Güvenlik güçleri ve silahlı kuvvetlerin mevcut rejimin yanında durmaması için çaba sarf ettiklerini ifade eden Pehlevi, mevcut aşamada muhalif gruplar arasında “koordinasyonu sağlama” görevini üstlenmek istediğini açıkladı.
Bugün itibarıyla devreye giren yaptırımlar ilk faza göre İran ekonomisi bakımından çok daha önemli. İkinci fazda, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji ile ilgili tüm ürünlerin ticareti, yaptırım kapsamına alınıyor.
Tarihe “Elçilik Krizi” olarak geçen olay, geride kalan yaklaşık kırk yıl boyunca İran’ın da ABD’nin de peşini bırakmadı. Bir başka ifadeyle, iki ülke ilişkileri o günden bugüne “tarihe esir” oldu.
Yaptırımların yürürlüğe gireceği tarihin yaklaşması, İran’da yüksek bütçeli yatırım yapan Avrupalı şirketlerin birbiri ardına faaliyetlerini durdurma kararlarını piyasalara duyurmasıyla sonuçlandı.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
ABD’nin İran’ın bölgedeki müttefiklerinden Hizbullah’a odaklanmasının nedeni, örgütün Tahran’ın mali yardımlarının dışında Lübnan içinde ve dışında finansal açıdan kritik bağlantılara sahip olmasıdır.
İran’ın siyasi bir çözümden ümidini kesmesi ABD-İran gerginliğinin son 40 yılın en üst seviyesine çıkmasına neden olur ki bu durum bütün bölge gibi Türkiye açısından da ciddi sonuçlara yol açacaktır.
Birkaç bakanın değişmesiyle ülkedeki yapısal sorunların çözülemeyeceğinin farkında olan Cumhurbaşkanı Ruhani’nin seçimlerinin yaptırımların ikinci paketinin devreye gireceği 4 Kasım öncesi kabineyi daha uyumlu hâle getirerek son hazırlıkları tamamlamaya m
İstanbul’da yapılan görüşmeler, Astana sürecinin taraflarından olan ve her vesileyle Cenevre sürecinin önemine işaret eden Türkiye’nin, Suriye krizinin siyasi yollarla çözümüne gösterdiği önemi tekrar gözler önüne sermiştir.
Kaşıkçı cinayeti, İran gündemini uzun süreli meşgul etmeyecektir. Bunun yerine İran, Suudi Arabistan gibi sorunlar yaşadığı ülkelerle hatta bizatihi ABD ile gerilimi düşürmenin yollarını arayacaktır.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Mevcut durumda ülke yönetiminde ‘cesur ve girişken’ yöneticilere ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Cihangiri, bu vasıfları haiz olmayan kişileri görevden alamadığı gibi kendi sekreterini değiştirme yetkisinin dahi olmamasından yakınmıştır.