Sistani’nin Siyasal Sistem Reformu Projesi Çöktü mü?

Müştak El-Hılo Kıdemli Uzman

Sadr Hareketi’ne bağlı milletvekillerinin istifasıyla birlikte, Sistani’nin siyasal düzen zarar görmeden reform yapılmasını öngören projesinin çöktüğünü belirtmek mümkündür.

Irak’ta Ekim 2019’da rejim değişikliğinde ısrarcı olan gençlerin başını çektiği protestoların ardından Şii Taklit Mercisi Ayetullah el-Hüseyni es-Sistani, siyasal düzenin çökmesi veya bir iç savaşın çıkmasını önlemek adına erken seçime gitme çağrısında bulunmuştur. 10 Ekim 2021’de düzenlenen Parlamento seçimlerinde birinci parti olarak çıkan Mukteda es-Sadr, “ulusal çoğunluk hükûmeti”ni kurma kapsamında siyasi girişimlerinin başarısız olmasının ardından kendisine bağlı milletvekillerine istifa çağrısında bulunmuştur. Bunun üzerine Parlamentonun yaklaşık dörtte birini oluşturan milletvekilleri tarihte görülmemiş bir şekilde eş zamanlı olarak istifa etmiştir. 

Parlamentodaki Yeni Aritmetik

Irak Seçim Yasası, ilgili seçim bölgesinden istifa eden milletvekilinin yerine aynı seçim bölgesinde kazanamayan adaylar arasından en çok oy alan ismin göreve başlamasını belirtmektedir. Ancak Parlamentonun yaklaşık dörtte birini oluşturan blokun, toplu bir şekilde istifa ederek yerini kaybeden tarafa bırakması, Yasa’da öngörülen bir husus değildir. Dolayısıyla Sadr’ın müttefikleri, karşı taraftan daha avantajlı bir pozisyon elde etme amacıyla söz konusu istifayı tek bir milletvekilinin istifası gibi değerlendirmiştir. Nitekim istifa kararının ardından Parlamentoda oluşan yeni aritmetik, bu eksende şekillenmiştir.

Sadr Hareketi’ne bağlı 73 sandalyenin 70’i diğer Şii gruplara aktarılırken Sünni Araplar 3 sandalye daha kazanmıştır. İstifa eden milletvekillerinin yerine hiçbir Kürt isim geçememiştir. Bu aritmetikte, Şii Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu 44 sandalye daha elde etmiştir. Geriye kalan sandalyeler ise bağımsız ve 2019 protestolarına destek veren gruplar arasında paylaşılmıştır. Kürdistan Yurtseverler Birliği ve Sünni Azim Bloku ile Koordinasyon Çerçevesi toplamda 130 milletvekiline ulaşarak Parlamentonun %39’unu elde etmiş ancak yine de Sadr Koalisyonu büyüklüğünde bir koalisyon oluşturmayı başaramamıştır.

Irak’ı Bekleyen Senaryolar

Sadr Hareketi, Parlamentodan ayrılmasına rağmen hâlâ sistemdeki varlığını korumaktadır; daha da önemlisi çok geniş ve itaatkâr bir halk tabanının yanında “Barış Birlikleri” gibi bir askerî güce sahiptir. Dolayısıyla Sadr Hareketi istifası, Avrupa parlamentolarındaki bir partinin istifası gibi değerlendirilmemelidir. 

Sadr; istifa sonrası milletvekilleriyle yaptığı toplantıda, “yolsuzlar ile hükûmet kurmayacağı gibi onların yer alacağı seçimlerde aday da olmayacağını” vurgulamıştır. Sadr’ın bu açıklaması, 2019’daki protestolar sürecinde olduğu gibi bir hükûmet değişikliğinden ziyade Irak’taki Şii egemen yeni siyasal düzenin devrilmesinin sinyali olarak okunabilir. Bu, sadece siyasi partilerin değil; Sistani’nin de en büyük kâbusudur zira Şiiler, uzun yıllar sonra elde ettikleri siyasal iktidarı başarısız bir deneyimle kaybetmek istememektedir. Öyle ki İran’daki Velayet-i Fakih’e (Ali Hamenei) bağlı olan Hadi el-Amiri, istifadan bir gün sonra Sistani’den sistemin bekası için sürece müdahil olmasını istemiştir. 

İstifa hamlesi sonrası Sadr Hareketi’ne karşı Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu çatısı altında birleşen siyasi oluşumların liderleri arasındaki rekabet ve ayrışmanın ortaya çıkması muhtemeldir. Koordinasyon Çerçevesi, hükûmetin kurulması kapsamında ilk olarak Vatanı Kurtarma İttifakı çatısı altındaki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Egemenlik İttifakı ile müzakere edecektir. Ancak KDP kendisine karşı koz olmaktan çıkması için Petrol ve Doğal Gaz Yasası’nın bizzat belirleyeceği çerçevede onaylanmasını talep ederken Egemenlik İttifakı, Haşdi Şabi gruplarının Sünni nüfusun yoğun olduğu şehirlerden ayrılmasını öne sürecektir. Bu taleplerin karşılanması pek mümkün gözükmediğinden hükûmet kurma konusunda uzlaşı sağlanamayabilir. Bu durumda Vatanı Kurtarma İttifakı; Koordinasyon Çerçevesi’nin, Sadr’ın hükûmet kurmasını engellemek için faydalandığı “üçte bir engeli” olarak bilinen mekanizmaya başvurabilir veya Sadr gibi Parlamentodan istifa edebilir.

