İran'da Seçimlere Doğru

ABD ile gerginliğin azalmayacağının farkında olan yönetim içerideki her türlü farklı görüşün ülkeye zarar vereceğini düşünüyor.

Son dönemde ekonomik yaptırımlarla ve ABD baskılarıyla bunalan İran 21 Şubat’ta Meclis seçimlerine gidiyor. 290 milletvekilinin seçileceği 11. Dönem seçimleri çeşitli sebeplerden dolayı ülke içinde fazla bir heyecan yaratmamış durumda. Aslında Trump yönetiminin İran’a yaptırım uygulamaya başladığı 2018 yılından beri ülkedeki iç politika gittikçe daha kapalı hâle gelmeye başladı. Nükleer Anlaşma’dan sonra kamuoyunda oluşan beklentiler ve iç politikada muhalif liderlerin ev hapsinin sona erdirileceği yönündeki umutlar zamanla yerini karamsarlığa bıraktı. Bugün gelinen noktada Ruhani Hükûmeti dış politikadaki beklentileri yerine getiremediği gibi toplumsal ve ekonomik alanlarda da söz verdiği açılımları gerçekleştiremedi. ABD baskıları beklendiği gibi içeride sertlik yanlılarını güçlendirdi ve Laricani gibi nispeten ılımlı sayılabilecek siyasiler bile konumlarını koruyamadı ve siyaset sahnesinden dışlandılar. Dahası ABD ile İran arasındaki gerginlik ekonomik ve siyasi alanla da sınırlı kalmadı ve Ocak ayında İran’ın en etkili isimlerinden General Süleymani’nin öldürülmesi ve İran hava savunmasının yanlışlıkla bir yolcu uçağını vurması sonucunda yüzden fazla kişinin hayatını kaybetmesi, İranlı yetkililerin hatalarını ancak üç gün sonra itiraf etmeleri ülke içinde büyük tartışmalara yol açtı.

Böylesi bir ortamda girilecek Meclis seçimleri birçok gözlemciye göre Hatemi döneminde reformcuların veto ettikleri yedinci dönem seçimlerine benzeyecek. Şu anda da Anayasa Konseyi mevcut milletvekillerinin de içinde bulunduğu binlerce aday adayını veto ettiğinden seçimlerde herhangi bir rekabet ortamı bulunmuyor ve siyasi ortam Ruhani’nin tabiriyle içinde aynı maldan yüzlerce bulunan ancak çeşit içermeyen bir mağazaya benziyor. Dolayısıyla muhafazakâr fraksiyonların kendi aralarında yarışacağı seçimlere katılımın özellikle büyük şehirlerde oldukça düşük olması bekleniyor. Nitekim sosyal medya üzerinden yapılan çok sayıda anket çalışmasına göre başkent Tahran’da seçimlere katılımın %20’ler civarında olacağı tahmin ediliyor. Tüm ülkedeki katılım oranının %40 olması ön görülürken (yönetimin daha önce hiçbir seçimde %50’nin altında bir oran açıklamamış olması da göz önünde bulundurulduğunda) meşruiyet tartışmasına yol açmamak için bu seçimlerde de katılımın en az %50 olarak ilan edilmesi bekleniyor.

Yönetim açısından seçimlere katılım bir çeşit referandum göstergesi olarak kabul ediliyor. Seçimlere teşvik için normal zamanlarda çok kabul görmeyen vatandaş profillerinin ön plana çıkarılması ya da üst düzey yetkililerin “beni sevmiyorsanız bile oy vermeye gelin” tarzı açıklamaları bu durumdan kaynaklanıyor. Yine de yukarıda zikredilen hayal kırıklıklarından ötürü seçimlere katılımın düşük kalması ve sonuçlar açıklanınca Cumhurbaşkanı Ruhani karşıtı muhafazakâr bir Meclis’in çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor. Şu anda Meclis Başkanlığına hangi muhafazakâr figürün seçileceği tartışılırken oklar asker kökenli ve eski Tahran Belediye Başkanı Kalibaf’tan yana. Son zamanlarda halktan oy alarak cumhurbaşkanı olmaktan umudu kesen siyasiler için çok daha az oy alarak ve siyasi elitler arasındaki dengeleri kullanarak Meclis Başkanı seçilmek oldukça etkili bir yöntem. Birkaç kez cumhurbaşkanlığına aday olan ancak kazanamayan Ali Laricani’den sonra bu yöntemin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde düşük oy alan Muhammed Bakır Kalibaf tarafından tekrarlanması şaşırtıcı olmayacak.

Özetle bir siyaset mühendisliği ürünü olarak sönük bir kampanya döneminin ardından düşük bir katılımla muhafazakâr bir meclisin seçilmesi İranlı yöneticilerin önümüzdeki dönemle ilgili beklentilerini de gözler önüne seriyor. ABD ile gerginliğin azalmayacağının farkında olan yönetim içerideki her türlü farklı görüşün ülkeye zarar vereceğini düşünüyor ve bu yüzden mümkün mertebe tek sesli bir yönetim oluşturmaya çalışıyor. Hamenei’nin son iki yıldaki atamaları ve Meclis seçimleri göz önüne alındığında ABD ile bir uzlaşıya varılamaması hâlinde 2021 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aynı anlayışın süreceğini ileri sürmek yanlış olmayacaktır.


Bu haber analiz ilk olarak 19.2.2020 tarihinde TRT Farsçada yayımlanmıştır.

https://www.trt.net.tr/persian/yrn/2020/02/19/ntkhbt-mjls-dr-yrn-1362594

ABD’nin Afganistan’dan Çekilmesi Bölge Ülkeleri İçin Ne Anlama Geliyor?

Hakkı Uygur Rahimullah Farzam

Afganistan’da ABD ve NATO’nun çekilmesiyle ortaya çıkacak olan güç boşluğu birçok bölgesel aktörün hem iştahını kabartıyor hem de güvenlik kaygılarını artırıyor.

Reisi ve Yeni İran

Hakkı Uygur

İran yönetimi şu ana kadar başarıyla yürüttüğü ikili sistemde meydana gelen uçurumu hızlı bir şekilde kapatmak zorunda olduğunu biliyor ve bunda en önemli görev hiç şüphesiz uğruna büyük fedakârlıklar yapılan yeni Cumhurbaşkanı Reisi’ye düşecek.