İran’da gösteriler devam ederken bölgesel anlamda yükselen gerilimler ve bilhassa son yaşanan Albay Davud Caferi suikastı, gölge savaşlarının yeniden başladığına işaret etmektedir.
Kazakistan, geliştirdiği ikili ilişkilerin yanında Azerbaycan ve Türkiye ile TDT kapsamında; İran’la ise ŞİÖ ve hatta AEB kapsamında ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmektedir.
İran'ın, Ukrayna krizi sırasında Rusya ile Güney Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerin genişlemesinde “köprü” rolü oynadığı söylenebilir.
Eski petrol kuyularını canlandırma planı başarılı olduğu takdirde, birkaç yıl sürebilen bu onarım faaliyetleri, ülkenin ham petrol üretimine en iyi ihtimalle %15 katkı sağlayabilir.
Devrim’in ardından önemli kurumlarda görev alan ancak daha sonra muhalif bir portreye dönüşen Humeyni’nin öğrencisi ve Hamenei’nin eniştesi Şeyh Ali Tahrani vefat etti.
Tahran yönetiminin; refah, siyasal katılım ve ekonomik şeffaflık alanında gösterdiği başarısız performans, halkın devlete karşı küskünlüğüne neden olmuş ve devlet ile millet arasındaki mesafeyi artırmıştır.
İsrail-Lübnan Deniz Sınırı Anlaşması, bölge ülkelerinin atılgan enerji politikalarının yeni aşamasını başlatan bir trigger olmuştur.
Geçmişte İran-Avrupa arasında Rüşdi meselesi ve Mikonos suikastı kriz yaratmışsa da Avrupa, tercihini diplomasiden yana kullanmıştır. Bugün de Nükleer Anlaşma’yı kurtarmak amacıyla benzer bir eğilimdedir.
Hâlihazırda büyük bir ekonomik durgunlukla mücadele eden İran, Şam rejimine 11 yıldır sağladığı desteğin karşılığını, Suriye kaynakları kullanılarak telafi edilmesini istiyor.
Mevcut krizin, teokratik cumhuriyetin gelecekteki yol haritası üzerinde önemli ve uzun vadeli bir etki bırakması bekleniyor.
Türkmen gazının Kafkasya üzerinden Avrupa'ya ihracı konusunda, Rusya ve İran'ın karşıtlığına Çin de katılırsa bu enerji rotasının aktif hale gelmesi daha da zora girebilir.
Devletin mali yükünü azaltması beklenen özelleştirmenin, İran’da bir trajediye dönüştüğü söylenebilir.