Sadr’ın istifa hamlesi sonrası Irak’ı bekleyen gelecekte, İran faktörü de unutulmamalıdır. Irak, İran’ın en önemli ekonomik kaynaklarından biri olmakla beraber coğrafi konumu itibarıyla da bu ülkeyi, Suriye ve Akdeniz’e bağlamaktadır. Ayrıca İran’ın en güçlü vekil güçleri bu ülkede konuşlanmıştır. İran’ın kendi çıkarları doğrultusunda komşusu dahi olmayan Suriye’de yaptıkları göz önüne alındığında 1.000 km’den fazla sınırı olan Irak’taki nüfuzundan kendi iradesiyle asla vazgeçmeyecektir. 

Sonuç olarak istifa sonrası Irak’ı bekleyen üç senaryo bulunmaktadır:

1.    Uluslararası Müdahale

Bazı uzmanlar, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Irak Özel Elçisi Jeanine Hennis-Plasschaert’ın kısa bir süre önce Irak’ın siyasi ve güvenlik krizi içerisinde olduğunu öngören raporundan hareketle Irak’a yönelik uluslararası bir müdahale kararı alınmasını çok muhtemel görmektedir. Ancak dünyada birçok krizin yaşandığı süreçte Irak, uluslararası toplumun gündemini pek meşgul etmeyecektir. Siyasi süreç, uluslararası toplum için kabul edilemez bir şekilde ilerlese de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yarattığı denklemler, Irak’a yönelik tam bir ambargoya izin vermediğinden Irak’a en fazla sınırlı yaptırımlar uygulanabilir. Bu da Irak kamuoyunda öfke uyandırmadığı sürece Koordinasyon Çerçevesi için bir anlam ifade etmeyecektir. 

2.    Parlamentonun Feshedilip Seçimlerin Yenilenmesi 

Sadr’ın istifa hamlesi sonrası Irak’ı bekleyen diğer bir senaryo, Parlamentonun feshedilip seçimlerin yenilenmesidir. Irak Yargı Erki Başkanı Faik Zeydan bile mevcut siyasi krizin çözümü için bunun gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu durumda ya Başbakan Mustafa Kazımi görevinde kalıp bir sonraki seçimleri bizzat kendi organize edecek ya da önceki seçimlerde Kazımi’ye karşı bir pozisyon alan Koordinasyon Çerçevesi başka bir aday belirleyecektir. Bu bağlamda Koordinasyon Çerçevesi, diğer siyasi oluşumlarla uzlaşmayı başarıp yeni bir geçici hükûmet oluşturabilirse daimî bir hükûmet de kurabilir. 

Başbakanlık için farklı bir isim üzerinde anlaşmak, yeni sorunları da beraberinde getirecektir. Özellikle Muhammed Cafer Sadr’ın başbakanlık adaylığından çekilmesinden sonra Kazımi’ye yeniden alan açılmıştır. Kazımi’nin bu bağlamda, 26 Haziran Pazar günü Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarette sıcak bir şekilde karşılanması; İran’ın, Kazımi’ye bu konuda sorun çıkartmayacağını ortaya koymaktadır. Iraklı siyaset bilimci Harris Hasan’a göre bu şartlarda Koordinasyon Çerçevesi, Seçim Yasası’nda değişikliğe gitmek isteyecek ve bu da ayrışmalara yol açacaktır. Ayrıca “yolsuzlarla” seçime katılmayacağını vurgulayan Sadr’ı, bahsi geçen şartlarda düzenlenen bir seçime katılması için ikna etmek de güç olacaktır. 

Diğer bir husus, Sadr Hareketi’nin katılmamasının yanında uluslararası toplumun gözetimi olmadan düzenlenecek seçimlerin meşruiyetidir. Zira bu şartlarda gerçekleşen seçimler hem önceki seçimlerden daha zayıf hem de halk için daha güvenilmez bir seçim olacaktır. Her şeyden önemlisi, hâlihazırda çözüme kavuşmayan krizlerin yeni bir seçimle aşılması mümkün değildir. 

