İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Trump’ın aceleci tavrı, Afganistan meselesine çözüm bulmaktan ziyade ABD’yi sorunun tarafı olmaktan çıkarmak veya sorunun ABD’ye yüklediği maliyeti düşürmekle ilgilidir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
İranlı yetkililerin ABD’nin fiili bir askeri saldırıya girişmeyeceği yönünde özgüvenlerinin olduğu görülüyor. Ne var ki, fiili savaş olsun ya da olmasın ülkenin siyasal alandaki daralması sürecek.
ABD’nin İran’a yönelik baskıcı politikaları İran’ın dünyayla olan ilişkilerini olduğu gibi uluslararası aktörlerin de İran’la olan ilişkilerinde belirleyici bir rol oynamıştır.
Kürt sorununu başta Türkiye olmak üzere “başkalarının sorunu” şeklinde lanse etmeye çalışan ve bu minvalde istikrarlı bir söylem ve strateji izleyen Tahran yönetiminin söz konusu çizgiden ayrılması beklenmemektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin 23 Ocak Çarşamba günü Moskova’da bir araya geldi. Görüşmenin ana gündem maddesi Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak tampon bölge olmakla beraber iki lider farklı konuları da ele aldı.
Eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı ve Düzenin Yararını Teşhis Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’nin 28 Aralık’ta İran-Irak Savaşında gerçekleşen bir operasyonla ilgili yaptığı açıklamalar, İran’da sert tepkilere neden oldu.
Soçi mutabakatı, Türkiye ve Rusya’nın İran olmadan daha iyi iş birliği yapabildiğini ispatlamıştır. Bu gerçeği kavrayan İran’ın mutabakatı sabote etmek için girişimlerde bulunması zayıf bir ihtimal değildir.
Trump yönetimi daha önce açıkladığı silah zoruyla siyasi anlaşmaya zorlama şeklindeki stratejisinde, önemli bir değişiklik yaparak Taliban’la doğrudan görüşme kararı aldı.
Tahran’ın Uluslararası Adalet Divanı nezdinde dava açmasındaki en önemli hedeflerinden biri dünyaya ABD’yi, uluslararası anlaşmalara bağlı kalmayan ve uluslararası hukuk kurallarını ihlal eden “agresif taraf” olarak göstermek istemesidir.
Zirve öncesinde İran basını çoğunlukla üç liderin Suriye’de barışı sağlamak için toplandığı yönünde olumlu haberleri ön plana çıkarmış ve bu yapıcı tavır zirve sonrasında da devam etmiştir.