Trump yönetiminin ABD’nin İran ve 5+1 ülkeleri arasında imzalanan Nükleer Anlaşmadan tek taraflı çekildiğini ilan etmesinin ardından ilk tur yaptırımların uygulanış tarihi olarak belirlediği 6 Ağustos günü geldi çattı.
İran’ın devrimci ideolojisi ve devlet yapısı düşünüldüğünde ABD tarafından dayatılan şartların kabul edilmesinin ülkede adı konulmamış bir rejim değişikliği anlamına geleceği açık.
İran ekonomisindeki çalkantılar ülkede zaten sıcak olan iç politik tartışmaları daha da alevlendirdi. Muhafazakârlar kötü ekonomik gidişattan Ruhani hükümetini sorumlu tutmaya çalışıyor.
Aradan geçen 39 yılda ekonomik adaletin tesis edilememesi, devrimin mihver sloganı özgürlükler alanında da ciddi kısıtlamalara gidilmesi, 79 devriminin en azından ilkesel bazda çoktan bittiğinin ispatı.
Türkiye’nin Suriye’deki güvenlik endişelerine Tahran’ın yaklaşımı nasıldır?
İç politikadaki belirsizlik ve çekişmelerin gösterileri ne kadar tetiklediği şu an itibariyle tam olarak bilinemese de protestoların dikkat çeken diğer bir yönünü de dış politikaya ilişkin sloganlar oluşturuyor.
Meşhed’de başlayan ve ardından İran’ın diğer şehirlerine yayılan protesto gösterileri ülke içinde ve dışında tartışılmaya devam ediyor.
Barzani yönetiminin attığı yanlış adımdan vazgeçmemesi durumunda Türkiye’nin Irak içinde sürdürdüğü PKK karşıtı operasyonların Merkezî Yönetimin de onayıyla daha geniş bir alana yayılması sürpriz olmayacaktır.
Türkiye son yıllarda defalarca İran’ın bölgesel yayılmacılığını gündeme getirmiş, özellikle Suriye’deki büyük trajedi ve kaosta büyük rolü olduğunun altını çizmişti.
Türkiye, Rusya ile Suriye krizi üzerinden geniş boyutlu güvenlik ve savunma iş birliğine gitmeye başlarken, İran hususunda daha ihtiyatlı olsa da benzer bir süreç takip edilmektedir.
Referandum ile ilgili temel sorulardan bir tanesi bölge ülkelerinin ve büyük güçlerin karşı çıkmasına rağmen Barzani yönetiminin ısrarının arkasında yatan nedendir.