3.    Yeni Hükûmet Kurulması

Koordinasyon Çerçevesi; Irak Maliye Bakanı’nın, bu yılki petrol gelirinin 150 milyar dolardan fazla bir miktara tekabül edeceği açıklamasından hareketle Suriye’de olduğu gibi sınırlı da olsa bir halk tabanı elde ederek otoriter bir güç oluşturmayı hedeflemektedir. Nitekim Nuri Maliki Dönemi’nde petrolden elde edilen yüksek gelirle milyonlarca kişiye istihdam sağlanıp belirli gruplara bağışta bulunarak halk tabanı genişletilmiş ve silahlı grupların birçoğu siyasete çekilmiştir. Koordinasyon Çerçevesi, benzer bir strateji izleyerek siyasal düzenin muhafızı konumuna gelene kadar Şii milis gücü Haşdi Şabi’yi güçlendirmeyi hedeflemektedir. Irak ile Suriye’deki koşullar farklı olduğundan bu senaryonun hayata geçirilmesi pek mümkün gözükmemektedir. Her hâlükârda petrolden elde edilen bu yüksek miktar, İran’ın da desteğiyle yeni bir hükûmetin kurulması noktasında belirleyici bir rol oynayabilir. Bu noktada, başbakan adayının kim olacağı da büyük ehemmiyeti haizdir. 

Koordinasyon Çerçevesi, Sadr ile kişisel bir husumeti bulunan Maliki’yi başbakan adayı olarak sunabilir. Ancak Maliki, Sadr Hareketi’ni bastırmaya ve Hareket’in askerî uzantısı Saraya es-Selam Barış Birlikleri’ni yok etmeye çalışacaktır. Buna karşılık Sadr da kitleleri harekete geçirme gücünden faydalanarak taraftarlarını sokağa çekip hükûmetin kurulmasına engel olacaktır. Koordinasyon Çerçevesi, hükûmetinin istikrarı için Sistani ve diğer siyasi oluşumların yanında halk, ABD ve uluslararası toplumun nispeten kabul ettiği bir figürü belirlemelidir. Bu şartları karşılayabilecek tek isim, eski Başbakan Haydar el-İbadi olabilir. Ancak hem Maliki ile İbadi arasında kişisel bir rekabet bulunmaktadır hem de İran, 2018 yılında İbadi’nin yeniden iktidara gelmesini engellemiştir. Son olarak kimsenin itirazı olmayan zayıf bir figür de önerilebilir. Ancak bu strateji, 2018 yılında Adil Abdülmehdi ile denenmiş ve bir yıl sonra (2019 protestolarının ardından) hükûmet değişikliğiyle sonuçlanmıştır.

Sonuç

Sadr Hareketi’ne bağlı milletvekillerinin istifasıyla birlikte, Sistani’nin siyasal düzen zarar görmeden reform yapılmasını öngören projesinin çöktüğünü belirtmek mümkündür. Mevcut şartlarda Parlamentonun feshedilip yeniden seçime gidilmesi veya yeni bir hükûmet oluşturulması; siyasal düzen zarar görmeden yapılacak bir reformu mümkün kılmamaktadır. Dolayısıyla Irak’ta rejim değişikliği kaçınılmazdır. 2003 yılında ABD’nin Irak’ta kurduğu ve müspet etkiler de yaratan siyasal düzenin ömrü sona ermiştir. Zira seçimlerde %6 oranında oy alan Koordinasyon Çerçevesi öncülüğünde kurulan bir hükûmetin, halkın geriye kalan %94’lük kısmını memnun etmesi mümkün değildir. 

Irak’ta egemen Şii partiler; yaklaşık 20 yıl boyunca iktidarı yönetme sürecindeki başarısızlık ve zayıflıkların farkına varmadıkları gibi Irak’ta Şiilerin çoğunlukta olmasından hareketle ülkeyi Şiilerin yönetmesi gerektiğini öne sürerek halka, gerçek temsilcilerin sadece Şiiler olduğu söyleminde bulunmuşlardır. Bu partiler, Irak’taki asıl krizin Şii-Şii çatışmasından kaynaklandığını idrak edememektedir. Irak’ta farklı siyasi söylemler duymak isteyen ve bu partilerin, önceliklerini kavrayamadığı yeni bir Şii genç nesil tezahür etmiştir. Bu gençler, 2019 protestolarının üçüncü yıl dönümü arifesinde, Sistani’nin siyasal düzen zarar görmeden reform yapılması projesinin çöktüğünün de farkındadır.

Muhalif Bir Devrimci Müçtehit: Şeyh Ali Tahrani

Müştak El-Hılo

Devrim’in ardından önemli kurumlarda görev alan ancak daha sonra muhalif bir portreye dönüşen Humeyni’nin öğrencisi ve Hamenei’nin eniştesi Şeyh Ali Tahrani vefat etti.

İran'da Geleneksel Bakış Açısından Kamusal Alan İnşasında Başörtüsünün Rolü

Müştak El-Hılo

İran’da başörtüsü, kadınların özel alandan kamusal alana geçişini sağlamış; kadınların kamuda geleneksel normlara uyamaması ihtimali ise gelenekçi aile babası rolünü üstlenecek İrşat Devriyelerinin kurulmasına yol açmıştır.