İran’ın Suriye’deki güçlü alan hâkimiyeti Moskova’nın Batı ve Körfez merkezli yatırımları çekmek için Suriye’de oluşturmaya çalıştığı istikrar ortamını tehdit etmektedir.
Ulus devlete ve ulus ötesi siyasi hedeflere yapılan vurgular uzun vadede Mustafa Kazımi ve İran destekli milislerinin çatışan hedeflerini temsil ediyor.
İran’ın Esed ısrarı, Suriye’deki konumunu kaybetme ve Hizbullah ile olan irtibat hattının kesilme korkusundan kaynaklanıyor. İran Esed’in gitmesiyle bölgesel etkisinin zayıflayacağından endişe ediyor.
Demokratik seçimlerin fazla bir anlam taşımadığı Afganistan yönetiminde, etnik grupların nüfustaki oranı ile topluluk liderlerinin kurduğu ilişkilerle elde ettiği güç seviyesi belirleyici oluyor.
Doğu Akdeniz’e ulaşmak ve bu alan üzerinde kontrol sağlamak İran’ın jeopolitik hedefleri arasındadır.
İsrail'in benimsediği Suriye stratejisi çerçevesinde, daha önce sınır bölgeleriyle kısıtlı olan hava saldırılarını Suriye ve Lübnan'da İran destekli gruplara ait hedeflerin tamamını içerecek şekilde genişlettiği görülüyor.
ABD ve İran'ın birbiriyle çatışan beklentileri ve İran yanlısı milis grupların Kazımi’ye güvenmedikleri gerçeği ilerleyen süreçte Kazımi’nin önünde ciddi engeller olarak duruyor.
ABD’nin İran’a 2015 yılından beri uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını önlemeye ilişkin çabasında kararlı olduğu görülüyor.
Türbe Milislerinin bugüne kadar almış olduğu askerî-siyasi konumlanmanın ve ayrılış sürecinin Ayetullah Ali Sistani’nin vizyonunu yansıtmış olduğu görülmektedir.
İran gerilimi artırmaktan yana olan tarafmış gibi gözükse de Tahran’ın asıl amacı mevcut statükoyu önümüzdeki ABD seçimlerine kadar muhafaza etmektir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler