Kerbela Yolculuğu: Iraklı ve İranlı Dindar Şiilerle Yapılan Anket

To Karbala: Surveying Religious Shi’a from Iran and Iraq, October 20, 2016

04.11.2019
Esmatullah Surosh Asistan, Şiilik Koordinatörlüğü

Kerbela Yolculuğu: Iraklı ve İranlı Dindar Şiilerle Yapılan Anket

Fotini Christia, Elizabeth Dekeyser ve Dean Knox

"To Karbala: Surveying Religious Shi’a from Iran and Iraq" başlıklı rapor, 2015 Erbain Merasimi esnasında Kerbela’yı ziyaret eden İranlı ve Iraklı ziyaretçilerle yapılan kapsamlı bir anketi konu edinmektedir. 20 Ekim 2016’da yayımlanan bu rapor iki ülkenin dindar kesiminin toplumsal, kültürel ve siyasal konular hakkındaki görüşlerini anlamaya odaklanmıştır. Anketin Erbain Merasimi’ne gelen ziyaretçilerle yapılması da bu açıdan anlamlı olmuştur. Raporun ilk kısmında Erbain Merasimi hakkında genel bir bilgi verildikten sonra ziyaretçilerin toplumsal statüsü incelenmiştir. Raporun ikinci kısmında anketin nasıl yapıldığıyla ilgili detaylı bilgiler verilmiştir. Bu bölümde soruların hangi yöntemle hazırlandığı, anketçilerin hangi kriterlere göre seçildiği ve sonuç raporunun nasıl hazırlandığı anlatılmıştır. Raporun üçüncü kısmında dinî, siyasi ve toplumsal meselelere odaklı sekiz ana başlık yer almaktadır. Bu kısımda yapılan anketten bazı alıntılar yapılarak elde edilen sonuçlar analiz edilmiştir. Raporun son kısmında A, B ve C şeklinde üç değerlendirme yer almaktadır.

Raporun ilk kısmında Erbain Merasimi’yle ilgili genel bilgi verilmiştir. Bu kısımda Erbain’in tarihçesi ve merasimde yapılan ritüeller ele alınmıştır. Rapora göre 10 Muharrem 61 Hicri tarihinde (1 Ekim 680) Kerbela’da yaşanan Aşura Hadisesi’nden sonra Hz. Hüseyin’den geriye kalan ailesi (Ehli Beyt), Yezit’in askerleri tarafından Kerbela’dan dönemin başkenti Şam’a kadar yaya olarak götürülüp tekrar Kerbela’ya getirilmiştir. Bu nedenle günümüzde Şiiler Aşura Günü’nden sonra her sene belli mesafeleri yürüyerek Kerbela’ya gidip bu olayı canlı tutmaktadır. Kerbela’nın komşu illerinden gelen Iraklılar evlerinden Kerbela’ya kadar yürüyerek gelirken daha uzak şehirlerden veya yurt dışından gelen ziyaretçiler çoğunlukla Necef – Kerbela (80 km), Bağdat – Kerbela (120 km) ya da Basra – Kerbela (500 km) mesafesini yürürler. Yol boyunca ziyaretçilerin dinlenebileceği ve yemek yiyebileceği “mevakip” denilen çadırlar kurulur, bu çadırlarda ziyaretçilere hizmet verecek gönüllüler yer alır. Ziyaretçiler gruplar hâlinde yeşil, siyah ve kırmızı bayraklar taşır ve yanlarında ilahi dinleyebilecek hoparlörler bulundururlar. Türbeye gelindiğindeyse Hz. Hüseyin’in içinde bulunduğu söylenen gümüşten yapılan “zirehin” (mezarı çevreleyen parmaklık) etrafında dönülerek kafese yeşil kurdeleler bağlanıp dua edilir. Türbede bir iki gün kalıp geri dönülür. Bu sürece, Aşura Günü’nden 40 gün sonraya kadar devam ettiği için Erbain adı verilmiştir. Rapora göre Kerbela’ya ziyaretçiler en çok bu zaman aralığında gelmektedir. 2015 yılında 22 milyon kişinin Kerbela’yı ziyaret ettiği, bu rakamın Hac ziyaretçilerinin 10 katı olduğu ifade edilmiştir.

