Lübnan’da istikrardan yana olan Rusya, ülkede tırmanan krizin Lübnan’daki siyasi aktörler tarafından çözülmesini istiyor.
Lübnan önümüzdeki süreçte huzur ve istikrara kavuşamayacaktır. Bu durum Suriye'deki gelişmeleri de etkileyecektir.
4 Ağustos’ta yaşanan patlamanın, ülkenin son 20 yıldır tartışmasız baskın gücü olan Hizbullah’a yönelik tepkileri artıracağı kesindir.
Hizbullah-İran ilişkileri her ne kadar salt “raison d’État (Ulusal Çıkar)” temelli bir ilişki olsa da “Direniş Ekseni” kavramıyla, üstün bir amaca hizmet eden “kutsal ittifakın” bir parçası gibi manevi değerler ve söylemler üzerinden tanımlanmaktadır.
Hizbullah son yıllar içinde art arda gelen en büyük askerî, ekonomik ve siyasi krizler ile yüzleşmek zorunda kaldı.
İdlib’de yaşanan hareketli günlerin ortasında Laricani’nin Suriye’yi desteklemeye devam edeceğini ifade etmesini Türkiye’nin İdlib’de bulunmasına yönelik bir mesaj olarak okumak yanlış olmayacaktır.
Irak’ta, İran karşıtı sloganların öne çıktığı gösterilere Şii kesimlerin öncülük etmesi Ortadoğu’da yıllardır tedavüle sokulmaya çalışılan “mezhep çatışması” kavramının içi boş bir retorik olduğunu ortaya koyuyor.
Irak ve Lübnan’daki gösteriler ABD, İsrail ve Suudi Arabistan ile İran arasında yaşanan bölgesel çatışmanın ekonomi ile sınırlı olmadığını göstermiştir.
Protestoların sebebi olan yolsuzluk, kayırmacılık, ekonomik darboğaz, işsizlik ve dış müdahale gibi sorunlar temelde iki ülkenin de siyasal sisteminin yapısal karakteristiğinden kaynaklanmaktadır.