Türkiye’nin, bölgedeki aktörlerle olan ilişkilerinde meydana gelen olumlu değişiklikler; Tahran’ı, bölge politikalarını gözden geçirmeye zorlayan etkenler arasında görülmektedir.
Astana Görüşmelerinin sonuç bildirgesinde; Fırat’ın doğusunda bulunan terör örgütlerinin varlığından ve eylemlerinden endişe duyulduğunun açıkça belirtilmesi, Türkiye’nin etkin diplomasisini göstermektedir.
Yaklaşık 60 ülke temsilcisinin katılımıyla gerçekleşen toplantı, Afganistan’ın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizi aşmak için önemli bir adımdır.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile İran arasındaki iş birliği, İran nükleer krizinin çözümünde önemli bir adım olarak görülebilir.
Tarafların, taleplerini gerçekçi seviyeye çekmemeleri; müzakereleri ve dolayısıyla KOEP’i bütünüyle çöküş noktasına taşıyabilir.
Bölgedeki ulaşım koridorlarının açılması, Türkiye ve Azerbaycan arasında doğrudan ulaşımın sağlanması anlamına gelirken bölgesel dengelerin değişeceği yönünde endişeleri bulunan İran’ı rahatsız etmektedir.
ABD ve İran, gerilimlerin azaltılmasına karşılıklı olarak ihtiyaç duyuyor. Viyana’da gerçekleşecek olan önümüzdeki KOEP müzakerelerine tedbirli bir iyimserlikle yaklaşılabilir.
Ilısu Barajı ve HES’in tamamlanması, İran basınında kendine oldukça geniş bir yer bulmuş ve ciddi ithamlar üzerinden bir kamuoyu yaratılmaya çalışılmıştır.
Seçimler sonrası Irak’ta artan gerilim, Kazımi’ye suikast girişimiyle yeni bir seviyeye taşındı.
Menendez’in, KOEP karşıtı bir tavır sergilerken Dağlık Karabağ konusunda Türkiye ve Azerbaycan karşıtı bir tutumla İran’daki Fars milliyetçileri ile paralellik göstermesi dikkat çekicidir.
İran’ın itirazına rağmen diğer katılımcı ülkelerin koordinasyonuyla ortak bildirinin yayımlanması, Moskova’nın Afganistan konusundaki iradesini, Tahran’a dayatmak istediğini göstermektedir.
Bakıri’nin Rusya ziyaretinin, iki ülke arasında artan ciddi sorunların konjonktür gereği dışa yansıtılmaması amacı taşıdığı belirtilmelidir.