İran’ın Kuzey Irak’taki Operasyonu ve Taktiksel Değişimleri

Çağatay Balcı Araştırmacı, Güvenlik Çalışmaları

İran’ın söz konusu taktiksel değişimi nihai olarak Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki terörle mücadele harekâtlarına yönelik karşıt tutumun sonuçsuz kalması dolayısıyla gelişmektedir.

İran’ın kara ve hava kuvvetlerine bağlı güçler tarafından 9 Eylül 2021 günü Irak’ın kuzeyinde bulunan Sidekan bölgesi başta olmak üzere geniş bir alana yönelik operasyon başlatıldı. Söz konusu operasyona dair ilk mesaj, 6 Eylül 2021’de Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur tarafından Irak sınır hattında yapılan açıklama ile verilmişti. Pakpur bu açıklamasında, Irak’ın kuzeyinde konuşlu olan ve İran’da faaliyet gösteren silahlı gruplara karşı mukabele hakkını saklı tuttuklarını ve yakın bir zamanda bu haklarını kullanabileceklerini dile getirmiştir. Bu açıklamadan 3 gün sonra başlatılan operasyonlarda; İKDP, KDP-İ ve KOMELE örgütlerinin konuşlu olduğu alanlar hedef alınmaya başlanmıştır. Bu operasyon, İran’ın uzun bir süredir silahlı Kürt gruplara yönelik olarak sürdürdüğü mücadelesinde farklı bir safha olarak gerçekleştirilmesinin yanı sıra İran’ın, Irak’ın kuzeyine yönelik genel stratejisinde bir taktiksel değişimi de ifade etmektedir.

Analiz

• İran’ın söz konusu operasyonunun ilk sinyalleri, yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 2021 İran Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinden önce gerçekleştirdiği Erbil ziyaretinde ortaya konmuştur. Şubat 2021’de Erbil’i ziyaret eden Reisi, bu ziyaretinde yaptığı açıklamalarda, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY), İran’ın güvenlik kaygılarını dikkate almasını beklediğini ifade etmiştir.

• İran’ın, son operasyonu ile hedef aldığı örgütlerden biri olan İKDP’nin, 2021 Nevruz’undan itibaren İran’ın Batı Azerbaycan ilinin meskûn mahallerinde örgütlenme faaliyetlerini yoğunlaştırması, İran açısından ciddi bir kaygı oluşturmuştur. Bununla birlikte İKDP’nin, Irak sınır hattında İran sınır muhafızlarına yönelik eylemlerini artırması da bu kaygıyı derinleştirmiştir.

• İKDP’ye yönelik kaygıların derinleşmesi; İran’ı, İKDP’nin ülke içinde olduğu kadar ülke dışında konuşlu olduğu alanlarda da mücadeleye yöneltmiştir. Bu bağlamda İran, dekapitasyon yöntemi çerçevesinde, Irak’ın kuzeyinde İKDP’nin üst düzey yöneticilerine yönelik olarak suikast ve örtülü operasyonlar gerçekleştirmeye başlamıştır. Bu operasyonların en önemlisi, Ağustos 2021’de İKDP Merkez Komite Üyesi Musa Babekhani’nin öldürülmesi olmuştur. Bu olayla aynı dönemde, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin; Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile yaptığı görüşmede, İran’a karşı silahlı faaliyetler yürüten grupların Irak topraklarından çıkarılmasını talep etmesi, aksi takdirde önleyici tedbirlere başvurulabileceğini söylemesi dikkat çekmiştir.

• IKBY siyasi denkleminde iki ana aktörden biri olan KYB (YNK) içerisinde, temmuz ayında patlak veren gelişmeler, İran’ın bölgeye ilişkin endişelerini artırmıştır. Uzun yıllar boyunca İran yanlısı bir çizgi izleyen KYB’de, İran yanlısı fraksiyonlar ve diğer gruplar arasında çatışmanın oluşması, İran’ın hem KYB hem de bölge üzerindeki etkisine ilişkin bir tehlike ortaya çıkarmıştır. Bu durum, İran’ın bölgeye yönelik müdahale eğilimini yükseltmiştir.

