Pakistan Başbakanı’nın Suudi Arabistan Ziyareti

Aydın Güven Asistan, Dış Politika

Suudi Arabistan’ın, Pakistan ile ilişkilerini iyileştirmeye çalışması sadece iki ülke arasındaki değerlerle ilgili değil aynı zamanda Riyad’ın diğer ülkelere yönelik değişen tutumuyla da yakından bağlantılıdır.

Pakistan Başbakanı İmran Han, 7-9 Mayıs arasında üç günlük resmî bir ziyaret kapsamında Suudi Arabistan’a gitti. Bu ziyaret, Han’ın 2018 yılında iktidara gelmesinden bu yana Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği üçüncü resmî, toplamda ise yedinci ziyareti oldu. İmran Han, Prens Muhammed bin Selman tarafından Cidde’deki havaalanında oldukça sıcak bir şekilde karşılandı.

Pakistan ile Suudi Arabistan arasında yakın geçmişte çeşitli nedenlerden dolayı gerilen ilişkilerin iyileşmesine hizmet etmesi beklenen bu ziyaret kapsamında, taraflar arasında iki mutabakat zaptına ek olarak suçlulara muamele ve suçla ilgili iki anlaşma imzalandığı duyuruldu. Ayrıca tarafların; enerji, altyapı, ulaşım, su ve iletişim projelerinin finansmanının yanı sıra uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele konusunda iki mutabakat zaptı üzerinde anlaştıkları açıklandı.

Bu ziyaret iki ülkenin, uzun zamandır Keşmir ve Yemen anlaşmazlığı dolayısıyla gerilen bağları yeniden canlandırma fırsatı anlamına gelmektedir. Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Twitter üzerinden yaptığı bir paylaşımda, “Pakistan Başbakanı’nın Suudi Arabistan’ı ziyareti, ikili ilişkilerde önemli bir kilometre taşıdır.” dedi. Zira Pakistan’ın ekonomik açıdan içinde bulunduğu darboğaz ve Suudi Arabistan’da bulunan yaklaşık 2,5 milyondan fazla işçisinin/vatandaşının çıkarlarını koruma isteği, Riyad’ın son dönemlerde değişen bölgesel dengelere uyum sağlama arzusuyla birlikte düşünüldüğünde bu ziyaretin son derece önemli olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.

Pakistan-Suudi Arabistan Gerginliğinin Arka Planı

Suudi Arabistan, Pakistan Başbakanı İmran Han’ın 2018’deki seçimlerden sonra ziyaret ettiği ilk yabancı ülke olmasına rağmen Riyad, geçen yıldan beri İslamabad ile sorunlu bir dönem geçiriyordu.

İki ülke arasında onlarca yıldır süren yakın askerî, siyasi ve ekonomik ilişkiler; Ağustos 2020’de Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmut Kureyşi’nin; Suudi Arabistan’dan, Keşmir konusunda İslam İşbirliği Teşkilatının özel bir toplantı tertiplemesini talep etmesi ve bu talebin Riyad tarafından reddedilmesi ile gerilmeye başlamıştı. İslamabad, Riyad’ın bu tepkisi nedeniyle hayal kırıklığına uğradığını belirterek Suudi Arabistan’ı İslam dünyasının çağrılarına cevap vermemekle suçlarken İslamabad’ın tepkisine karşılık Riyad, Pakistan’dan vadesi dolan borcunun ilk taksiti olan 1 milyar dolarlık kredinin derhâl geri ödenmesi talebinde bulunmuştu. Ayrıca 2015 yılında İslamabad’ın, Riyad’ın Pakistan askerlerinin Yemen’de kendi kontrollerinde savaşan koalisyona asker gönderme yönündeki talebini reddetmesi de taraflar arasındaki ilişkinin zayıflamasına neden olmuştu.

