Mısır, Türkiye ve İran gibi bölgesel güçler, aralarındaki cüzi ihtilafları bir kenara bırakamazlarsa genişçe bir bölge kötü yönetimlerle boğuşan büyük bir Lübnan’a benzeyecektir.
Ekonomik ve siyasi olarak güçlü bir aktör hâline gelebilmede enerjinin rolü dikkate alındığında bu hamle Türkiye’nin elini güçlendirecek ve ülke artık masaya daha güçlü oturacaktır.
Petrol ve doğal gaz bakımından son derece zengin kaynaklara sahip olan İran, enerji alanında gerek uluslararası ekonomi gerekse enerji jeopolitiği bakımından önemli ülkelerden biridir.
Başta başkent Bakü olmak üzere ülke içinde ve dışındaki birçok şehirde halk gösterilerine neden olan bu meşum saldırı, sürecin doğru yönetilmesi hâlinde Bakü’ye istediği fırsatı sağlayabilir.
Irak'ın İran'a enerji bağımlılığı ABD'yi rahatsız etmekte ancak alternatif bir kaynağın bulunamaması da önemli bir engel oluşturmaktadır.
BAE, Bahreyn, S. Arabistan, Umman, Katar ve Kuveyt fosil enerji zengini olarak biliniyor ancak bu ülkeler kısa vadede çok önemli sorunlarla yüzleşmek zorunda.
Rusya, giderek dışlanan İran’la değil de İran’ın bölgedeki ve petrol piyasalarındaki rakibi olan Suudi Arabistan’la ortak hareket etmeyi ulusal çıkarlarına daha uygun görmektedir.
Saldırı yerinin İran Devrim Muhafızları'na ait donanma üssünün bulunduğu Cask Limanı’na yakın olması ve Shinzo Abe’nin Tahran ziyaretiyle saldırının eş zamanlılığı dikkatleri İran’ın üzerine çevirdi.
Karşılıklı ekonomik çıkarların yanı sıra Gürcistan’ın perspektifinden İran, bölgede pragmatik bir ortak ve Rusya’nın jeopolitik eylemlerine karşı denge aktörü olarak görülmektedir.
ABD’nin Suriye’den çekilme kararının en çok tedirgin ettiği ülkelerden biri İran. Çünkü İran, krizi yalnızca bir dış politika konusu olarak değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor.
İran’ın Irak, Afganistan ve Suriye’de izlediği genel politikayı Yemen’de de izleyeceği öngörülmektedir. Bu politika öncelikle Yemen’in bütünlüğünün muhafazasıdır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler