ABD yaptırımları ve Nükleer Anlaşma çıkmazı, İran’ı Çin’e yaklaştırırken son yıllarda Çin lehine değişen küresel ekonomik rekabet de Çin’i İran’a yöneltmiştir.
İran-İsrail arasında devam eden gerilimin sivil alanlara kayması; seçim odaklı siyasi kazançlar, misilleme, çift kullanımlı bileşenler ya da parçalar üzerine şekillenen motivasyonlar üzerinden anlaşılabilir.
Joe Biden’ın yönetimi devralmasıyla birlikte ABD’nin Nükleer Anlaşma’ya dönebileceği sinyalleri Çin’i, İran ile olan ilişkilerini artırma yönünde teşvik etmiş görünüyor.
Hamenei, Nevruz Bayramı münasebetiyle yaptığı konuşmada, halkın iradesine verilen önemi vurgularken aynı zamanda bir devlet başkanı figürü de ortaya koydu.
Lübnan’da istikrardan yana olan Rusya, ülkede tırmanan krizin Lübnan’daki siyasi aktörler tarafından çözülmesini istiyor.
ABD, Afganistan sorununu bölgesel ve uluslararası aktörlerden oluşan Birleşmiş Milletler destekli bir platforma havale etmek istiyor.
Ayetullah Humeyni’nin Şiilik yorumu ve İslamcı ideolojisi, başlangıçta Kosovalıların dikkatini çekmiş olsa da bugünlerde Kosova’da gözle görünür bir Şia etkisi bulunmamaktadır.
Koronavirüs salgınının yayılmasının ardından Papa’nın ilk yurt dışı gezisi sayılan Irak ziyareti, Iraklılar ve Irak’ın birçok komşusu tarafından olumlu karşılanırken İran bu gelişmeyi olumsuz karşıladı.
Rusya, Orta Doğu’daki sorunların çözümü için İran’dan ziyade Arap ülkeleriyle yakınlaşmak istiyor.
Avrupa’nın Nükleer Anlaşma’ya yönelik verdiği mesaj, İran aleyhine değişmiş gibi görünmektedir.
Deli adam teorisine göre çılgınca davranarak tehditkâr olmak, ülke liderleri için karşı tarafla diplomatik pazarlık gücünü artırarak birtakım kazançlar sağlayabilir.
İran gibi drone, füze ve insansız sistemlerle düzenlediği saldırılarla ön plana çıkan büyük bir kapasite, Körfez’in en küçük ülkelerinden biri olan BAE’yi bu endişesini giderecek çözüm arayışlarına sevk etmekte.