Körfez’deki dengeler açısından İran-Suudi Arabistan ilişkileri büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Suudi Arabistan ve BAE arasında çıkan kriz, Reisi için bir fırsat niteliğindedir.
Su kaynaklarının hızla tükenmesi, İran’da su sorununu bir güvenlik meselesine dönüştürmeye başlamıştır.
Yemen, önemli bir geçiş noktasındadır ve Orta Doğu’da sürdürülebilir bir güç dengesi tesis edilmeden ABD’nin bölgeyi terk etmesi, stratejik anlamda İran ve Çin’i güçlendirebilir.
Orta Doğu’da hızla artan çevre sorunları, İran’ın sektörel politika ve faaliyetleri ve çevreye karşı gereken hassasiyeti yeterince göstermemesi ile giderek derinleşmektedir.
ABD yaptırımları ve Nükleer Anlaşma çıkmazı, İran’ı Çin’e yaklaştırırken son yıllarda Çin lehine değişen küresel ekonomik rekabet de Çin’i İran’a yöneltmiştir.
İran-İsrail arasında devam eden gerilimin sivil alanlara kayması; seçim odaklı siyasi kazançlar, misilleme, çift kullanımlı bileşenler ya da parçalar üzerine şekillenen motivasyonlar üzerinden anlaşılabilir.
Joe Biden’ın yönetimi devralmasıyla birlikte ABD’nin Nükleer Anlaşma’ya dönebileceği sinyalleri Çin’i, İran ile olan ilişkilerini artırma yönünde teşvik etmiş görünüyor.
İran’ın Çabahar Limanına yönelik planları da dikkate alındığında önümüzdeki süreçte Sistan ve Beluçistan’daki gelişmelerin daha önemli boyutlar kazanacağı söylenebilir.
Irak’taki ABD askerlerinin artırılmasının tartışıldığı dönemde, İran ve Suudi Arabistan rekabeti Irak sahasında devam edecektir.
İslam Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği en tecrübeli diplomatlardan olan Zarif’in, neden asgari nezaket kurallarını ve diplomatik teamülleri hiçe sayarak İran’ın en önemli komşusunun liderini hedef aldığı hâlâ muamma.
Haf-Herat demir yolu bağlantısıyla birlikte İran-Afganistan ticari ilişkilerinin artması beklenmektedir.
Yeni Kuveyt yönetiminin bölgesel gelişmelere yönelik takip edeceği dış politika, önümüzdeki dönemde İran-Kuveyt ilişkilerinin seyrini belirleyecektir.