2020 yılında gerçekleşen 2. Karabağ Savaşı bölgesel aktörler açısından, konjonktür değişimi ve yeni bir jeopolitik durumun oluşum süreci olarak değerlendirilmiştir.
“Nükleer bir İran” Moskova’nın çıkarlarıyla çelişiyor olabilir ancak “İran’ın nükleerleşmesi tehdidi”, Rusya’nın Batı’ya karşı kaldıraç olarak kullanabildiği bir kriz yaratmıştır.
Umman Denizi'nde Hürmüz Boğazı'nın doğusundaki jeopolitik konumu ile Cask Limanı; ekonomi, enerji güvenliği ve askerî-güvenlik açısından İran için stratejik önem taşımaktadır.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme amacıyla başlatmış olduğu savaş, başta güvenlik alanında olmak üzere siyasi ve ekonomik alanda İran için bazı fırsatlar yaratmış durumdadır.
Karun’dan su transfer projelerinin durdurulmaması ve su kaynakları yönetiminin daha çok lobilere ve etnik çıkarlara dayanması, Huzistan’ın hidropolitiğini daha girift bir hâle getirmektedir.
İran-İsrail gölge savaşları, drone misillemelerinin dâhil olduğu yeni bir safhada sürdürülmektedir.
Sızdırılan ses dosyasını, muhafazakârların arasındaki rekabetin bir parçası olarak okumak gerekir.
Saldırıdan sonra bir DMO komutanının “Pakistan’da askerî operasyonlar yürütmeye hazır gruplarının olduğunu” söylediği görüntüler, saldırganların İran’da konuşlandıkları iddialarını güçlendirdi.
Afganistan’da çok önemli maden yatakları bulunmaktadır ve bu madenlerin değerinin 3 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir.
İran yasaları 99 makam sahibinin müçtehit olmasını şart koşmaktadır. Anayasada belirtilen 10 makamın mutlak müçtehit, diğer yasalarda belirtilen makamların mütecezzi müçtehit olması gerekmektedir.
İlişkilerin gerilmesine sebep olan temel görüş ayrılıklarının hâlâ devam etmesi, İran-Azerbaycan arasındaki yakınlaşmanın kalıcılığı konusunda soru işareti yaratmaktadır.
İran’da; kuraklık, ağır ekonomik şartlar ve artan nüfusla beraber kaynak kıtlığının belirginleşmesi; orta vadede İran’da büyük kitleleri harekete geçirebilir.