• İran’ın söz konusu operasyonları, silahlı Kürt gruplara yönelik mücadele sürecinde dinamik bir durum yaratırken aynı zamanda Irak’ın kuzeyine dair makro stratejide bir taktik değişimi niteliği de taşımaktadır. Bu değişim, İran’ın; Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyinde PKK’ya karşı yürüttüğü terörle mücadele harekâtlarına yönelik tutumu ile doğrudan ilişkilidir. İran; Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki harekâtlarına yönelik genel anlamda olumsuz ve karşıt bir tutum sergileyerek Irak’ın egemenlik haklarını ön plana çıkarmıştır. Bu noktada, pek çok resmî açıklamanın yanı sıra PKK ile ilişki içerisinde olan İran destekli milis grupların, Türkiye’yi hedef alan ve hatta tehditkâr ifadeler barındıran açıklamaları söz konusu olmuştur.

• Söz konusu tutuma sahip olan İran, uyguladığı taktiksel değişim ile IKBY/KDP ve Irak merkezî hükûmetinde tavır değişikliği yaratmayı amaçlamaktadır. Hâlihazırda Türkiye’nin, PKK’ya yönelik harekâtlarına olumlu bir tavır sergileyen IKBY/KDP, bu doğrultuda İran’a da destek sunmaya zorlanmaktadır. Bu bağlamda İran, Türkiye’nin terörle mücadelesinde kendisine destek sunan IKBY/KDP’nin, İran’ın yürüttüğü terörle mücadele sürecine de aktif bir destek sunması yönünde beklenti oluşturmaktadır. Diğer yandan Türkiye’nin terörle mücadele harekâtlarına yönelik olumlu bir bakışa sahip olan Irak merkezî hükûmetinin, Irak’ın kuzeyinin topyekûn bir çatışma alanı hâline gelmesi ile birlikte bu bakışını değiştirmesi ve nihayetinde her iki ülkenin de söz konusu harekâtlarına yönelik karşıt bir tavır alması olasıdır.

• İran’ın söz konusu taktiksel değişimi nihai olarak Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki terörle mücadele harekâtlarına yönelik karşıt tutumun sonuçsuz kalması dolayısıyla gelişmektedir. Özellikle Sincar bölgesindeki PKK/YBŞ ve İran destekli milisler konusu bu sonuçsuzluğu ortaya koymuş; Türkiye, tüm karşıtlıklara ve milis gruplardan gelen tehditlere rağmen Irak’ın kuzeyindeki pek çok alanda ve Sincar bölgesinde kara ve hava harekâtları gerçekleştirmeye devam etmiş; Sincar’da, SİHA’lar ile gerçekleştirilen operasyonlarda PKK/YBŞ ve milis grupların üst düzey yöneticileri etkisiz hâle getirilmiştir. Bu bağlamda İran’ın gerçekleştirmekte olduğu son operasyonlar incelendiğinde; Türkiye’nin yürütmekte olduğu harekât konseptinin kısmi biçimde referans alındığı, hava ve kara unsurlarının kullanıldığı, drone saldırılarının söz konusu olduğu görülmektedir. Bu noktada İran, Türkiye’nin bölgedeki harekâtlarına doğrudan karşıtlık yerine Türkiye ile benzer bir yöntem ortaya koyarak dengeleme taktiğini izlemektedir.

İran, Türkiye, Irak, İKDP, PKK

İran’ın Güvenlik Doktrinindeki Değişim ve İran-Azerbaycan Gerilimi

Çağatay Balcı

Uzun yıllar boyunca “Şii Hilali” stratejisi ile hareket eden İran, bugün gelinen noktada kendi açısından risk ve tehdit hilali ile karşı karşıya kalmıştır.

Besic: İran’da İstisnai Bir Güvenlik Birimi

Çağatay Balcı

Besic-i Mustazafin (Ezilenlerin Savunma/Direniş Gücü) yapılanması, 1979 İran İslam Devrimi sürecinde kurumsal ve motivasyonel kökleri oluşmuş olan bir yapılanmadır.