Ersin Çahmutoğlu

Stratejik siber silah olarak tanımlayabileceğimiz Pegasus casus yazılımı şahıs ya da şirketlere değil, sadece devletlerin istihbarat servislerine ve kolluk kuvvetlerine satılıyor. Bu satışlar da İsrail Savunma Bakanlığı’nın onayından geçmek zorunda.

İran’a defalarca siber operasyon yürüten İsrail’in, Mayıs 2020’de Bender Abbas Limanına gerçekleştirdiği siber saldırılara atıf yapılarak bu saldırıların da İsrail tarafından yapıldığı öne sürülmektedir.

Küresel siber operasyonlar arasında fidye-yazılım (ransomware) saldırıları yükselişe geçti. Özellikle ABD son zamanlarda saldırı silsilesiyle mücadele etmeye çalışıyor.

Beş Göz Grubu’na ilaveten NATO ve AB gibi uluslararası aktörlerin de Rusya’ya yönelttiği siber casusluk suçlamaları, bugüne kadar örneği olmayan bir durumu ifade ediyor.

İran ile Rusya’nın farklı güvenlik alanlarında uzun süredir devam eden iş birlikleri kapsamında gerçekleştirilen son anlaşmanın önemi “ilk siber güvenlik anlaşması” olmasıdır.

Siber saldırıların kapsamı ve niteliği ortaya çıktıkça sadece APT29 değil Rus istihbarat servislerine bağlı APT gruplarının çoğunun bu operasyonda bulunabileceği düşüncesi ağırlık kazandı.

Daha önce de olduğu gibi Fahrizade suikastından sonra da İran’ın misilleme kapsamında İsrail’deki kritik altyapı sistemlerini devre dışı bırakabilecek siber saldırılar yürütmesi söz konusu olabilir.

ABD Adalet Bakanlığı'nın 11 farklı eyalet mahkemesinin katılımıyla, haksız rekabete neden olup yasadışı tekel oluşturmak suçlamasıyla Google’a açtığı dava ABD tarihinin en önemli davalarından biri olarak nitelendiriliyor.

İran’ın Kovid-19 döneminde küresel siber etkinliğini artırdığı görülüyor. Bu dönemde ABD, İsrail gibi devletlerin yanı sıra DSÖ gibi uluslararası kuruluşlar da İran kaynaklı siber saldırıların hedefi oldu.

ABD ve İran arasındaki siyasi krizlerin siber uzaya yansımasıyla birlikte her iki aktörün devlet destekli siber operasyonlarında artış söz konusudur.