Tahran yönetiminin dikkate almadığı tek değişken Trump’ın koronavirüs salgını öncesi koşullarda İran’la bir savaş başlatmak istemediği varsayımıdır.
İran’dan gelebilecek güvenlik tehdidi ABD’yi Irak’taki askerî üslerinin savunmasını güçlendirmeye zorluyor.
Küresel salgının İran ve ABD'de şahinler tarafından siyasi hesaplaşmalar için bir fırsat olarak görülmesi önümüzdeki günlerde ciddi bir çatışmaya yol açabilir.
İdlib’de yaşanan son gerginlik, milislerin ve vekil güçlerin cephedeki komutayı rejim güçlerine bırakarak yavaş yavaş geri çekilmeye başlamasının ne denli önemli olduğunu gösterdi.
Hizbullah son yıllar içinde art arda gelen en büyük askerî, ekonomik ve siyasi krizler ile yüzleşmek zorunda kaldı.
Suriye’de onuncu yılına giren iç savaşta aktörlerin sayısı değiştiği gibi bundan sonraki dönemde de yeni aktörlerin katılması bazılarının da geri çekilmesi muhtemeldir.
Suriye iç savaşı onuncu yılına girerken bu ülke de Afganistan ve Irak örneklerinde olduğu gibi kısa sürede istikrara kavuşacak gibi görünmüyor.
Suriye, yabancı milislerin giriş çıkışları ve sağlık altyapılarının tahrip edilmesi gibi nedenlerle yakın zamanda salgının yoğun olduğu ülkeler listesinin başına geçebilir.
Suudi Arabistan Şiileri, İran ve Suudi Arabistan’ın ideolojik meseleleri arasında sıkışmış durumdadır.
Tahran yönetimi uluslararası yardım çağrısı yaptığı ve binlerce cana mal olan salgın hastalığa rağmen kısa vadede ABD karşıtı siyasetlerinden vazgeçmeyecek.
OPEC+ ülkelerinin petrol üretim kesintisi ile ilgili uzlaşamamaları özelde Basra Körfezi’nde genelde Orta Doğu’da ekonomik, siyasi ve jeopolitik sonuçlar doğuracaktır.
Türkiye’nin Moskova ve Şam’ı barışa zorlaması, Suriye içi aktörleri olduğu gibi Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki aktörlerin de politik tercihlerini etkiledi.