İran güvenlik güçleri ve Kürt militanları arasında aniden bir “diyalog sürecinin” başlatılması pek çok soru işaretine yol açtı.
İran elindeki askerî kozları kullanmaya başlasa da ABD henüz buna askerî bir karşılık vermedi.
İranlı yetkililerin ABD’nin fiili bir askeri saldırıya girişmeyeceği yönünde özgüvenlerinin olduğu görülüyor. Ne var ki, fiili savaş olsun ya da olmasın ülkenin siyasal alandaki daralması sürecek.
Hamenei’nin “ne savaş ne müzakere” olarak deklare ettiği, pratikte ise ABD ve müttefiklerine karşı pratik agresif müdahaleyi de içeren politikalarının kontrolden çıkması oldukça muhtemel görünmektedir.
ABD Başkanı Trump’ın Mayıs 2018’de İran ile 5+1 ülkeleri arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesiyle İran’ın nükleer faaliyetleri yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşındı.
Yaptırımların devreye girmesi İran ekonomisini derinden sarstı. Petrol ihracatının durma noktasına gelmesine ek olarak enflasyonda büyüme, işsizlik gibi göstergelerde de ciddi kötüleşme gözlemleniyor.
Gelinen aşamadan sonra ABD’nin geri adım atması İran’ı bölgesel politikaları konusunda daha cüretkâr yapabilir.
İran’da yaşanan derin ekonomik kriz, sosyo-politik hoşnutsuzluklar ve iç siyasetteki gerilimler İran’ın siyasi ve sosyal alanda kırılgan bir iklime çekilmesine neden olmaktadır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
İran zamanın aleyhine işlediğini bildiği için söz konusu süreci belki de ötesini edilgen bir şekilde beklemeyecektir. Yine de ABD’yi zorlamak için atacağı adımlarda oldukça dikkatli davranması gerekmektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Hamenei devletin zirvesinde gerçekleştirdiği değişikliklerle ABD’nin tehditlerine direneceğinin mesajını vermektedir.