylemlerine kadar her fırsatta dile getiren ve İslam öncesi Fars kimliğini ön planda tutan Pan-İranist Parti, İslam Cumhuriyeti sisteminde yasaklı konumdadır.

Faaliyetlerine yurt dışında devam eden Pan-İranist Parti İran içerisinde geniş bir tabanı olduğunu ancak İran’daki katı güvenlik sistemi dolayısıyla kendisini çok gösteremediğini iddia etmektedir. Aynı zamanda İran’da, İran Nazi Partisi olarak da bilinen İran Sosyalist İşçi Partisi (SUMKA), Pehlevi monarşisinin mirasçısı olma iddiasıyla kendisini siyasal alternatif olarak konumlandıran Rıza Pehlevi ve İran Ulusal Konseyi Hareketinin sahip olduğu toplumsal bir taban mevcuttur. Bu tabanda Fars milliyetçiliğinin hâkim olması sağ aşırıcılığı beslemektedir. İran güvenlik sistemi nedeniyle SUMKA, Pan-İranist Parti ve Pehlevi taraftarlarının potansiyeli ve büyüklüğü tespit edilememektedir. Bu durum şiddet içermeyen sağ aşırıcılık potansiyelinin gerçek niteliğinin saptanmasını güçleştirmektedir. Kitlesel hareketler ve protesto süreçlerinde kendisini gösteren sağ aşırıcı gruplar ve söylemler, bu hareketlerin sahip oldukları tabanlar hakkında sınırlı veriler sunmaktadır. Bu sınırlı veri İran’da şiddet içermeyen sağ aşırıcılığın şiddete varan aşırıcılığa dönüşme riskinin ortadan kaldırılması imkânını sınırlandırmaktadır. Bu bağlamda sağ aşırıcılığın şiddet içermeyen ve şiddete varan türlerinin öngörülemezlik niteliğine sahip olması İran açısından ciddi bir güvenlik sorunu ortaya çıkarmaktadır.

Şiddet içermeyen sağ aşırıcılığın sahip olduğu taban net biçimde tespit edilememektedir. Bununla birlikte İran’ın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve gergin toplumsal koşullar bu yönelimin şiddet içeren aşırıcılık boyutuna evirilme tehlikesini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle etnik grupların siyasi faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları, federalizm tartışmalarının kendisini sıkça gösterdiği ve etnik terör gruplarının eylemlerine devam ettiği bir sosyo-politik süreçte sağ aşırıcılığın şiddet eylemlerine yönelimini gözlemlemek mümkündür. Allport’un sağ aşırıcılığın hedefi olan grupların temel niteliklerini değerlendirdiği tasnifine göre sağ aşırıcı hareketlerin hedefleri 1) Kolaylıkla tanımlanabilir ve ayırt edilebilir olmak (Dil, fiziki görünüm, giyim vb.) 2) Fiziksel olarak ulaşılabilir olmak 3) Geçmişte de sağ aşırıcı düşünce tarafından tehdit olarak tanımlanmış olmak 4) Misilleme gerçekleştirme imkânının düşük olması niteliklerine sahiptir. Bu bağlamda İran’ın, sağ aşırıcı hareketler ve tabanları açısından düşünüldüğünde, etnik grupların sağ aşırıcılığın birincil hedefi hâline gelmesi olasıdır. İran sağ aşırıcıları açısından etnik gruplar, dil ve kültürel farklılıklar boyutunda tanımlanabilir ve ayırt edilebilir, fiziksel olarak ulaşılabilirlik niteliğine ve sağ aşırıcılığın kolektif hafızasında “ayrılıkçı/yok edici” imajına sahiptir. Fakat sağ aşırıcılığın hedef karakteristiklerinden biri olan misilleme gerçekleştirme şartının bu bağlamda geçerlilik göstermesi güçtür. Zira İran’da sağ aşırıcılığın etnik gruplara yönelik gerçekleştireceği şiddet eylemleri, etnik grupların haklarını koruma iddiasıyla hareket eden terör örgütlerinin “intikam” söylemleri, sağ aşırıcı gruplara ve aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti’ni temsil eden kurumlara yönelik şiddet düzeylerini artırmalarına yol açabilecektir. Bu durum aynı zamanda şiddet-dışı mücadele yöntemini benimseyen etnik siyasi hareketlerin şiddete yönelimini, etnik terör örgütlerinin ise destek bulmasını beraberinde getirecektir. Bu süreç, karşılıklı/kümülatif radikalleşme olarak tanımlanan ve karşıt kutuplardaki aşırıcı grupların birbirlerini beslemelerini ifade eden ortamı doğuracaktır.

Bununla birlikte Fars kimliğinin İslami Cumhuriyet sistemi ile özünden koparıldığına yönelik bir algı taşıyan sağ aşırıcılık, ülkenin içinde bulunduğu olumsuz ekonomik, siyasi ve sosyal koşulların sorumluluğunu resmî ideoloji ve siyasal sisteme atfederek İslam Cumhuriyeti ve kurumlarına yönelik şiddet eylemlerine de başvurabilir. Bu noktada İslam öncesi Fars kimliğini benimseyen sağ aşırıcılık “İslam’ın ve İslam Cumhuriyeti’nin Fars kimliğine zarar verdiği” söylemi ve sosyo-ekonomik ve sosyo-politik sorunların kaynağının bu durum olduğu yönündeki algı ile bu eylemleri temellendirebilir.  İran’ın ilerleyen günlerde yaşayabileceği kaotik sosyo-politik süreçlerin bu eylemlerin ortaya çıkmasına yol açması mümkündür. Hâlihazırda dinamik bir sosyo-politik iklime sahip olan İran’da sağ aşırıcılık ciddi bir güvenlik tehdidi olarak gündeme gelebilir. Bu tehdit İran’ın istikrarsızlık ve kaos ortamına sürüklenmesine zemin hazırlayabilecek bir niteliğe sahiptir.

Bu makaledeki görüşler İRAM'ın editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İran, Sağ Aşırıcılık, Yaptırımlar

İran’da İç Güvenlik Tehdidi Olarak İnternet

Çağatay Balcı

Toplumsal hareketlerin internet erişimi ile ilişkisi İran iç güvenlik doktrininde bir adaptasyon zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.

Etno-Mezhepsel Radikalleşme: Sistan-Beluçistan’da Radikal Gruplar

Çağatay Balcı

İran’ın Sistan-Beluçistan bölgesinde yaşayan Beluç halkı, bulunduğu coğrafyada istisnai bir kimlik formunu temsil etmektedir.