Orta Doğu’da Değişen Dengeler ve Suudi Arabistan’ın Dış Politika Girişimi

Seçimleri kazandıktan sonra eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu politikasını sorgulamaya başlayan Joe Biden bir taraftan Suudi Arabistan’ın Yemen’deki hareketlerini eleştirirken diğer taraftan ABD’nin Nükleer Anlaşma’ya geri dönmesi konusunda İran ile görüşmelere başlamasına onay verdi. Anlaşma’nın yeniden canlandırılması, İran’ın özellikle ekonomik alanda rahatlamasına yol açarken bu durum aynı zamanda Tahran’ın Suudi Arabistan’a karşı bölgedeki rolünü de artıracaktır. Diğer taraftan Washington’ın kısa süre önce Suudi Arabistan’daki üç patriot füze bataryasını söktüğü söylemleri, Suudi Arabistan’ı muhtemel İran saldırıları karşısında hava savunma kalkanı açısından zayıf bir konumda bıraktı. Trump Dönemi’nde Washington tarafından sağlanan destekle birlikte bölgede İran karşıtı bir pozisyon takınan Suudi Arabistan, son günlerde başlattığı dış politika girişimi ile bölgedeki pozisyonunu sağlama almaya çalışıyor. Bu minvalde geçtiğimiz aylarda ilk olarak 2017 yılından bu yana süregelen ambargoyu kaldırarak Katar ile ilişkilerini yeniden normalleştirdi. Geçtiğimiz günlerde ise İran ile Irak’ta gizli görüşmeler gerçekleştirdiği ortaya çıkan Riyad’ın, aynı zamanda Türkiye ile de ilişkilerini düzeltmeye istekli olduğu görülüyor.

İmran Han’ın Cidde ziyareti, Suudi Arabistan ve İran’ın Irak’ta gizli görüşmeler yaptığı sırada gerçekleştirildi. Riyad’ın son zamanlardaki dış politika girişimleri dikkate alındığında Suudi Arabistan’ın, Pakistan ile iki yıldır gergin olan ilişkilerini düzeltmeye istekli olduğu anlaşılmaktadır. Zira İmran Han’ı telefonla arayarak davet eden Prens Selman’ın, Pakistan’ın 3 milyar dolarlık kredisinin üçüncü taksitini geri ödemesi talebini de geçtiğimiz aylarda geri çektiği söyleniyor. Dolayısıyla Suudi Arabistan’ın, Pakistan ile ilişkilerini iyileştirmeye çalışması sadece iki ülke arasındaki değerlerle ilgili değil aynı zamanda Riyad’ın diğer ülkelere yönelik değişen tutumu ile de yakında bağlantılıdır. Zira Riyad’ın İslamabad ile ilişkilerini düzeltme girişiminde bulunmasının en önemli nedenlerinden birisi İran’dır. Riyad, Tahran’a karşı, İran’dan sonra dünyanın en büyük ikinci Şii nüfusuna sahip ülkelerden biri olan Pakistan’daki nüfuzunu korumak istiyor. Diğer taraftan İran’ın da gerek ülkedeki Şii nüfus aracılığıyla gerekse vekil güçler üzerinden Pakistan’da ciddi bir etkisinin olması, iki ülkeyi Pakistan üzerinde bir nüfuz rekabetine itmektedir.

Suudi Arabistan, Pakistan, İran, Diplomasi

Rusya’nın İran ile İş Birliğini Artırma Adımları

Aydın Güven

Rusya Enerji Bakanı Shulginov’ın, İran'ın Moskova Büyükelçisi Celali ile 2 Temmuz’da yaptığı görüşme; Rusya’nın, mevcut iş birliği çerçevesini ve mekanizmasını Reisi Dönemi’nde genişletmeyi hedeflediğini göstermektedir.

Reisi Dönemi’nde İran-Hindistan İlişkilerinin Muhtemel Çerçevesi

Aydın Güven

Hindistan’ın; “İran-Çin 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması”ndan endişe duyduğu için İran ile olan ilişkilerini yeni hükûmet döneminde hızlı bir şekilde düzeltmeye çalışması öngörülüyor.