Raporun ikinci kısmında projenin nasıl gerçekleştirildiğiyle ilgili bilgiler yer almaktadır. Anket MIT Üniversitesinin (Massachusetts Institute of Technology) organize ettiği bir proje kapsamında yapılmıştır. Nitekim projenin organizatörleri; Fotini Christia, Elizabeth Dekeyser ve Dean Knox MIT Üniversitesinin Sosyal Bilimler Enstitüsünde anketin yapıldığı sırada doktora öğrencisiydi. Projenin daha verimli gerçekleşmesi için Kufe Üniversitesi ve UNESCO gibi bölgeyi yakından tanıyan kurumlarla iş birliği yapılmıştır. Anket 17 Kasım – 12 Aralık 2015 tarihleri arasında Erbain Merasimi için gelen ziyaretçilerin geliş ve dönüş güzergâhları dikkate alınarak 16 farklı konumda yapılmıştır. Anket Arapça ve Farsça olmak üzere iki dilde gerçekleştirilmiştir. Arapça anket için 30 öğrenci (14 erkek, 16 kız) seçilip anket öncesinde belli eğitimlerden geçirilmiştir. Aynı şekilde Farsça anket için daha önce İran’da yaşamış ve Farsçayı iyi derecede bilen 21 Irak kökenli öğrenci (11 erkek, 10 kız) seçilmiştir. Bu proje kapsamında toplam 2.410 Iraklı ve 1.668 İranlıya anket yapılmıştır. Anketin daha rasyonel olabilmesi için elde edilen bilgiler iki ülkede mevcut bilimsel verilerle karşılaştırılmıştır. Ankete katılanların genel durumuna bakıldığında İranlı katılımcıların Iraklı katılımcılara göre hem daha eğitimli hem de daha zengin olduğu anlaşılmaktadır. İran’ın resmî istatistikleriyle karşılaştırıldığında aynı katılımcıların İran geneline göre de daha zengin ve daha eğitimli olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde İranlı katılımcıların Iraklı katılımcılara göre daha dindar oldukları anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar cinsiyet, eğitim düzeyi ve zenginlik düzeyine göre değişim göstermiştir.

Raporun üçüncü kısmında anket sonuçları çeşitli başlıklar altında incelenmiştir. Bazı başlıklarda anketten önemli sorular seçilerek bu sorulara verilen cevaplar analiz edilmiştir. Bu kısımda ilk başlığı “Medya, Haber ve Sosyal Ağlar” oluşturmaktadır. Burada katılımcıların haberleri nereden takip ettiği ve yakınlarıyla nasıl iletişim kurduğu sorulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre İranlılar haberleri en çok %90,4 oranıyla TV aracılığıyla takip etmektedir. İranlılar için ikinci sırada akraba ve arkadaş çevresi (%73,7), üçüncü sırada cami (%59,8) dördüncü sırada internet (%53,4) ve beşinci sırada da gazete ve dergiler (%45,1) en çok tercih edilen haber kaynağı olarak belirtilmiştir. Iraklılar için ise sırasıyla TV (%89,7), akraba ve arkadaş çevresi (%69,9), internet (%48,5), cami (%27,2) ve radyo (%8,4) şeklinde ifade edilmiştir. Bu bölümde eğitim düzeyi yüksek olanların interneti daha çok kullandığı bilgisi yer almaktadır. Aynı şekilde İran’da Whatsapp, Skype ve Viber gibi iletişim uygulamaları daha çok kullanılırken Irak’ta Youtube ve Facebook gibi kanalların daha yaygın olduğu ortaya çıkmıştır.

Anket kısmının bir diğer başlığını “Mezhepçilik” oluşturmaktadır. Burada katılımcılar, Şiilik ve Sünnilik arasında bazı ihtilafların olduğuna inandığı hâlde Şii-Sünni diyaloğuna destek vermiştir. Aynı şekilde farklı mezhebe mensup siyasetçilerin onları temsil edip edemeyeceğine de olumlu cevap verilmiştir. Ancak Şii katılımcılar komşu olarak Hristiyan mezhebine mensup birini Sünni birine tercih etmiştir. Gelin olarak ise Müslüman olduğu gerekçesiyle Sünni gelin tercih edilmiştir. “Sünniler DEAŞ’a destek veriyor mu?” sorusuna ise Iraklılar %37, İranlılar %22 oranında evet cevabı vermiştir.

