Tahran yönetiminin dikkate almadığı tek değişken Trump’ın koronavirüs salgını öncesi koşullarda İran’la bir savaş başlatmak istemediği varsayımıdır.
Kuveyt merkezî yönetiminin izlemiş olduğu birleştirici politikalar sayesinde Şiileri mobilize edemeyen İran, Hizbullah gibi vekil güçler aracılığıyla ülkeye nüfuz etmeye çalışmaktadır.
İdlib’de yaşanan son gerginlik, milislerin ve vekil güçlerin cephedeki komutayı rejim güçlerine bırakarak yavaş yavaş geri çekilmeye başlamasının ne denli önemli olduğunu gösterdi.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
İran tansiyonu artırarak ABD’yi savaş gibi ortak bir riske maruz bırakmaya, korkutmaya ve geri adım attırmaya çalışmaktadır.
İran’ın, Suriye’deki jeopolitik denklemlerde köşeye sıkıştığı görülmektedir.
Son saldırılar, ABD-İran geriliminde Irak sahnesindeki gerilimin koronavirüs krizi sürecinde dahi yükselip önü alınmaz bir hâle bürünebileceğini göstermektedir.
Şimdiye kadar teyit edilen haberlere göre 18 Zeynebiyyun, 3 Fatimuyyun ve 9 Hizbullah milisi Türk Silahlı Kuvvetlerinin düzenlediği operasyon sonrasında etkisiz hâle getirildi ve 30 Hizbullah milisi de yaralandı.
Şii Dünyasında Geçtiğimiz Hafta Öne Çıkanlar
Direniş eksenini koruma niyetinde olan İran kolay geri adım atmayacak. Bu sebeple İran ve Amerika arasındaki düşük yoğunluklu çatışmanın artarak devam edeceği düşünülebilir.
Irak'taki hükümet karşıtı gösterilerden desteğini çeken Şii lider Mukteda Sadr'ın manevraları, Irak'taki siyasi süreçleri yönetme sürecinde kendi metodlarını dayatmak istediğinin göstergesi.
İran’ın bölgedeki maceracılığı Süleymani suikastıyla durdurulamayacaktır. Buna rağmen İran’ın uzun vadede bu yöndeki hırslarını yerine getirmesi de pek mümkün gözükmemektedir.