Görüş

Irak'ta hükûmet kurma çalışmaları, tıpkı eskiden olduğu gibi mezhepsel hatlar ve Washington ile Tahran arasındaki güç mücadelesi üzerinden cereyan ediyor.

İran'ın Huzistan eyaletine bağlı Ahvaz kentinde askeri geçit töreni sırasında düzenlenen terör saldırısı, yerel ve uluslararası ölçekte önemli sonuçlara yol açabilir.

Amerika’nın İran’a yönelik yeniden yürürlüğe koyduğu yaptırımlar, Esed rejimine koşulsuz destek vermeyi ilke hâline getiren İran dış politikasını şüphesiz sekteye uğratacaktır.

Son üç ayda yoğunlaşan, Komele, PJAK ve İKDP tarafından İran içinde düzenlenen silahlı saldırılar, aslında İran ve Kürtler arasında yeni bir dönemin başladığını gösteriyor.

İran'ın başkenti Tahran, 7 Eylül'de, “Astana Barış Süreci” çerçevesinde İran, Rusya ve Türkiye liderleri arasındaki gerçekleşen zirvelerin üçüncüsüne ev sahipliği yaptı.

Tahran’ın Uluslararası Adalet Divanı nezdinde dava açmasındaki en önemli hedeflerinden biri dünyaya ABD’yi, uluslararası anlaşmalara bağlı kalmayan ve uluslararası hukuk kurallarını ihlal eden “agresif taraf” olarak göstermek istemesidir.

Tahran deklarasyonuyla İdlib operasyonu ertelenmiştir. Bu durum Türkiye açısından önemli bir diplomatik başarı olarak görülürken Rusya, zirveden beklediğini mutlak bir şekilde alamayarak geri adım atmak durumunda kalmıştır.

Trump’ın Çin’e karşı Rusya’yı kendine müttefik edinme politikasının başarıya ulaşması düşük bir ihtimaldir. Rusya’nın izleyeceği en uygun strateji, ABD-Çin rekabetinin kızışmasını bekleyerek kendine duyulan ihtiyacı arttırmak olacaktır.

Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilerek İran'a yeniden tek taraflı ekonomik yaptırımlar uyguladığı bir ortamda Hindistan'ın, İran konusundaki inişli çıkışlı yaklaşımına ilişkin bir muhalefet gösterilmesi öngörülmemektedir.

Trump Mayıs 2018'de ABD'yi anlaşmadan çekince Ruhani'nin etrafındaki çember daha da daraldı ve çok geçmeden kabinesi hedef tahtasına oturtuldu.

Ekonomik sorunların aşılamaz hâle geldiği bir dönemde yönetimin reformist ve muhafazakâr elitler arasında bir siyasi çekişmeye sahne olması İran halkını, ülke dışında yaşanan olaylardan daha fazla etkileyecektir.

Hazar’da 27 yıl sonra varılan anlaşmanın bölgeye yeni bir enerji güvenlik vizyonu ve komşuluk ilişkisi getireceğini söylemek abartılı bir yorum olmayacaktır.