İran’ın büyüklüğü, nüfusu, Şiilik formülasyonu ve Arap devletlerindeki eylemleri tarihsel olarak BAE’nin stratejik düşüncesini etkilemiştir.
BAE-İsrail yakınlaşması İran açısından güvenlik, askerî ve ekonomik yönden potansiyel tehdit unsurları barındırmaktadır.
25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın imzalandığı iddialarının ardından Körfez’de gözler Çin-İran iş birliğine çevrilse de Körfez Arap ülkeleri, Çin’in Orta Doğu’daki ekonomi politikalarının ayrılmaz parçası olmaya devam etmektedir.
İran geçtiğimiz yıllarda donanma kabiliyetlerini artırmak amacıyla daha modern sürat tekneleri geliştirmeye çalışmıştır.
Tahran bir yandan zayıf noktası olan Körfez’deki hava savunma altyapısını geliştirirken diğer yandan da taarruz kabiliyetini artırmak amacıyla bir askerî teknoloji hamlesi yürütüyor.
Körfez, stratejik konumu nedeniyle gerek Şah rejimi gerekse de mevcut yönetim tarafından özel bir hassasiyete sahip olagelmiştir.
İran’ın Hong Kong bayraklı tankere geçici olarak el koyması ve ABD savaş gemilerine yönelik tacizi, İran-ABD geriliminin Körfez'de yeniden yükseleceğine işaret ediyor.
OPEC+ ülkelerinin petrol üretim kesintisi ile ilgili uzlaşamamaları özelde Basra Körfezi’nde genelde Orta Doğu’da ekonomik, siyasi ve jeopolitik sonuçlar doğuracaktır.
Üçlü tatbikat, içeride rejim karşıtı kitlesel hareketler ve dışarıda ABD'nin İran'a uyguladığı maksimum baskı politikası karşısında sarsılan Velayet-i Fakih rejimine bir can simidi sunabilir.
Körfez için Ortak Güvenlik Konsepti, bölgedeki güç dengesinde ciddi değişikliklere yol açacak öneriler sunarken, Rusya’nın bu yönde atacağı adımlarla ilgili hiç söz etmemektedir.
İran zamanın aleyhine işlediğini bildiği için söz konusu süreci belki de ötesini edilgen bir şekilde beklemeyecektir. Yine de ABD’yi zorlamak için atacağı adımlarda oldukça dikkatli davranması gerekmektedir.