Katılımın düşük kalmasının sonucu olarak kahir ekseriyeti muhafazakâr milletvekillilerinden oluşan yeni Meclisin önünde önemli meydan okumalar bulunmaktadır.
ABD'nin Venezuela’ya doğru ilerleyen İran bandıralı petrol tankerlerine müdahale etmemesinin en önemli nedenlerinden biri olası bir krizin İran lehine sonuçlanacağı düşüncesidir.
Ulus devlete ve ulus ötesi siyasi hedeflere yapılan vurgular uzun vadede Mustafa Kazımi ve İran destekli milislerinin çatışan hedeflerini temsil ediyor.
Hizbullah-İran ilişkileri her ne kadar salt “raison d’État (Ulusal Çıkar)” temelli bir ilişki olsa da “Direniş Ekseni” kavramıyla, üstün bir amaca hizmet eden “kutsal ittifakın” bir parçası gibi manevi değerler ve söylemler üzerinden tanımlanmaktadır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Kiyan Halkası müesses nizamın benimsediği siyasi ve dinî akımdan uzaklaşarak Devrim’in ikinci on yılında entelektüel bir dönüşümle liberal eğilimlerin etkisi altında hareket etmiştir.
İran basınında yer alan Türkiye’ye ilişkin söylemlerdeki değişimin ne kadar sistematik ve kalıcı ya da ne kadar devlet içi faktörlerden kaynaklı geçici bir durum olduğu henüz bilinmiyor.
2004 ve 2020 Meclis Seçimleri radikallerin dönüşünü sağlamakla birlikte siyasal sistemin meşruiyetinin sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir.
Direniş Cephesi kendisini Devrim ve Devrim Rehberi’nin en sadık takipçisi olarak görmektedir.
Demokratik seçimlerin fazla bir anlam taşımadığı Afganistan yönetiminde, etnik grupların nüfustaki oranı ile topluluk liderlerinin kurduğu ilişkilerle elde ettiği güç seviyesi belirleyici oluyor.
İran makamları koranavirüs salgını nedeniyle ABD’de ölü sayısının seksen bini aşması üzerine Amerikan hapishanelerinde bulunan İran vatandaşı tutukluların yaşamlarının tehdit altında olduğunu savundu.
Hatemi’nin sözlerinin fazla yankı bulmaması ve sosyal medyada İranlıların tepkilerine maruz kalması; ülke içindeki makul seslerin giderek etkisini kaybetmeye başlaması olarak yorumlanabilir.