Uzun yıllar boyunca “Şii Hilali” stratejisi ile hareket eden İran, bugün gelinen noktada kendi açısından risk ve tehdit hilali ile karşı karşıya kalmıştır.
İran’daki düşünce kuruluşlarında çıkan yazılarda, Azerbaycan’ın İsrail ile askerî ve ekonomik ilişkilerini geliştirmesi “İran’a karşı düşmanca bir tavır” olarak görülmektedir.
Uzun zamandır bölgesel rakipler olan İran ve Suudi Arabistan, Irak’ın ara buluculuğunda bir uzlaşı aracı olarak diyalog yoluyla sorunları çözmeye ve bölgesel gerilimi azaltmaya çalışıyor.
İran-Azerbaycan sınırında ortaya çıkan gerilimin arka planında eğer İran’ın İsrail’le ilgili kaygıları yer alıyorsa bu endişeleri gidermenin yolu, diplomasi ve bölgesel iş birliğidir.
İran’da düşünce ve araştırma kuruluşlarında çıkan yazılar, Taliban liderliğindeki bir hükûmetin orta ve uzun vadede İran’ın ulusal çıkarları için tehdit olacağı yönündedir.
Aralarındaki uzaklığa rağmen Irak, Afganistan’daki son gelişmelerden etkilenecektir.
Körfez ve İran arasındaki üç ada anlaşmazlığı güncelliğini korurken İran’ın nükleer dosyası, bölgedeki Arap ülkeleri için endişe kaynağı olmayı sürdürmektedir.
İran’ın söz konusu taktiksel değişimi nihai olarak Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki terörle mücadele harekâtlarına yönelik karşıt tutumun sonuçsuz kalması dolayısıyla gelişmektedir.
Ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde önemli sorunlarla karşı karşıya olan Cumhurbaşkanı Reisi, kabinesine şahin kanada mensup isimleri dâhil ederek süregelen krizleri aşmayı hedefliyor.
Hekimi; Şeriati ve Mutahhari gibi İslam Devrimi’ne düşünsel zemin hazırlayan kesimin son mensuplarındandı ve İran düşünce dünyasında özgül konuma sahip önemli bir isimdi.
Irak’ın, Afganistan benzeri bir rotaya evrilmesi, ABD’nin Çin’e karşı yürüteceği stratejik yarışta çıkarına olmayacaktır.
Afganistan’daki istikrarsızlık, İran ve Türkiye arasındaki düzensiz Afgan göçü nedeniyle yeni sorun alanlarını beraberinde getirme potansiyeline sahiptir.