Trump yönetimi, Orta Doğu için orta ve uzun vadeli bir strateji belirleyene kadar ABD’nin Kürtlere yönelik kısa ve orta vadede farklı bir politika içerisine girmeyeceği beklenebilir.
İran, Türkiye Suriye ilişkilerinin Adana Antlaşması çerçevesinde sabit kalması gerektiğini savunmaktadır.
İran’ın savunma stratejisini belirleyen tepedeki iki isim geçtiğimiz günlerde Tahran’ın sınır ötesi etkinliğine dikkat çekerek stratejik derinliğin genişletilmesi gerektiği vurgusunda bulundular.
Osmanlı Meşrutiyeti’nden (1876) beri Türkiye’deki siyasi, kültürel ve sosyal gelişmeleri takip eden İranlı aydınlar günümüzde de Türk Edebiyatını ve dolayısıyla Türkiye’deki kültürel hayatı yakından takip etmektedir.
Rejimin son yıllarda giderek artan bir şekilde sorgulanması, siyasi otoritenin başta Devrim Rehberi’nin Kutsal Savunma Sinemasını yeniden canlandırılmasını istemesine neden olmuştur.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Müesses nizam, güvenlik kaygıları nedeniyle içeriden yükselen her türlü itirazı sert bir şekilde bastırarak halka gözdağı vermeye çalışmaktadır.
Tahran’ın ABD’ye karşı yürüttüğü kontrollü gerginlik taktiği, ABD Başkanı Trump’ın İran konusunda şahin Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un görevden alınmasının da gösterdiği gibi şimdilik işe yarıyor.
İran’ın Bolton’ın istifa sonrası süreç için net tavrı ancak müesses nizamı temsil eden kurumlardan gelecek açıklamalardan sonra anlaşılacaktır.
Trump’ın aceleci tavrı, Afganistan meselesine çözüm bulmaktan ziyade ABD’yi sorunun tarafı olmaktan çıkarmak veya sorunun ABD’ye yüklediği maliyeti düşürmekle ilgilidir.
Anayasayı Koruyucular Konseyinin iki fakih üyesi Laricani ve Yezdi arasındaki tartışma, güç mücadelesinin artık daha fazla gizlenemeyeceğini gösterdi.
Zamanın aleyhine işlediğini bilen Tahran yönetimi, ABD’nin ekonomik ve politik baskılarına karşı nükleer faaliyetlerini artırarak ve bölgede Amerikan müttefiklerine karşı pratik adımlar atarak cevap verecek gibi görünüyor.