Yaptırımların bu denli zorladığı İran’da, diğer ekonomik göstergelerde olduğu gibi döviz rezervlerinde de hissedilir bir kötüye gidiş olduğu tahmin ediliyor.
Savaş harcamalarının yanında salgının etkilerini gidermek için harcamalar yapan Suudi Arabistan’ın planlanmamış ekonomik kayıpları, ateşkes isteğine giden yolda bulunan kaldırım taşları olarak okunabilir.
İran Nükleer Anlaşması’nın geleceği hakkında Viyana’da başlayan diplomasi trafiğine en büyük muhalefeti, 2022 ABD Senato Ara Seçimlerini kaybetmek istemeyen Demokratlar ve Cumhuriyetçiler gösterecektir.
Her ne kadar Musaddık hükûmetine karşı yapılan 1953 Darbesi önemli olsa da yakın tarihli bu Darbe, İran tarihinin ilk darbesi değildir.
Çin’in hızlı bir şekilde İran’la imzaladığı Kapsamlı İş Birliği Anlaşması, Büyük Güç Rekabeti’nin Orta Doğu’daki en belirgin sonuçlarından birisi olarak kabul edilebilir.
İran ve Çin 27 Mart 2021’de, iki ülke arasında siyasi, askerî, ekonomik ve kültürel birçok alanda iş birliği yapacağı 25 yıllık anlaşmaya İran’ın başkenti Tahran’da imza attı.
ABD yaptırımları ve Nükleer Anlaşma çıkmazı, İran’ı Çin’e yaklaştırırken son yıllarda Çin lehine değişen küresel ekonomik rekabet de Çin’i İran’a yöneltmiştir.
Joe Biden’ın yönetimi devralmasıyla birlikte ABD’nin Nükleer Anlaşma’ya dönebileceği sinyalleri Çin’i, İran ile olan ilişkilerini artırma yönünde teşvik etmiş görünüyor.
Rusya, Orta Doğu’daki sorunların çözümü için İran’dan ziyade Arap ülkeleriyle yakınlaşmak istiyor.
Irak’taki ABD askerlerinin artırılmasının tartışıldığı dönemde, İran ve Suudi Arabistan rekabeti Irak sahasında devam edecektir.
2021 yılında İran’ın fosil enerji ihracatında artış yönlü gelişmeler olsa da tahminler, bu artışın sınırlı ve temkinli bir seyir izleyeceği yönünde.
Hamenei, Putin’e gönderdiği mektupta Rusya’ya, özel stratejik ilişki kurma önerisinde bulundu.