“Mezhepçilik” başlığından hemen sonra “Din” başlığı yer almaktadır. Genel itibariyle katılımcıların dinî inançlarının oldukça yüksek olduğu anlaşılmıştır. Örneğin katılımcıların %99’u günlük namaz kıldığını, %65’i günlük Kur’an okuduğunu, %80’i en az haftada bir ilahi dinlediğini ve %70’i en az haftada bir camiye gittiğini ifade etmiştir. Ancak İranlılar toplu ibadetleri tercih ederken Iraklılar daha çok bireysel ibadetleri tercih etmiştir. Örneğin İranlılar Cuma namazına önem verdiğini, günlük namazı da camide kılmayı tercih ettiğini ve haftada en az bir kez dinî derslere katıldığını ifade ederken Iraklıklar %30 oranında Cuma namazına hiç gitmediğini ve %50 oranında dinî derslere hiç katılmadığını söylemiştir. Kerbela dışında diğer kutsal mekânlar konusunda ise sırasıyla Necef (%96), Kazimeyn (%81) ve Samerra (%60) daha önce de çoğu katılımcılar tarafından ziyaret edilmiştir. Ancak katılımcılar arasından İranlılar %8, Iraklılar %4 oranında Hac ziyareti gerçekleştirmiştir. Taklit merciiliği konusunda ise İranlı katılımcılar tarafından sırasıyla Hamenei %60, Mekarim Şirazi %20 ve Ali Sistani %15 oranında taklit edilirken Iraklı katılımcılar Ali Sistani’yi %80 ve Muhammed Sadık es-Sadr’i %10 oranında taklit mercii olarak benimsemiştir. Burada dikkate değer husus ise Sistani’nin İranlı katılımcılar arasında da önemli bir taraftar kitlesine sahip olmasıdır. Çıkan sonuçlara göre katılımcıların günlük hayatında taklit mercii ve taklit merciinin yazdığı “risale” önemli bir yere sahiptir. Taklit merciini seçerken Iraklılar çoğunluk akraba ve arkadaşlarından bilgi edinirken İranlılar daha çok camiler aracılığıyla taklit mercii hakkında bilgi edinmektedir.

Bu başlık altında dinî öğretiler ve dinin politikayla ilişkisi de katılımcılara sorulmuştur. Bu bağlamda İranlılar %68 ve Iraklılar %70 oranında banka faizlerinin dinî öğretilerle çeliştiğini belirtirken “Benimle aynı inanca sahip olan insanlar daha ahlaklıdır.” görüşünü Iraklılar %23, İranlılarsa %40 oranında savunmuştur. İranlı kadınlar bu görüşe daha yüksek oranda katılmıştır. “Din politikaya yön vermeli mi?” sorusuna İranlılar %51, Iraklılar %29 oranında evet cevabı verirken her iki ülkeden katılımcılar çoğunlukla İslam’ın demokrasiyle uyumlu olduğunu savunmuştur. Katılımcılar %93 oranında taklit merciilerinin Irak siyaseti üzerinde etkili olduğunu belirtmiştir.

Dinî meseleler incelendikten sonra “Cinsiyet ve Kadın Hakları” başlığı altında katılımcıların bu konudaki görüşleri ele alınmıştır. Katılımcılar siyasi kararlarda erkeklerin daha iyi karar verebileceklerini savunurken üniversite eğitiminin erkekler için daha önemli olduğunu ifade eden görüşe olumlu bakmamıştır. “Evli bir kadın dışarıda çalışırken çocukları mağdur olur mu?” sorusuna ise İranlılar %79, Iraklılar %78 oranında evet cevabı vererek evli kadınların dışarıda çalışmasını desteklememiştir. “Evlilik çağındaki bir kız evleneceği kişiyi kendisi seçebilir mi?” sorusuna İranlılar %95, Iraklılar %90 oranında evet cevabı vermiştir.

“Demokrasi ve İnsan Hakları”, anketin bir diğer başlığını oluşturmaktadır. Bu başlığın altında katılımcıların ne ölçüde demokrasiye inandığı ve ülkelerindeki yönetimden ne ölçüde memnun olduğu incelenmiştir. Bu bağlamda “Güvenliği sağlamak için insan haklarından feragat edilmeli mi?” sorusuna İranlılar %57, Iraklılar %29 oranında evet cevabı vermiştir.

