İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
İç ve dış güvenliğin birbirlerinden ayrı değil aynı bütünün iki temel parçası olarak değerlendirildiği ülkede, her iki alandaki güvenlik politikalarının nihai amacı rejimin bekasını sağlamaktır.
Muhafazakârların Ruhani’yi ve dolayısıyla ılımlı-reformist ittifakı iktidardan uzaklaştırmaya çalıştıkları, Cumhurbaşkanının sınırlı dahi olsa elinde bulunan yetkileri çeşitli girişimlerle devralmaya uğraştıkları anlaşılmıştır.
İran’a uygulanacak yaptırımların birinci evresinin yürürlüğe girmesiyle İran’da faaliyet gösteren yabancı yatırımcıların neredeyse hepsi ülkedeki yatırımlarını durdurmuş ya da feshetmiştir.
Birkaç istisna dışında üçüncü devletlerin çoğu Trump’tan İran konusunda Kuzey Kore’ye gösterdiğine benzer bir manevra beklemektedir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Trump’ın seçim kampanyasından beri dile getirdiği İran stratejisinin temel hedefinin ne olduğu belirsizliğini koruyor.
İran; Suriye’deki varlığını koruyabilmek için ya Rusya’dan ekonomik destek almaya çalışacak ya da petrolünü Rusya üzerinden ihraç ederek elde edeceği gelirle Suriye savaşını finanse etmenin yollarını arayacaktır.
AB, İran'ın uluslararası pazarda başta petrol ve petrol ürünlerinin satışı gelmek üzere ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için özel amaçlı bir mekanizmanın ihdas edileceğini duyurdu.
Güvenlik güçleri ve silahlı kuvvetlerin mevcut rejimin yanında durmaması için çaba sarf ettiklerini ifade eden Pehlevi, mevcut aşamada muhalif gruplar arasında “koordinasyonu sağlama” görevini üstlenmek istediğini açıkladı.
Bugün itibarıyla devreye giren yaptırımlar ilk faza göre İran ekonomisi bakımından çok daha önemli. İkinci fazda, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji ile ilgili tüm ürünlerin ticareti, yaptırım kapsamına alınıyor.
Tarihe “Elçilik Krizi” olarak geçen olay, geride kalan yaklaşık kırk yıl boyunca İran’ın da ABD’nin de peşini bırakmadı. Bir başka ifadeyle, iki ülke ilişkileri o günden bugüne “tarihe esir” oldu.