Emine Gözde Toprak

Çin Başbakan Yardımcısı Chunhua’nın ziyaretinin, Çin-Arap Zirvesi’nin İran’da yarattığı infiali yatıştırmak amaçlı stratejik bir ziyaret olduğu söylenebilir.

Tarihten örneklere bakıldığında Batılı devletlerin kriz zamanı geçtikten sonra İran ile diplomasi yolunu seçtikleri görülmektedir.

ABD, Katar’ın geçmişte olduğu gibi İran ile aralarındaki ara buluculuk rolünü tekrar üstlenmesi konusunda beşincisi gerçekleşen stratejik diyalog platformunu fırsat olarak kullanmış olabilir.

Kendilerini Black Reward olarak tanıtan bir grup İranlı bilgisayar korsanı; siber saldırıyı, İran'daki protestoculara destek amaçlı yaptıklarını belirtmiştir.

İranlı kadınların kimliğinin Pehlevi Dönemi’nde devlet eliyle Batı’nın yanında, İslam Cumhuriyeti Dönemi’nde Batı’nın tam karşısında konumlandırılması; Batı’nın İran’daki kadın meselesindeki başlıca rolünü teyitler niteliktedir.

Doha’da iki gün süren müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından taraflar, söz konusu başarısızlığın sebebi olarak birbirlerini suçlamaktadır.

Son gelişmelerin UAEA ve İran arasındaki iş birliğini ve dolayısıyla nükleer müzakereleri olumsuz etkileyeceği söylenebilir.

ABD’nin, İran’a verdiği iddia edilen tavizler ve UAEA’nın son raporunu görmezden geldiği düşünülürse Biden yönetiminin ne pahasına olursa olsun Nükleer Anlaşma’yı canlandırmak istediği söylenebilir.

Batılı taraflar, Nükleer Anlaşma’nın ihyası için zamanın giderek daraldığını iddia ederek geri sayımı başlatmıştır.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile İran arasındaki iş birliği, İran nükleer krizinin çözümünde önemli bir adım olarak görülebilir.

Tarafların, taleplerini gerçekçi seviyeye çekmemeleri; müzakereleri ve dolayısıyla KOEP’i bütünüyle çöküş noktasına taşıyabilir.

Söz konusu ziyaretin ve varılan uzlaşının, bu hafta gerçekleşen UAEA Yönetim Kurulu toplantısında İran’a karşı atılacak aleyhte bir adımı engellediği söylenebilir.