“Demokrasi ve İnsan Hakları” başlığından hemen sonra “İran ve Irak Demokratik Rejim” başlığı altında katılımcıların bu iki ülkede demokratik rejimlerle ilgili görüşleri ele alınmıştır. Iraklılar demokratik rejimlerin istikrarlı olmadığını savunurken, İranlılar demokratik rejimlerin ekonomik ve politik düzenine itiraz etmiştir. Iraklılar demokrasinin sosyal bağlar ve etik kurallar üzerinde negatif etkisi olduğunu savunmuştur. Her iki ülkede mevcut yönetimle ilgili katılımcıların görüşü sorulduğunda ise cevaplardan Iraklıların çoğunluk olarak memnun olmadığı ve İranlıların çoğunluk olarak mevcut rejimi kendileri için ideal yönetim olarak gördüğü anlaşılmıştır. “Ülkenizde mevcut yönetimi korkmadan eleştirebilir misiniz?” sorusuna ise Iraklılar %92, İranlılar %64 oranında evet cevabı vermiştir.

Raporun anket kısmında bir diğer başlık “Bölgesel Çatışmalar” olarak belirlenmiştir. Bu başlık altında İran’ın milis güçlere verdiği destek, Suriye iç savaşı ve Irak’ın federal sistemi ele alınmıştır. Katılımcıların çoğu İran’ın milis gruplara verdiği desteği olumlu olarak değerlendirirken Suriye iç savaşının ya hiç bitmeyeceğini ya da Esed’in kazanacağını öngörmüştür. Aynı şekilde katılımcıların büyük çoğunluğu Irak’ta özerk bir Kürt veya Sünni bölgesi istemediğini ifade etmiştir.

Anketin son başlığını da “İran” oluşturmaktadır. Burada İran’ın uluslararası camiayla olan ilişkileri, İran-ABD ilişkileri ve İran’ın nükleer programı ele alınmıştır. Bu başlığın altındaki soruların bir kısmı sadece İranlılara yöneltilmiştir. İran’ın yurt dışı faaliyetlerine İranlı katılımcılar “kendi güvenliğini sağlamak” Iraklılar ise “Şiileri savunmak” şeklinde gerekçeler göstermiştir. Gerekçesi her ne olursa olsun İran’ın yurt dışı faaliyetleri Erbain ziyaretçileri tarafından yüksek oranda savunulmuştur. İran’ın uluslararası camiayla olan ilişkilerini İranlılar %40 oranında uyumlu olarak değerlendirmiştir. Sadece İranlıların cevapladığı İran-ABD ilişkilerine yönelik sorulardan ABD ve İran’ın bölgede bir çıkar çatışması yaşadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Her ne kadar iki ülke arasında çıkar çatışması olduğu görüşü ileri sürülse de katılımcıların büyük bir kısmı iki ülke arasında eğitim, kültür ve turizm alanlarında iş birliği yapılabileceğini söylemiştir. ABD ve İran’ın ortak olarak DEAŞ’la mücadele etme varsayımını ise katılımcılar %65 oranında desteklemiştir. Bu başlık altında son olarak İran’ın nükleer programı ele alınmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu barışçıl amaçlar için nükleer programa destek vermiştir. Ancak nükleer programın silah üretimi için kullanılmasını katılımcıların bir kısmı destekleyip diğer kısmı dinen sakıncalı bulmuştur. Ancak anketin yapıldığı sırada sonuçlanan nükleer müzakereler (KOEP) katılımcıların %80’i tarafından desteklenmiş ve sonuçları hakkında olumlu ifadeler kullanılmıştır. Katılımcılar “Yaptırımların kalkmasının günlük hayatınızı olumlu şekilde etkileyeceğini düşünür müsünüz?” sorusuna %80 oranında evet cevabı vermiştir. Son olarak ABD’nin bölgedeki etkisi sorulduğunda İranlılar %61 Iraklılarsa %58 oranında ABD’nin Orta Doğu’ya karışmaması gerektiğini söylemiştir.

Sonuç itibarıyla mevcut rapor, İran ve Irak’ın dindar kesiminin sosyolojik, kültürel ve siyasi düşüncesini anlayabilmek adına oldukça nitelikli bir çalışmadır.

Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansının İran Hava Sahasına İlişkin Uyarısı

Esmatullah Surosh

Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansının uyarısı, ekonomik izolasyonda bulunan İran’ın havacılık sektöründe de devre dışı bırakılmasına neden olabilir.

İmam Ali Cemiyetindeki Tutuklamalar Ne Anlama Geliyor?

Esmatullah Surosh

Yakın dönemde muhafazakârların baskın hâle geldiği İran’da, güvenlik endişelerinin yanı sıra İmam Ali Cemiyeti gibi potansiyel risk taşıyan kuruluşlara da müsamaha edilmeyecektir.