Hakkı Uygur

ABD'nin bölgeye 120 bin kişilik güç gönderme planları yaptığına ilişkin haber yalanlansa da, Trump’ın gerekirse bundan daha büyük bir güç göndermekte tereddüt etmeyeceklerini açıklaması, askeri çatışma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.

İran zamanın aleyhine işlediğini bildiği için söz konusu süreci belki de ötesini edilgen bir şekilde beklemeyecektir. Yine de ABD’yi zorlamak için atacağı adımlarda oldukça dikkatli davranması gerekmektedir.

Trump’ın İran’a yönelik stratejisinde sürekli el yükselttiği ve Tahran’ın kabul etmek istemediği her şartın yerine bir süre sonra çok daha ağırlarını öne sürdüğü görülüyor.

Kürt sorununu başta Türkiye olmak üzere “başkalarının sorunu” şeklinde lanse etmeye çalışan ve bu minvalde istikrarlı bir söylem ve strateji izleyen Tahran yönetiminin söz konusu çizgiden ayrılması beklenmemektedir.

Zarif gibi yumuşak figürlerin sahneden çekilmesiyle çatışma ihtimalinden çok da sakınmayan muhalif grupların daha hızlı bir şekilde karşılaşması ihtimal dâhilinde görünmektedir.

Ağustos ve Kasım ayında iki aşamalı olarak uygulanmaya başlayan yaptırımlar, İran ekonomisinin bel kemiğini oluşturan petrol satışlarına önemli bir darbe vurdu ve ülkenin petrol ihracatının yaklaşık yüzde 50 oranında azalmasına neden oldu.

Trump, attığı adımlara mukabil Türkiye’den öncelikle bölgede asli hedef olarak belirlediği İran konusunda daha yakın bir iş birliği bekleyecektir.

Arap Baharı olarak adlandırılan isyan dalgası Kuzey Afrika’daki bütün diktatörlükleri tek tek devirirken bu gelişmelere verilen bölgesel tepkiler farklı oldu.

Trump’ın seçim kampanyasından beri dile getirdiği İran stratejisinin temel hedefinin ne olduğu belirsizliğini koruyor.

İran’ın siyasi bir çözümden ümidini kesmesi ABD-İran gerginliğinin son 40 yılın en üst seviyesine çıkmasına neden olur ki bu durum bütün bölge gibi Türkiye açısından da ciddi sonuçlara yol açacaktır.

Son üç ayda yoğunlaşan, Komele, PJAK ve İKDP tarafından İran içinde düzenlenen silahlı saldırılar, aslında İran ve Kürtler arasında yeni bir dönemin başladığını gösteriyor.

İran açısından Trump’ın taleplerinin özünü oluşturan füze teknolojisi ve milis güçlerinden vazgeçmesi savunma mekanizmasının da çökmesi anlamına gelecektir.