İRAM 12. Makale Sunumu Etkinliği Gerçekleştirildi

İRAM 12. Makale Sunumu Etkinliği Gerçekleştirildi

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) İstanbul tarafından yapılan makale sunumlarının on ikincisinde, Doç. Dr. Şahin Ahmetoğlu tarafından kaleme alınan “Modern Dönem Şiîlik Eleştirileri Bağlamında Ahmed Kesrevî’nin Görüşleri ve Pâkdinîyân Hareketi” adlı makalenin sunumu yapıldı. Sunum İRAM YouTube kanalından canlı olarak izleyiciyle buluştu.

Ahmetoğlu, sunumunun başında Ahmed Kesrevî’nin doğumu, eğitimi ve yetiştiği ortama dair bilgiler verdi. Kesrevî’nin ulema ailesinden geldiğini ve medresede geleneksel bir eğitim aldığını söyledi. Bir süre sonra, Kesrevî’nin bu medrese çevrelerinden uzaklaştığını ve Tebriz’de faaliyet gösteren bir Amerikan okulunda Arapça hocalığı yapmaya başladığını ifade etti. Ahmetoğlu, Kesrevî’nin bu dönemde modern ilimlere ilgi duymaya başladığını ve kendisini bu konularda geliştirdiğini dile getirdi. Kesrevî’nin hem ilmi hem de siyasi-içtimai kişiliği olduğunu ifade eden Ahmetoğlu, makalesinde Kesrevî’nin siyasi-içtimai yönünü incelediğini ifade ederek sunumunda şu sözlere yer verdi:

Kesrevî siyasi-içtimai bir düşünür olarak din konusu üzerine yoğunlaşmıştır. Yanlış din anlayışının toplumsal ilerleme ve kalkınma önünde engel teşkil ettiğini ileri süren Kesrevî’ye göre iki İslam vardır. Birincisi, vahye dayanan ve bölünmüş Arapları birleştirerek dünyanın yarısını yönetecek hâle getiren İslam; ikincisi ise farklı mezheplere bölünerek mensuplarını dünyanın en zayıf toplumları arasına getiren İslam’dır. Kesrevî’nin düşüncelerinde dinin yanında aklın da merkezî bir rolü vardır. Toplumun karşı karşıya kaldığı sorunlar akılla belirlenip çözülmelidir. Kesrevî, akıl-din ilişkisi söz konusu olduğunda dinin akılla inşa edilmesi gerektiğini ve aklın din ile ayakta durması gerektiğini savunur.

Kesrevî akıl ve din konularındaki düşünceleri paralelinde Şiiliğe bir dizi eleştiri yöneltmiştir. Örnek olarak Şiiliğin Hz. Peygamber zamanında ortaya çıktığı iddialarını reddetmiş ve Şiiliği Emeviler dönemindeki siyasi çekişmelerin bir ürünü olarak görmüştür. Mehdilik inancını, İslam’a eski İran inançlarından girmiş bir inanç olarak tanımlamıştır. Bunlara ek olarak Safevi Dönemi de Kesrevî’nin eleştirilerinden nasibini almıştır. Kesrevî’ye göre Safeviler, Şiilik adı altında baskıcı bir yönetim kurmuş ve kendilerine soyağacı uydurarak Şiilerin gözünde meşruiyet kazanmaya çalışmışlardır. Kesrevî, Kerbela merasimlerini ve yas kültürünü de akıl dışı bularak eleştirir. Ona göre her ne kadar Hz. Hüseyin mücadelesinde haklı olsa da geçmiş, geçmişte kalmalıdır ve abartılı yas törenleri ile ağlamaların kimseye bir faydası yoktur.

Kesrevî ve takipçileri, zihinlerindeki yanlış din anlayışını eleştirmenin ötesine geçerek toplumsal bir uyanışı gerçekleştirmek amacıyla Pâkdinî adı verilen bir hareketi başlatmışlardır. Saf, temiz din anlamlarına gelen bu kavram yine Kesrevî’nin önderliğinde Bâhemâd adıyla teşkilatlanmıştır. Kesrevî bilhassa 1930’lu yıllardan itibaren çeşitli gazete ve dergilerde fikirlerini ifade etmiş ve geleneksel çevrelerin hücumlarına maruz kalmıştır. Bazı kimseler Kesrevî’yi dinsizlikle itham etmiş ve Kesrevî’nin yazdıklarını kitap ve risalelerle çürütmeye çalışmışlardır. Kesrevî ve bazı ulema mensupları arasındaki sürtüşme mahkemeye taşınmış ve bir davanın ardından Kesrevî Fedaiyan-ı İslam örgütü tarafından öldürülmüştür.

Ahmetoğlu, sunumunun sonunda Kesrevî’nin eleştirilere verdiği cevaplardan bahsetti. Ahmetoğlu’nun aktardığına göre kendisini dinsizlikle suçlayanlara karşı çıkan Kesrevi, Pâkdinî hareketinin İslam’ın yenilenmesi olarak anlaşılmasını istiyordu. Daha sonra, Kesrevî’den etkilenen İranlı entelektüellere ve İran’da bir düşünce akımı olarak Kesreviciliğe değinerek sunumunu tamamladı.


Sunumun tamamını izlemek için tıklayınız